(1632 S. K. m. 66)
Harita Genel K.lığı Ds.Tb.l.Anz.Da.Bl.K.emrinde görevli olan sanık Er'ın 26.1.1998 tarihinde kıtası komutanlığınca GATA (Ankara) Hastanesi Beyin Cerrahisi kliniğine sevkinin yapıldığı, yatarak tedaviden sonra ve istirahat bitiminde kliniklerince yeniden değerlendirilmek kaydıyla, 2.4.1998 günü 20 gün istirahatla kıtasına taburcu edildiği, sanığın taburcu edildikten sonra aynı gün bölük komutanını telefonla aradığı ancak mesainin sona ermesi sebebiyle görüşemediği, santralde görevli olan Er'e Bl.K.nına iletilmek üzere 20 gün istirahat aldığını, lösemi hastası olan yeğenini görmek üzere İstanbul'a gideceğini bildirerek aynı garnizonda bulunan birliğine katılmadan İstanbul'a gidip 24.4.1998 tarihinde de kendiliğinden birliğine katıldığı maddi bir vaka olarak sabittir.
Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesi ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık sanıkta suç işlemek kastı bulunup bulunmadığı konusudur. Sanık yargılamanın bütün safhalarındaki savunmasında 2.4.1998 günü 20 gün istirahatla kıtasına taburcu edildiğini, saat 16.30 sularında Bl. Komutanını aradığını bulamayınca santralde görevli olan bir arkadaşına telefon açarak BI. Komutanına iletilmek üzere Lösemi hastası olan yeğenini görmek üzere İstanbula gideceğini söylediğini saat 17.15 sularında hastaneden ayrıldığını, İstanbul'daki adresi ve telefon numarasının şahsi dosyasında bulunduğunu, 20 gün süreli istirahatların kıtada geçirileceğine dair bir emrin kendisine tebliğ edilmediğini belirtmiş bulunmaktadır.
Sanığın Bl. Komutanı olan Yzb.Ahmet SOYAK yeminli ifadesinde, sanığın 2.4.1998 günü mesai bitiminden sonra birliğini aradığını, kendisinin bölükte olmaması üzerine santralde görevli olan Ere 20 gün istirahatla kıtasına taburcu edildiğini ve İstanbul'da bulunan lösemi hastası olan yeğenini görmek için bir an önce gitmek istediğini söylediğini, ertesi gün santralde görevli Er tarafından kendisine iletildiğini, sanığın adres ve telefonunun şahsi dosyasında bulunmasına rağmen çağırmayı düşünmediğini, 20 gün ve daha üzeri istirahatlarda kıtasına taburcu kaydı mevcut olduğunda bu istirahatlarını kıtalarında geçirmeleri için bir emir veya yönergeyi sanığa tebliğ etmediğini, sanığın suçu kasıtlı olarak işlediği kanaatinde olmadığını, Birlikte genellikle bu tür istirahatların kıt'ada geçirilmediği yolunda bir uygulama da bulunduğunu ifade etmiştir.
Bu oluş karşısında; istirahat süresinin başlangıç tarihi ile kıtasına kendiliğinden katıldığı tarihler dikkate alındığında ve Askeri Yargıtay İçt.Brl.Krl.nun 12.4.1996 tarih ve 1996/1-1 sayılı kararı da gözetilerek, istirahat süresini geçirmeden ve bu süre içerisinde kendiliğinden döndüğü kurulumuzca kabul edilen sanığın savunmalarının Bl. Komutanının yeminli beyanı ile doğrulanması, istirahat aldığı gün saat 16.30 sularında bölüğüne telefon açıp Bl. Komutanı ile görüşememesi üzerine santralde görevli Er'e bölük Komutanına iletilmek üzere içinde bulunduğu durumu anlatması, adresi ve telefon numarasının şahsi dosyasında bulunmasına rağmen birliğine katılması için aranmamış olması, birliğindeki genel uygulama da göz önünde tutulduğunda sanığa izin verilmesi şeklinde bir izlenim edinilmesi, hastalığının suç tarihinden sonra da devam edip 15.6.1998 tarihinden itibaren 2 ay, 25.8.1998 tarihinden itibaren de 1 ay hava değişimi verilmiş olması karşısında sanıkta suç işlemek kastı bulunmadığı ve bu yönden suçun oluşmayacağı sonucuna varan Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin kararı yerinde görülerek başsavcılığın itirazının reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy