(1632 S. K. m. 64)
Davada maddi olayın sübutunda kuşku olmayıp, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, atılı suçun manevi unsur yönünden oluşup oluşmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Dosyadaki delillere göre; Sanığın, 12.5.1939 doğumlu olup. 4.4.1986 tarihinde İs.Tek.Kad.Bçvş.olarak emekli olduğu, 926 Sayılı Kanunun 107 nci maddesine göre, 55 yaşını bitirinceye kadar yedek astsubaylık statüsüne geçirildiği ve Yedek Subay Kanunu hükümlerine tabi olduğu, bu durumda yedeklik çağının 12.5.1994 tarihinde sona erdiği, bu tarihten önce 13-25 Eylül 1993 tarihleri arasındaki "Ferdi Seferberlik Eğitimine'' çağrıldığı, bunun için çıkarılan silahaltı davetiyesinin 10.8.1993 tarihinde kendisine tebliğ edildiği, ancak sanığın, 13.9.1993 tarihine kadar katılması gereken bu tatbikata katılmadığı, daha sonra 16.8.1996 tarihinde Kartal Askerlik Şubesine başvurduğu ve anılan eğitimin 20.8.1996-2.9.1996 tarihleri arasında tamamlattırıldığı, savunmasında rahatsızlığı nedeniyle tatbikata katılmadığını beyanla buna ilişkin raporunu ibraz ettiği, Kartal İlçesi Merkez Sağlık Ocağı Tabipliğince verilen bu raporda sınığın 9.9.1993 gönü yapılan muayenesinde "Grip tanısı ile (7) gün yatak istirahatının uygun görüldüğü", bu durumun Dz.49daki vizite değeri fotokopisi ile de doğrulandığı anlaşılmıştır.
Bu şekilde gerçekleşen maddi olayda, tatbikat süresinin başlangıcında yasal ve geçerli mazereti bulunan sanığın, kısa bir süre sonra yedeklik çağı dışına da çıkacağı göz önüne alındığında artık tatbikata gitmesinin gerekmediği kanaatine varması da doğal karşılanabileceği cihetle, Daire ilamında etraflı şekilde açıklandığı üzere, suç kastı ile hareket etmediğinin kabulü ile mahkûmiyet hükmünün sübut yönünden bozulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden aksi düşünceye dayalı itirazın reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy