(353 S. K. m. 257)
Tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçundan sanık P. Tğm. G.Y. hakkında K.T.B.K.K.lığı Askeri Savcılığının 6.8.1996 gün ve 1996/962-279 sayılı iddianamesi ile; 29.6.1996 tarihinde görevli bulunduğu gözetleme yerinden ayrılarak Atıcı-2 gözetleme yerine giden Çvş.Murat BULDU nun yanına giden sanığın, Çvş. Murat' a neden görev yerinden ayrıldığını sorunca Çvş. Murat'ın, "komutanım canım sıkılıyor, kendimi öldürebilirim şeklindeki cevabı üzerine sanığın, taşıdığı Colt marka tabancasını çıkarıp, kurma kolunu da çekip bırakarak atışa hazır hale getirdikten sonra Çvş. Murat BULDU' ya verip "kendini öldüreceksen al kendini öldür" dediği, Çvş. Muratın da tabancayı sağ şakağına dayayarak tetiğe bastığı, hayati tehlike geçirerek, 45 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı, sol kol ve sol bacakta %45 oranında fonksiyon kaybı meydana geldiği, böylece silahını başkasına vermemesi hususundaki emirlere aykırı davranarak büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia edilerek, As. C.K. nun 89 ncu maddesi gereğince cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası üzerine,
Yapılan yargılamada sanığın fiilinin As. C.K. nun 146 ncı maddesi delaletiyle TCK. nun 459/2 nci maddesinde yazılı tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu bir kişinin yaralanmasına sebebiyet vermek suçunu oluşturduğunun kabulü ile, TCK. nun 459/2, 59/2 nci maddeleri gereğince verilen 2 ay 15 gün hapis ve 350 bin lira ağır para cezasının 647 sayılı kanunun 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmesine dair kararın,
Müdahil Murat BULDU tarafından cezanın tatmin edici olmadığı belirtilerek temyiz edilmesinden,
Askeri Yargıtay Başsavcılığınca da, eylemin As. C.K. nun 89 ncu maddesinde tanımlanan büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçuna vücut verdiği açıklanarak, hükmün suç vasfından bozulmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmesinden sonra,
As. Yargıtay 2 nci Dairesinin 13,5.1998 gün ve 1998/3)0-299sayılı ilamı ile; sanığın fiilinin, mağdur Murat'ın eyleminden ayrı olduğu, sanığın eylemi ile mağdurun yaralanması arasında doğrudan illiyet bağı bulunmadığı, dolayısıyla mağdur Murat BULDU' nun sanığın eyleminden neşet eden bir zararın bahse konu olmadığı, bu nedenle de mağdurun müdahil olarak davaya kabulüne dair ara kararının (D. 129) kanuna aykırı bulunduğu, müdahale hakkı olmayan şahsın müdahilliğine karar verilmiş olmasının ona temyiz hakkı vermeyeceği gerekçesi ile temyiz isteminin reddine ilişkin karara karşı, Başsavcılığın 27.5.1998 gün ve 1998/1280 sayılı tebliğnamesi ile itiraz edilerek; Dairece öncelikle suç vasfının tayin edilmesi, tayin edilecek suç vasfına göre mağdurun müdahil olup olamayacağı hususunun tartışılması gerektiği, müdahil olarak kabulüne dair kararın doğruluğunun esas kararla birlikte temyiz edilmesiyle anlaşılabileceği, müdahil sıfatına karşı bir temyiz olmadığından, müdahilliğinin kazanılmış hak olduğu; mağdurun olay öncesinde intihar düşüncesinde bulunduğu sırada sanığın bu eylemini gerçekleştirecek şartların oluşumu için elverişli vasıta tedarik ettiğinden sanığın fiili ile sonuç arasında illiyet bağının bulunduğu; ancak ölüm vuku bulmadığından, silahın başkasına verilmemesine dair emirlere aykırı davrandığı için eylemin büyük zararlar veren emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu açıklanarak Daire kararının KALDIRILMASINA, diğer yönlerden inceleme yapılmak üzere dava dosyasının Dairesine gönderilmesi yönünden görüş bildirilmiştir.
DAİRELER KURULU KARARI
Raporun okunmasından, sözcü üyenin açıklamalarının dinlenilmesinden ve konunun tartışılmasından sonra hasıl olan vicdani kanaate göre;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davanın yukarıda anlatılan safahatına göre, olayın iddianame, hüküm ve Daire kararında kabul edilen şekilde vuku bulduğu hususunda herhangi bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Çözüme kavuşturulması gereken husus, mağdurun dizi 128'de bulunan dilekçesi ile vaki müdahale talebinin 25.6.1997 tarihli oturumda (D. 129) karara bağlanarak "mağdur Murat BULDU' nun 353 sayılı yasanın 257 ve CMUK. nun 365 nci maddeleri gereğince müdahil olarak davaya kabulüne" dair kararın, Dairenin kabul ettiği gibi kanuna aykırı olup olmadığı ve mağdurun davaya müdahil olarak katılmaya hakkı bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
Gerek doktrinde, gerekse Askeri Yargıtay'ın ve Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında müdahil olmak için aranan şartlar: 1-Suçtan zarar gören şahıs olmak, 2-Mümeyyiz olmaktır.
Kamu davasına müdahale ile ilgili hükümler 353 sayılı kanunun 257 nci ve bu maddenin atıfta bulunduğu CMUK. nun 365 ve müteakip maddelerinde yer almıştır. CMUK. nun 365 nci maddesi, suçtan zarar gören her şahsın tahkikatın her halinde müdahale yolu ile kamu davasına iltihak edebileceğini hüküm altına almıştır. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 16.5.1945 tarih ve 27-10 sayılı kararında da belirtildiği üzere, işlenen bir suçun hayatına, sıhhatine, hürriyetine, ırzına, şahsi haklarına ve mallarına dokunduğunu ve suçtan zarar gördüğünü iddia eden kimsenin suçlu aleyhine açılmış olan bir kamu davasına iltihak edebileceği kabul edilmiştir. Görülüyor ki "suçtan zarar görme" kavramı geniş tutulmuş, suçun "şahsi haklara" ve "mallara" zarar vermesi halinde de ilgili şahsın müdahilliği kabul edilmiştir.
O halde suçtan zarar gören kimdir? Failin fiili ile sonuç arasında doğrudan illiyet bağı mevcut ise, sonuçtan etkilenen kişinin suçtan zarar görmüş olduğu kabul edilmelidir. Dava konusu olayda, sanığın tabancayı atışa hazır hale getirip bir bakıma üstlük nüfuzunu da kullanarak mağdura vermesi ve kendini öldürmesini söylemesi şeklindeki hareketi ile mağdurun bu tabanca ile kafasına ateş edip yaralanması, sol kol ve sol bacakta %45 oranında fonksiyon kaybına uğraması tarzında ortaya çıkan netice arasında doğrudan illiyet bağı yoktur demek mümkün değildir. Bu nedenle, kabul edilen eylem-sonuç ilişkisine rağmen,oluşa, delillere ve yasal düzenlemelere uygun olmayan bazı gerekçelerle mağdurun müdahil olarak kabulüne dair 25.6.1997 tarihli oturumdaki ara kararının (Dz.129) kanuna aykırılığına ilişkin dairenin kabulüne iştirak edilmemiştir.
SONUÇ VE KARAR: Açıklanan nedenlerle, Başsavcılığın itirazının KABULÜNE,
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 13.5.1998 gün ve 1998/300-299 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Temyiz incelemesi yapılması için dava dosyasının Dairesine GÖNDERİLMESİNE, 18.6.1998 tarihinde OYBİRLİĞİ ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy