(353 S. K. m. 63) (1632 S. K. m. 63) (765 S. K. m. 71)
KONU: 1- Bakaya suçundan sanık er Ömer F.Y.'ın 4.6.1993-29.5.1997 tarihleri arasında yakalanmakla son bulan bakaya; 1.6.1997-3.6.1997 tarihleri arasında da geç iltihak suretiyle bakaya suçlarını işlediği iddia edilerek, As. C.K.nun 63/1-A ve 63/1 -B, TCK. nun 71 nci maddeleri gereğince cezalandırılması talebi ile 9 ncu P.Tüm.K.lığı Askeri Savcılığınca açılan kamu davası üzerine,
2- Aynı yer Askeri Mahkemesinde yapılan yargılama sonunda: Sanığın, iddianamede açıklanan tarihler arasında bakaya ve geç iltihak suretiyle bakaya suçlarını işlediği sabit görülerek,
a) Yakalanmakla son bulan bakaya suçundan dolayı As. C.K.nun 63/1 -A (3 aydan sonra yakalanlar hükmü), TCK. nun 59/2 maddeleri gereğince 5 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b)Geç iltihak suretiyle bakaya suçundan dolayı As. C.K.nun 63/1-B, TCK.nun 59/2 nci maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
647 Sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin amir hükmü uyarınca 1 günü 5 bin lira hesabı ile 125 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında tayin edilen ağır hapis ve ağır para cezalarının TCK. nun 74 ncü maddesi uyarınca ayrı ayrı infazına (Geç iltihak suretiyle bakaya suçundan verilen hüküm temyiz edilmemekle kesinleşmiştir.),
29.5.1997-30.5.1997 tarihleri arasında nezarette geçirdiği sürenin hürriyeti bağlayıcı cezasından mahsubuna dair verilen kararın,
Sanık tarafından, askerliğini yapmak için yurt dışından geldiği, pasaportsuz olması nedeniyle yakalandığı, polisler yakalamasalardı direkt olarak gidip askerlik şubesine teslim olacağı, bakaya kalmak kastı olmadığı belirtilerek temyiz edilmesi nedeni ile,
Başsavcılıkça da sanığın temyiz itirazlarının yerinde olmadığı belirtilerek reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesi üzerine,
Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 6.5.1998 gün ve 1998/285-284 sayılı ilamı ile; sanığın 4.6.1993-29.5.1997 tarihleri arasında bakaya durumuna düştüğünün maddi bir olgu olduğu belirtildikten sonra, çalışmak için gittiği Romanya'da 5 yıl kadar kaldığını, Elçilikten aldığı seyahat belgesi ile yurda dönüşünde pasaportu olmadığı için Atatürk Hava Limanında polis tarafından ifadesi alındıktan sonra adamlı olarak askerlik şubesine teslim edildiğini söylemesi (D. 16), temyiz dilekçesinde de askerliğini yapmak üzere döndüğünü vurgulaması karşısında: Dosyada bulunmayan yakalama tutanağı (D.4'de sadece gönderme yazısı var) ile sanığın iddia ettiği gibi, Atatürk Hava Limanı Koruma Şube Müdürlüğünce alınmış ifadesi varsa getirtilerek, içeriğine göre ele geçiriliş şekli tartışılıp, bakaya halinin yakalanma ile son bulup bulmadığının kesin olarak belirlenmesi gerektiğinden, eksik soruşturmaya dayalı mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş, Askerî Yargıtay Başsavcılığı bu karara itiraz ederek;
Sanığın,...askere gitmek için geldiğini söylemediği, hakkında yapılan araştırmada bakaya suçundan arandığı için memura teslim edilerek askerlik şubesine gönderildiği; cezadan kurtulmak için temyiz dilekçesinde şubeye müracaat edeceğini belirttiği gerekçesi ile Daire kararının kaldırılmasına... karar verilmesi doğrultusunda görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunduktan ve sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra, hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Adına düzenlenen askere sevk için çağrı pusulası 19.5.1993 tarihinde köydeki dayısı H.S.'ya tebliğ edilen ve 26.5.1993 günü sevk evrakını almak üzere askerlik şubesinde bulunması istenen sanığın, istenen tarihte askerlik şubesine başvurmadığı, 29.5.1997 tarihinde yurt dışından gelerek İstanbul Atatürk Hava Limanından seyahat belgesi ile girişte gözetim altına alınarak Bakırköy Askerlik Şubesi Başkanlığına sevk edildiği anlaşılmıştır.
1973 doğumlu olan sanık yurt dışından seyahat belgesi ile hava limanından giriş yaparken askerlik çağına girdiğinin ve her an askere alınabileceğinin bilincindedir. Pasaportla giriş yapsa idi polisin onu gözetim altına almaya tevessül etmeyeceği açıktır. Sanığın da "Seyahat Belgesi" ile gelince polisin bu muamelesi ile karşılaşacağını bilmediği kabul ve buna bağlı olarak temyiz dilekçesinde belirttiği gibi, askerliğini yapmak amacıyla yurt dışından geldiği şeklinde ileri sürdüğü temyiz sebebinin aydınlığa kavuşturulması ve en azından bu yönde oluşan kuşkunun giderilmesi açısından daire kararında belirtilen eksik soruşturmanın tamamlanması gerekmektedir, bu açıklamalara göre, sanığın ileri sürdüğü temyiz sebeplerinin tebliğnamede belirttiği şekilde dosya içeriğinden tespit edilemeyen cezadan kurtulmak amacına bağlanamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla yakalama tutanağı ile Atatürk Hava Limanı Koruma Şube Müdürlüğünce alınmış ifadesi varsa bunların celbi ile içeriklerine göre ele geçiriliş şekli tartışılarak bakayalığının yakalanma ile sona erip ermediğinin kesin olarak belirlenmesi gerektiğinden 353 Sayılı Kanunun 224 ve 217/11 nci maddeleri gereğince As. Yargıtay Başsavcılığının vaki itirazının REDDİNE, Başkan Dr.Hv.Hâk.Tuğg.Ö.AYHAN, Üyeler Hâk.Alb. V. ÖZENİRLER, Hâk. Alb.S.YALÇIN, Hâk.Alb.İ.Z.ÇAĞATAY ve Hâk.Alb. M.M. EMRE' nin karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile 4.6.1998 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Sanığın, birliğinde, Askerî Savcı ve mahkemedeki ifadelerinde askere gelmek için Türkiye'ye geldiği, şubeye müracaat edeceğine dair bir beyanı yoktur.
Temyiz layihasında şubeye müracaat edeceğini ilk defa söylemiştir.
Pasaportsuz olarak 29.5.1997 tarihinde seyahat belgesi ile Atatürk Hava Limanından yurda giriş yaptığı, araştırma sonucunda bakaya suçundan arandığı anlaşılmakla doğruca şubeye adamlı olarak sevk olunmuştur, seklindeki D.4 deki İstanbul Emniyet müdürlüğünün yazısına nazaran sanığın yakalandığı açıkça anlaşılmaktadır. Dosya münderecatına nazaran sanığın kendiliğinden katıldığına dair bir delile de rastlanmadığından, noksan soruşturma bulunmaması nedeniyle çoğunluğun görüşüne katılamadık. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy