(353 S. K. m. 209)
Bakaya suçundan sanık Yd.Sb.Ad.Adayı M.T.'nun 22.7.1997-6.8.1997tarihleri arasında müsnet suçu işlediği iddia edilerek As.C.K. nun 63/1-A maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile hakkında açılan kamu davası üzerine,
15 nci Kor. K. lığı As. Mahkemesince yapılan yargılama sonunda As. C.K .nun 63/1-A (7 günden sonra 3 ay içinde gelenler hükmü), TCK. nun 59, 647 Sayılı Kanunun 4.maddeleri gereğince neticeten 375 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair kararın,
Sanık tarafından "...Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü yüksek lisans öğrencisiyim..." denerek temyiz edilmesi,
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca da, yokluğunda verilen hükmün birlikte oturduğu annesine tebliğ edildiği 19.2.1998 tarihinden itibaren bir ay kadar sonra temyiz süresini geçirdikten sonra, 23.3.1998 tarihinde mahkeme kaleminde sanığa yapılan ikinci tebligatın o'na yeni bir temyiz süresi vermeyeceği belirtilerek temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesi üzerine,
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 13.5.1998 gün ve 1998/302-301 sayılı ilamı ile, tebligatın 7201 Sayılı Kanunun 1 nci maddesine göre PTT aracılığı ile yapılması tebliğ edilecek evrakın bu Kanunun 8 ve 23 ncü maddelerinde açıklanan şekilde hazırlanması ve PTT ye verilmesi gerektiği, oysa tebligatın Bursa Emniyet Müdürlüğüne yaptırıldığı, bunun yasaya aykırı ve tebliğ işleminin geçersiz olduğu, bu itibarla mahkeme kaleminde yapılan tebliğ işlemine göre sanığın vaki temyizinin süresinde bulunduğu kabul edilip, esastan inceleme yapılarak, sanığın, 21.7.1997 günü Şubeye gittiğine dair delillerinin kendisinden sorulmak suretiyle araştırılması; ayrıca 1111 Sayılı Askerlik Kanunun 35/K-2 maddesine göre, 1974 doğumlu olan sanığın temyiz dilekçesine eklediği belgeye göre 5.2.1998 tarihinde yüksek lisans için Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsüne kayıt yaptırdığı gözetilerek, bakaya kalmadan önce yüksek lisans sınavına girip girmediğinin, askerliğinin ertelenmesi konusunda bir girişimi olup olmadığının araştırılarak sanığın suç kastı ile hareket edip etmediğinin tartışılması ile karara varılması gerekirken, eksik soruşturma ile verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına ilişkin karara,
As. Yargıtay Başsavcılığınca itiraz edilip, Tebligat Kanununun 16 ve Tebligat Tüzüğünün 22.maddelerine göre, bilinen adresinde sanıkla birlikte oturan annesine yapılan tebligatın geçerli olduğu; tebliğden maksadın, tebliği gereken konu hakkında muhatabın ıttılaını sağlamak olduğu; Tebligat Kanununun 41.maddesinin....memur aracılığı ile tebliğ yapılmasına cevaz verdiği; aynı kanunun 32.maddesinin,.... tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise, muteber sayılacağı....;
353 Sayılı Kanununun 52/3 maddesine göre, asker kişilerden başkasına yapılması gereken tebliğlerin bir alındı karşılığında asker kişiler tarafından da yapılabileceği; Polis Salahiyet ve Vazife Nizamnamesinin 4 ncü maddesinin emniyet müdür ve amirlerine tebligat yapmak için polise emir verebileceğini kabul ettiği;
İç İşleri Bakanlığının 28.7.1993 gün ve 2980/93 sayılı yazısı ile başka türlü yapılamayan normal asker alma tebligatları ile bilhassa Askeri Ceza Kanunun kapsamındaki tebligatların zabıtaca yerine getirilmesi gerektiğinin tüm il valiliklerine bildirildiği,
Bu itibarla Bursa Emniyet Müdürlüğü aracılığı ile yaptırılan ve 19.2.1998 tarihinde sanığın birlikte oturduğu annesine yapılan tebligatın geçerli olduğu, bir haftalık temyiz süresinin 26.2.1998 günü sona erdiği, 23.3.1998 günü mahkeme kaleminde yapılan tebliğ işleminin sanık lehine yeni bir temyiz süresi başlatılmayacağı açıklanarak sanığın temyiz isteminin reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Rapor okunup, sözcü üyenin açıklamaları dinlenildikten sonra, hasıl olan vicdani kanaate göre,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 257 nci Dönem Yedek Subay Aday Adayı olan ve Temmuz 1997 celbine tabi olan sanığın, TRT. den yapılan ve tebliğ yerine geçen duyuruya göre, 10-21 Temmuz 1997 tarihlerinde askerlik şubesine müracaat ederek 22, 23, 24 Temmuz 1997 tarihlerinde test ve mülakat merkezinde hazır bulunması gerekirken, istenen tarihlerde askerlik şubesine başvurmadığı, 6.8.1997 tarihine kadar bakaya durumunu sürdürdüğü, bu tarihte Osmangazi Askerlik Şubesi Başkanlığına müracaat ettiği, böylece 21.7,1997-6.8.1997 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği kabul edilerek As. C.K. nun 63/1-A 7 günden sonra üç ay içinde gelenler hükmü, TCK. nun 59, 647 Sayılı Kanunun 4 ncü maddeleri gereğince sonuç olarak 375 bin lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair olan ve yokluğunda verilen hükmün Bursa Emniyet Müdürlüğü aracılığı ile 19.2.1998 tarihinde sanığın birlikte oturduğu annesi Arife TAVUKÇU' ya polis memuru tarafından tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Daire ile Başsavcılık arasındaki ihtilaf, yapılan bu tebligatın geçerli olup olmadığına ilişkin olup, daire ve Başsavcılık görüşlerine esas teşkil eden gerekçeler yukarıda etraflı şekilde anlatılmıştır.
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 1.maddesi "Kazai merciler... tarafından yapılacak bir cümle tebligat bu kanun hükümleri dairesinde posta telgraf ve telefon işletmesi vasıtasıyla yapılır"; aynı kanunun l6.maddesi de, "kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunamazsa, tebliğ kendisi ile birlikte oturan ailesi efradından veya hizmetçilerden birine yapılır"; 32.madde ise usulüne aykırı tebliğin hükmünü düzenlemekte olup, bu madde "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır...." ;Tebligat Tüzüğünün 22.maddesi, "kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ, ailesi efradından veya hizmetçi ve uşak gibi müstahdemlerinden birine yapılır..."şeklinde hükümler ihtiva etmektedir.
Öte yandan, 7201 Sayılı Kanunun 2.maddesi "Diğer Kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde.....,mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla..." da tebligat yapılabileceği hükmü getirilmiştir.
353 Sayılı Kanunun 52/3.maddesi, "asker kişilerden başkasına yapılması gereken tebliğlerin bir alındı karşılığın da asker kişiler tarafından yapılabilir" hükmünü içermektedir. Ayrıca, 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun 26, Tüzüğünün 4.maddeleri As. Ceza Kanunu kapsamındaki tebligatların zabıta tarafından ifasına ilişkin hükümler sevk ettiği gibi, bu hükümlere dayanılarak İç İşleri Bakanlığının As. Ceza Kanunu kapsamındaki tebliğ işlemlerinin zabıtaca yapılabileceğine dair genelgeleri de mevcuttur.
Dizi 32'de bulunan ve sanığın annesine yapılan tebliğ işlemini belgeleyen "Tebliğ ve Tebellüğ Tutanağı" incelendiğinde "...kararın tarafıma bilgi verilerek tebliğ edildiğini imzam ile tebellüğ ederim" ifadesini ihtiva ettiği, bundan da annesinin kararı aldığı ve öğrendiği anlamına geldiği görülmektedir.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 18 Aralık 1997 tarih ve 1997/174-167 esas-karar sayılı ilamında da Başsavcılıkça düzenlenen itiraz tebliğnamesinde ki "...Askeri Yargıtay 2.Dairesinin;" 7201 sayılı Tebligat Kanununun 1 nci maddesi gereğince tebliğin PTT vasıtasıyla yapılması gerekmekte, somut olayda başka bir makamca tebliğ yapmaya olanak tanıyan (MD.2) koşullar bulunmadığı cihetle, Yerel Mahkemece Emniyet Müdürlüğü kanalı ile yapılan tebliğ (Dz.119, 120) işlemi öncelikle bu nedenle yasaya aykırı bulunmaktadır..." şeklindeki görüşüne aşağıda açıklanacak mevzuat ve uygulama karşısında iştirak edilmemiştir. Demek suretiyle ve mevzuat ile uygulamalara da yer verilerek sonuçta;
"Bu itibarla emniyet müdürlüğünce yapılan tebliğ işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu söylemek olası değildir..." tarzında yer alan görüşte açık şekilde tebligatın emniyet görevlilerince yapılabileceğini ve geçerli olduğunu göstermektedir. Esasen Tebligat Kanununu hükümleri incelendiğinde, kanunun sert kurallar içermediği, esasla olduğu, esasına aykırı işlem yapılsa bile muhatabına ulaşmış olması halinde, bunun geçersizliğe neden olmayacağının kabul edildiği, kaldı ki polisinde de tebligat işlemlerinde mercilenden olduğu ve bunun usul ve koşullarının bizzat bu kanunda gösterildiği de anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri, tebellüğ belgesi, uygulama ve dava dosyasındaki diğer evrakın incelenip tartışılmasından sonra;
a) Tebligatın polis memuru tarafından sanığın bildirdiği aynı adreste sanıkla birlikte oturan annesine yapılmış olmasını 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile 353 sayılı kanun hükümleri geçersiz saymadığına göre bu tebligatın geçerli olduğuna,
b) Yine "kararın tarafıma bilgi verilerek tebliğ edildiğini imzam ile tebellüğ ederim" şeklindeki tebellüğ belgesi içeriğine göre yapılan bu tebligatın da mevzuat hükümlerine ve tebligatın amacına uygun düşen yeterli ve geçerli tebligat olduğuna karar verilmesi yoluna gidilmiştir.
Bütün bu açıklamalara göre 7201 sayılı Tebligat kanunu hükümlerine göre değil de, Bursa Emniyet Müdürlüğü marifetiyle 19.2.1998 tarihinde sanığın birlikte oturduğu annesi Arife TAVUKÇU' ya yapılan tebligatın geçerli bulunduğunda kuşku olmadığından bu tarihe göre bir haftalık temyiz süresini geçirdikten sonra 23.3.1998 tarihinde mahkeme kaleminde yapılan tebliğ işlemine göre sanığa yeni bir temyiz süresi tanınmasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı;
1. Polis marifetiyle sanığın aynı adreste birlikte oturduğu annesine yapılan tebligatın geçerli olduğuna, Üyeler Hak. Alb. G.BOZKURT, Hak. Alb. Y.ÖĞÜT, Hak. Alb. M.GÜZEL, Hak. Alb. M. ESENÜLKÜ' nün karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Tebellüğ belgesine göre "...kararın tarafıma bilgi verilerek tebliğ edildiğini imzam ile tebellüğ ederim" şeklindeki tebligatın da yeterli ve usulüne uygun olduğuna, Üyeler Hak. Alb. M.AKSÜT, Hak. Alb. G.BOZKURT, Hak. Alb. Y.ÖĞÜT, Hak. Alb. M.GÜZEL, Hak. Alb. M.ESENÜLKÜ, Hak. Alb. R.ULAK ın karşı oyları ve OYÇOKLUĞU ile,
3. Uygun bulunan Başsavcılığın İTİRAZININ KABULÜNE, Askeri Yargıtay 2.Dairesinin 13.5.1998 gün ve 1998/302-301 sayılı kararının kaldırılmasına, sanığın temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, Üyeler Hak. Alb. G.BOZKURT, Hak. Alb. Y.ÖĞÜT, Hak, Alb. M.GÜZEL ve Hak. Alb. M.ESENÜLKÜ nün karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
353 Sayılı Kanunun 217/1 ve 224 ncü maddeleri uyarınca 4.6.1998 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
7201 Sayılı Tebligat Kanununun 1 nci maddesinin amir hükmüne göre, Kazai merciler tarafından yapılacak bilcümle tebligatın bu kanun hükümleri dairesinde PTT işletmesi vasıtası ile yapılması zorunludur.
Aynı Kanunun 16 ncı maddesi de tebliğ yapılacak şahsın adresinde bulunmaması halinde, tebliğ kendisi ile birlikte oturan ailesi efradından veya hizmetçilerinden birine yine PTT aracılığı ile yapılacaktır.
353 Sayılı Kanunun 52/3 ncü maddesi, asker kişiler dışındaki kimselere asker kişilerin de tebligat yapabileceğini hüküm altına almış ise de, bu hüküm Tebligat Kanununun emredici hükümlerine istisna olarak getirilmiş değildir. Bilindiği üzere askeri mahkemeler, hazarda ve seferde teşkilatında bulundukları kıtaları takib eden ve bunlarla birlikte bulunan kuruluşlardır. Bu hallerde askeri mahkemenin bulunduğu yerde veya yakınlarında PTT teşkilatı bulunmayabilir. İşte bu durumlarda tebliğ işlemlerinin yürütülebilmesi yönünden asker kişilerin, asker kişiler dışındaki kimselere tebligat yapabilmesi amacıyla bu hüküm sevk edilmiştir.
7201 Sayılı Kanunun 41 nei maddesi hukuk mahkemelerinden verilen kararlarla ilgilidir.
Açıklanan bu emredici hükümler karşısında mahkeme kararlarının PTT aracılığı ile yapılmasında kanuni mecburiyet vardır.
Kanunun 2 nci maddesinin ana kurala getirdiği istisnalar inceleme konumuz ile ilgili değildir.
Bu itibarla Bursa Emniyet Müdürlüğünce polise yaptırılan tebligatın geçerli olduğu ve ikinci tebligata göre temyiz isteminin süresinde bulunmadığı doğrultusundaki çoğunluk görüşüne karşıyız.
KARŞIOY YAZISI
Dizi 32'de bulunan ve sanığın annesine yapılan tebliğ işlemini belgeleyen "Tebliğ ve Tebellüğ Tutanağı" incelendiğinde, "...kararın tarafıma bilgi verilerek tebliğ edildiğini imzam ile tebellüğ ederim" ifadesini ihtiva ettiği görülmektedir. Bu ifadeden kararın sanığın annesine tevdi ve teslim edildiği ve dolayısıyla içeriğini tam manasıyla kavradığı, muhatabın temyiz hakkını kullanması açısından kanun yoluna müracaat süresine başlangıç teşkil ettiğini anladığı şüphelidir.
Öte yandan usulüne uygun olmayan işbu tebliğ işleminin geçerli olabilmesi, Tebligat Kanununun 32 ve Tebligat tüzüğünün 22 nci maddeleri gereğince, sanığın tebligattan annesi tarafından haberdar edilmesi şartına bağlanmıştır. Sanığın Bursa'dan İzmit'e gelerek mahkeme kaleminde hükmü tebellüğ etmesi, annesi tarafından tebliğ işleminin kendisine bildirilmediğini ortaya koymaktadır.
Bu nedenlerle sanığın annesine polis memuru tarafından bilgi verilerek yapılan tebligatın şekil olarak da geçerli olduğu doğrultusundaki çoğunluk görüşüne karşıyız. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy