(353 S. K. m. 162)
Dava konusu olayda, iddianamede yer alan ve sanık tarafından sarf edilen sözlerin bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu değerlendirme sonucunda bu sözlerin amire tehdit suretiyle hürmetsizlik suçunu teşkil etliği hususunda Daire ile Başsavcılık arasında anlaşmazlık olmadığı, anlaşmazlığın, Askeri Mahkemece sözlerin bütün olarak amire hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu suçtan mahkumiyet kararı verildiği halde, suç teşkil ettiği kabul edilen aynı sözler nedeniyle tehdit suretiyle hürmetsizlik sucundan verilen ve temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen beraat kararırını, sanık hakkında tehdit suretiyle hürmetsizlik suçundan mahkumiyet kararı verilmesine engel olup olmayacağına ilişkin olduğu anlaşılmakladır.
Dairece, sübutunda kuşku olmayan maddi olayda sanığın sarf ettiği sözlerin, amire hakaret suçunu oluşturmadığı ve bütün olarak amire tehdit suretiyle hürmetsizlik suçunu oluşturduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik olmadığı dosya kapsamından anlaşıldığından, çözümlenmesi gereken meseleyi, vasıfları verilen beraat kararının kesin
hükmün önleme etkisin, oluşturup oluşturmadığı teşkil etmektedir. Konunun müktesep hak kavramı ile bir ilgisi bulunmamaktadır.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
353 Sayılı Kanunun 165 nci maddesinde, hükmün konusunun duruşmanın sonucunu göre iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, eylemin değerlendirilmesinde askeri mahkemenin iddianame, iddia ve savunmalar ile bağlı olmadığı öngörülmüştür, bu hükme göre; suçun hukuki niteliğinin değişmesi halinde askeri mahkemece, sanığa 166 ncı madde gereğince ek savunma hakkı tanınarak hükme varılması gerekmektedir. Şayet müterakki suç söz konusu ise ağır suç içerisinde yer alması nedeniyle cezalandırılmayan fiiller için ayrıca bu karar verilmesine de gerek yoktur. Diğer bir ifadeyle, mahkemelerin sabit gördükleri ve suç teşkil eden eylem hakkında, suç vasfından veya eylemin başka bir suçun maddi unsurlarını oluşturduğu gerekçesi ile beraat kararı vermeleri mümkün değildir. Zira 353 Sayılı K. nun 173 ncu maddesine göre; beraat kararı, ya sanığın isnat olunan eylemin faili olmadığı ya da eylemin suç teşkil etmediği hallerde verilen bir karardır. Buna rağmen vasıftan verilen bir beraat kararının, hukuki değerden yoksun olduğunun kabulü gerekir. Çünkü böyle bir karara "kesin hüküm" niteliği kazandırmaya usul yasaları hükümleri olanak vermez; Nitekim, Yargıtay C.G.K. nın 28.9.1987 tarih ve E.1987/4-219, K.1987/415 sayılı kararında bu husus çok açık biçimde vurgulanmış, Askeri Yargıtay Genel Kurulunun 11.12.1949 tarih ve 145/375 sayılı kararında da vasıftan verilen beraat kararının yasaya aykırı olduğu belirtilmiştir.
Askeri Mahkeme hükmünde, eylem bütün olarak amire hakaret olarak kabul edilip mahkumiyet hükmü tesis edildiği için tehdit suretiyle hürmetsizlik suçundan verilen beraat kararına yönelik hiçbir gerekçe yazılmadığı ve sadece, iddianamede eylem ikiye bölünerek amire hakaret suçu yanında amire tehdit suretiyle hürmetsizlik suçundan da dava açılmış olması nedeniyle bunu karşılamak amacıyla vasıftan beraat kararı serildiği görülmektedir. Oysa eylem bütün olarak amire hareket olarak kabul edildiğine göre, amire tehdit suretiyle hürmetsizlik suçundan beraat kararı verilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Aynı eylem nedeniyle hem beraat hem mahkumiyet kararı verilmek suretiyle hüküm karıştırılmıştır. Verilen beraat karan hukuki değerden yoksun olup, kesin hüküm olarak kabulü olanaksızdır.
Bu nedenlerle, itiraza atfen hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına oyçokluğu (14/1) ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy