(353 S. K. m. 227)
Üstünün parasını çalmak suçundan dolayı sanık erin mahkumiyetine dair önceki hükmün, Askeri Savcının isminin duruşma tutanağının başlık kısmında yazılmaması nedeniyle bozulması ve yerel mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen Askeri Savcının isminin yer almadığı 7.10.1996 tarihli duruşmada yapılan usulü işlemlerin (sanığın sorgusunun yapılması, tanığın dinlenmesi gibi) tekrarlanması gerektiği açıklanarak hükmün yeniden usûl yönünden bozulmasına dair Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin 11.11.1997 gün ve 1997/616-612 sayılı bozma kararma yerel mahkemece direnilmesi üzerine;
Öncelikle, direnme hükmüne esas olan Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 11.11.1997 tarihli bozma kararından sonra, sanığın bozmaya karşı diyeceklerinin tespit edilememiş olmasına rağmen yokluğunda duruşmaya devam edilmesinin kanuna aykırılık teşkil edip etmediği hususu incelendiğinde; bozma ilamına karşı sanığın diyeceklerinin tespiti için Gölköy Asliye Ceza Mahkemesine 27.11.1997 tarihinde yazılan talimatın sanığın işi için Ordu iline gittiği belirtilerek ikmal edilemeden izole edildiği, sanığın adresinin tespiti için jandarmaya yazılan yazıya verilen cevapta köyünde oturduğunun bildirilmesi üzerine yerel askeri mahkemece 22.5.1998 tarihinde yeniden Gölköy Asliye Ceza Mahkemesine talimat yazıldığı, sanığın İstanbul'a gittiği ve açık adresini bilen olmadığı belirtilerek ikmal edilemeyen talimatın iade edildiği, bu durum karşısında sanığın uzun süre aranıp bulunamaması sebebiyle 353 sayılı kanunun 227/son fıkrasındaki koşullar gerçekleştiğinden bu madde uyarınca yokluğunda duruşmaya devam edilip yargılamanın sonuçlandırılmasında usule aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, 7.10,1996 tarihinde yapılan ve hükmün verilen duruşma tutanağının baş kısmında Askeri Savcının ismi yazılı olmamakla beraber, duruşmanın kesintisiz olarak devam edip duruşma tutanağının 2 nci sayfasının altında Askeri Savcının isminin yazılı olması, ayrıca temyiz eden Askeri Savcının aynı şahıs olması karşısında Askeri Savcının isminin baş tarafa yazılmamış olmasının usule aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Sübut ve uygulama yönünden yapılan incelemede; sanığın 28.5.1996 günü saat 04.00 de nöbete kalktığında Onb.Ö.T.M. nin boynunda asılı bulunan fermuarlı cüzdanını açarak 250 Dolar, 70 Mark ve 3 Milyon TL.sini aldığı, sanığın her safhasındaki itirafı ve tanık M.Y.nin yeminli beyanı karşısında suçun sübutunda kuşku bulunmadığı gibi tavsif ve uygulamada, asgari haddin üzerinde ceza tertibinde ve 647 sayılı Kanunun 4 ncü maddesinin uygulanmaması için gösterilen gerekçelerde de bir hata veya zaaf görülmediğinden, yerel askeri mahkemenin direnme kararına yönelen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy