(353 S. K. m. 62)
Sanığın cezai ehliyetinin hangi merci tarafından saptanması gerektiği meselesinin halli yönünden mevzuat hükümleri incelendiğinde:
a) Adli Tıp kurumu'nun adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere kurulduğu ve buna göre teşkilatlandırıldığı görülmektedir. (2659 Sayılı Kanun ve Adli Tıp Tüzüğü)
b) 2659 Sayılı Kanunun 31 nci maddesine göre "Yüksek öğretim Kurumları veya birimleri adli tıp mevzuatı çerçevesinde adli tıp olaylarında ve diğer adli konularda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre resmi bilirkişi" sayılmakladır.
c) 2955 Sayılı GATA Kanununa göre; GATA lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim ve öğretim yapan bir yüksek öğrenim kurumudur.
d) 353 Sayılı Kanunun 62.maddesinde; adli tıbba ilişkin konularda mümkün olduğu kadar askeri tabiplerin bilirkişi olarak tayin edilecekleri öngörülmektedir. Bu davadaki bilirkişi incelemesinin konusu ise, sanığın cezai ehliyetinin saptanmasından ibaret tıbbi bir konudur. Bu nedenle, GATA yerine özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını gerektirebilecek objektif ve bilimsel hiçbir neden bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve Askeri Yargıtayın yerleşik içtihatları dikkate alındığında: sanığın cezai
Ehliyetinin saptanması yönünden Adli Tıp Kurumunda gözlem altına alınmasına gerek bulunmadığı ve bu tetkikin GATA da yapılmasının yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak, yeterli görülmeyen önceki raporun da GATA tarafından tanzim edilmesi nedeniyle ve Profesörler Kurulunun GATA Yönetmeliğinin 15 nci maddesindeki "TSK. Personelinin sağlık sorunları ve raporlarıyla ilgili anlaşmazlıkları sağlık kurulu olarak çözmek ve hakem sıfatıyla karara bağlamak" görevi gözetilerek gözlem sonucu tanzim edilecek raporun GATA Prof, Kurulundan alınması gerektiğine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy