(1632 S. K. m. 66)
KONU: İzin tecavüzü suçundan sanık terhisli J. er M.Y.'ın 21.8.1993-19.5.1994 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediği iddia edilerek, As. C.K. nun 66/1-b maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine,
2 nci Tak. Hv. Kuv. Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 9.7.1996 gün ve 1996/56-335 sayılı hükmü ile, iddianamede açıklanan tarihler arasında izin tecavüzü suçunu işlediği kabul edilerek As. C.K. nun 66/1 -b ve TCK. nun 59 ncu maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararın,
Sanık müdafii tarafından, sanığın verem hastalığının askere gelmeden önce de mevcut olduğu, dilekçesi ekinde sunduğu reçetenin bunun kanıtı olduğu, Diyarbakır Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun raporuna göre askerliğe elverişsiz olduğunun tespit edildiği ve isnat edilen eylemin işlenmez suç olduğu belirtilerek temyiz edilmesi nedeniyle,
Başsavcılık, tebliğnamede hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir.
Askeri Yargıtay 1.Dairesi, 19.3.1997 gün ve 1997/196495 sayılı ilamı ile; sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu 15.3.1993 tarihli Doç. Dr.N.A.R. tarafından tanzim edilen reçeteye göre NH+Rifomycin ilaçları yazıldığı ve verem tedavisi uygulandığı belirtildiğinden, Dizi 41,58 ve Dz. 92'deki raporların nazaran sonuçta sağda plörezi sekeli nedeniyle B/49-F-1 askerliğe elverişli değildir kararı verildiğinden; askerliğe elverişsiz kılan sağda plörezi hastalığının askere şevkinden önce var olup olmadığının tespiti yönünden, (Dz.115) deki reçeteyi yazan tabibin yaptığı tedavilerin ne olduğunun, gerekirse bu tabibin dinlenilmesi; ayrıca sanığın birlikteki sağlık karnesinin, muayene ve tedavi uygulanmış ise, bu kayıtların celbi ile (Dz.41,58,92 ve 88) deki raporlarla birlikte dava dosyasının GATA Profesörler Kuruluna gönderilip, askerliğe elverişsizlik halinin askere sevk edildiği 5.6.1993 tarihinden önce de var olup olmadığı, suç tarihleri olan 21.8.1993-19.5.1994 tarihlerini kapsayıp kapsamadığının tespitinden, askerliğe elverişsiz olduğu kesin tarihin keza tespit edilmesinden sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, hükmün eksik soruşturma nedeniyle bozulmasına dair karar üzerine,
Yerel mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada sanığın şube şahsi dosyasından bu güne kadar gördüğü tetkik ve tedavilere ilişkin raporlar getirtilerek....sanığın askerliğe elverişsizlik halinin suç tarihlerini kapsayıp kapsamayacağının belirlenebilmesi amacıyla, GATA Profesörler Kuruluna sevk edildikten sonra, Profesörler Kurulunun 5.1.1998 gün ve 6 numaralı Ek Raporu ile (Dz.221), askerliğe elverişsizlik halinin hastalığının başladığı 21.11.1994 tarihinden itibaren olduğu, elverişsizliğin 5.6.1993 tarihinden öncesine götürülemeyeceği ve suç tarihleri olan 21.8.1993-19.5.1994 tarihlerini kapsamadığının belirlenmesinden dolayı daha önceki gibi aynen tesis edilen mahkumiyet hükmünün,
Sanık müdafii tarafından, Dairenin bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılmadığı Dr. Nuri Aydın RAMA' nın dinlenilmediği, askerliğe elverişsizlik halini doğuran "sağda plörezi" rahatsızlığının askere gelmeden önce de var olup olmadığının araştırılmadığı GATA Profesörler Kurulu' nun yetersiz raporu ile karar verildiği belirtilerek temyiz edilmesi,
Başsavcılığın da, hükmün onanması yönünde görüş bildirmesi üzerine,
Askeri Yargıtay 1 nci Dairesinin 6.5.1998 gün ve 1998/218-217 sayılı ilamı ile; (Dz. 115)'deki reçeteyi yazan tabibin yaptığı muayene ve tedavilerin ne olduğuna dair belgelerin celbi ve gerekirse reçeteyi yazan Dr. N.A.R.'nın dinlenilmesi gerektiği hususu eksik kalan soruşturmanın tamamlanması açısından kararlaştırılmasına ve bu konu bozma sebebi sayılmasına rağmen, yerel mahkemece bozma ilamının gereğinin yerine getirilmediği, yine eksik soruşturma ile karara gidildiği açıklanarak, eksikliğin tamamlanmasından sonra GATA Profesörler Kurulundan önceki bozma ilamı gereğince yeniden EK RAPOR alındıktan sonra hükme varılması gerektiği belirtilmek suretiyle hükmün BOZULMASINA karar verilmiş,
Başsavcılıkça bu bozma kararına karşı itiraz edilerek; (Dz.l15) deki reçetenin iki kalem ilacı ihtiva ettiği, rapor mahiyetinde olmadığı, herhangi bir rahatsızlığı belirtmediği, suç tarihleri, askerliğe elverişsizliği başlangıç tarihi, tedavi aşamaları ile ilgili tüm raporlar (Dz.l15) deki reçetenin GATA Profesörler Kurulunun incelenmesinden geçtiğini gösterdiğini bunun böylece kabul edilmesi gerektiği, bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde;ilgili reçete yönünden bir araştırma yapılması gerekiyorsa, bu incelemenin de bu kurul tarafından istenebileceği, oysa buna gerek görülmediği; doktorun 5 yıl evvelki bir olayı hatırlamayabileceği, reçete tedavisinin süreklilik arz etmediği, bu konunun .araştırılmasının neticeye tesir etmeyeceği belirtilerek Dairenin bozma kararının KALDIRILMASIN A..... dosyanın dairesine gönderilmesine karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunduktan ve sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava dosyasındaki izin belgesi ve izin bildirim çizelgesinden 14.8.1993 tarihinden itibaren 7 gün dağıtım iznine gönderildiği, 21.8.1993 tarihinde birliğine dönmesi gerektiği, ancak 19.5.1994 tarihinde kıtasına döndüğü anlaşılan sanığın, Diyarbakır Askeri Hastanesi Sağlık Kurulunun 28.12.1994 gün ve 6567 sayılı raporu ile spesifik plörezi teşhisi ile C/49 SMK 3 ay hava değişimi aldığı (Dz.41),
Aynı Askeri Hastane sağlık kurulunun 14.4.1995 gün ve 1456 sayılı raporu ile sağda plörezi nekaheti (spesifik) teşhisi ile C/49 SMK 3 ay hava değişimi aldığı (Dz.58),
Yine aynı hastane sağlık kurulunun 19.7.1995 gün ve 3079 sayılı raporu ile sağda plörezi sekeli (spesifik) teşhisi ile B/49 F-l askerliğe elverişli değildir karar verildiği (Dz.92),
(Dz.88) deki yine Diyarbakır Askeri Hastanesinin 10.6.1996 gün ve 7 numaralı ZEYL RAPORUNA nazaran 'TSK. S. Y. Y. nin 49. maddesi B dilimi 1. fıkrasındaki şartların 19.7.1995 tarihinden itibaren oluştuğu, dolayısıyla sanığın sağlık kuruluna girdiği bu tarihten itibaren askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği görülmektedir.
Bu tespitlere göre, sanığın yukarıda açıklanan tarihler arasında iznini geçirdiği maddi bir vakıa ise de; askerliğe elverişsizliği doğuran "sağda plörezi" hastalığının askere şevkinden önce sanıkta mevcut olup olmadığının anlaşılabilmesi yönünden Dairenin ikinci kez verdiği bozma ilamında eksik soruşturma olarak gösterilen hususların ikmal edilmesi gerekmektedir.
Oysa yerel mahkemece ilk bozma ilamı gereği, (Dz. 115) de bulunan reçeteyi yazan Doç. Dr. N.A.R.' nın dinlenilmesi, reçetenin düzenlendiği Ankara Numune Hastanesi kayıtlarının da bu doktor aracılığı ile incelettirilip sanığın bu hastalık açısından o tarihlerdeki sağlık durumunun tespit ettirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Öte yandan 31.dizideki Sımak 30 yataklı Cerrahi Hastanesinin 19.11.1994 tarih ve 9036-1922-94/2566 sayılı yazısı ile sanığın aynı tanı bu tarihte Diyarbakır 600 yataklı Askeri Hastanesine sevk edilmiş olduğu, başka bir deyişle bu şevke göre sanığın 19.11.1994 tarihinden önce de verem hastası olabileceğinin tıbbi olarak belirlendiği, oysa GATA Profesörler Kurulunun (Dz.221) deki ek raporunu da askerliğe elverişsizlik tarihi olarak 21.11.1994 tarihini kabul edildiği anlaşılmakla; sanığın askerliğe elverişsiz olduğu tarihin yeniden ve Dairenin önceki bozma ilamı gereğince GATA Profesörler Kurulundan alınacak raporla tespit ettirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, 353 sayılı kanunun 224 ve 217/11 nci maddeleri gereğince Başsavcılığın İTİRAZININ REDDİNE 4.6.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy