(353 S. K. m. 180)
Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesi ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlığı, duruşma tutanağı ile gerekçeli hükümdeki Askeri Savcının değişik şahıslar olmasının tavzih yolu ile düzeltilip düzeltilemeyeceği, bu yanlışlığın maddi hata olup olmadığı, bozma sebebi teşkil edip etmeyeceği konusu oluşturmaktadır.
Daire, duruşma tutanağı ile gerekçeli hükümde duruşmaya katılan Askeri Savcı olarak değişik şahıslar gösterildiğinden duruşmaya katılan Askeri Savcı konusunda kuşku bulunduğu, ayrıca 353 sayılı Kanunun 180/3 ncü maddesinin amir hükmüne de aykırı davranıldığı sonucuna varmış, Başsavcılık ise, 353 Sayılı Kanunun 177 ve 180 nci maddelerinin duruşma tutanağı ile ilgili olduğu, duruşmaya Askeri Savcı Hakimi Yb. Turgut ÖZBEK'in katıldığında şüphe bulunmadığı, gerekçeli hükümde ise yanlışlıkla başka bir Askeri Savcının adı ve soyadının yazıldığı, asıl olanın duruşma tutanağı olduğu, hatanın verilecek şerhle düzeltilebileceği görüşü ile daire kararına itirazda bulunmuştur.
Kurulumuzda yapılan incelemede:
Yargılamanın sona erdirildiği 21.12.1998 tarihli oturumda duruşmaya Askeri Savcı Hak. Yb. Turgut ÖZBEK'in katıldığı belirtilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararın heyete katılanlar bölümünde Askeri Savcı olarak Hak. Bnb. Naci DALKILIÇın yazılı olduğu, ayrıca kısa kararın tefhim bölümünde ve gerekçeli kararın sonuç bölümünde oturuma katılan Askeri Savcı ile tutanak katibinin isimlerinin yazılı olmadığı anlaşılmakladır, Öncelikle yapılan bu yarıklığın maddi hata olup olmadığı, tavzih yolu ile düzeltilip düzeltilemeyeceği konusunda müzakere açılmış olup müzakere sonucu ortaya konan görüşlerin ışığında sadece maddi hatalar ve buna benzer yazım hatalarının verilecek şerhle düzeltilebileceği, olayımızdaki yanlışlığın bu nitelikte bir maddi hata olmadığından şerhle düzeltilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Yapılan yanlışlığın bozma sebebi sayılıp sayılamayacağı konusuna gelince:
353 Sayılı Kanunun 128 nci maddesinde duruşmada hükme katılacaklar ile Askeri Savcı ve tutanak katibinin hazır bulunmalarının şart olduğu, aynı kanunun 177 nci maddesinin 2 nci fıkrasının B bendinde duruşma tutanağında. Askeri mahkeme kurulunun, askeri savcının, tutanak katibinin ve varsa tercümanın ad ve soyadlarının yazılacağı belirtilmiş olup yine aynı kanunun 180/3. maddesinde de gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında "...oturumun tarihinin ve bu oturumda bulunan askeri mahkeme kuruluna dahil olanların ve askeri savcı ile tutanak katibinin ad ve soyadlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir" hükmü yer almıştır.
Temyiz sebeplerini gösteren 353 Sayılı Kanunun 207 nci maddesinin 1 nci fıkrasına göre;
Temyiz kural olarak hükmün kanuna aykırılığı sebebine dayanır. 2 nci fıkrasında ise hukuki bir kuralın uygulanmaması yahut yanlış uygulanması kanuna aykırılık olarak belirtildikten sonra 8 bent halinde hangi hallerde kanuna aykırılık bulunduğu tek tek sayılmıştır. Sayılan bu kanuna aykırılıklar içerisinde duruşma tutanağı ile gerekçeli hükümde askeri savcının isimlerinin değişik şahıslar olarak yazılı bulunması veya gerekçeli hükmün hüküm fıkrasında askeri savcı ile tutanak kâtibinin ad ve soyadlarının bulunmaması halleri gösterilmemiş olması karşısında yapılan bu yanlışlığın 207 nci maddede belirtilen mutlak bozma sebebi olarak nitelendirilmediği görülmektedir. Ancak, bu sayılan sebeplerin dışında kalan bazı yanlışlıkların da 353 Sayılı Kanunun 221 ve 222 nci maddeleri uyarınca yapılacak inceleme sırasında bozma sebebi yapılıp yapılmamalarında "hükmün özüne etkili olup olmaması" ölçü olarak alınmıştır. Yapılan yanlışlık hükmün özüne etkili ise bozma sayılacaktır.
Öte yandan Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.1.1969 gün ve 1969/1-2 sayılı kararında da hükme müessir olan hukuki bir kuralın uygulanmaması yahut yanlış uygulanmış olması halinde hükmün bozulması gerekliğine karar verilmiştir.
İnceleme konusu yapılan olaydaki yanlışlığın duruşmaya katılan askeri savcı konusunda farklı isimler yazılması sebebiyle duruşmaya karılan askeri savcının kimliği konusunda tereddütler doğurduğu ve bu yanlışlığın da usul kurallarına aykırılık teşkil edip hükmün esasını etkileyebilecek nitelikte hata olduğu sonucuna varılarak bu işlem 353 Sayılı Kanunun 180/3 maddesinin açık hükmü karşısında kanuna aykırı bulunmuş ve bu nedenle de, bu yanlışlıkları ortaya koyup bozma sebebi sayan Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesinin kararında isabet görüldüğünden Başsavcılık itirazının reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy