(1632 S. K. m. 70)
"...Sanıkların Diyarbakır/Lice İlçesi Abalı J.Krk.K.lığında konuşlu bulunan 2.Mknz.P.Bl.Timinde görevli tankçı olarak görev yapan erbaş ve er oldukları, 21.10.1995 günü mürettebatı oldukları 264970 no.lu M-60 A3 tankının bakımını yaparlarken, sanıkların Tim Komutanı sıfatıyla amiri olan Ütğm.Ahmet BÜYÜKKORU'nun bakım yapılan yere gelerek sanıkları kontrol ettiği, saçlarının uzun olduğunu tespit ettiği, sanık er G. D. i tekme,tokatla dövdüğü, Ütğm.nin evvelden beri gelen sert.kırıcı davranışlarından memnuniyetsizlik duyan sanıkların bu son olay üzerine daha rütbeli bir subayı bularak durumlarını anlatıp şikayetle bulunmak üzere, aniden aldıkları bir kararla mürettebatı oldukları tanka binip Diyarbakır'a doğru yola çıktıkları, tankın gidişinden şüphelenen Tğm.Recai ÖZTÜRK'ün telsizle Bl.Komutanına durumu iletip tankın gidişi hakkında malumatının olup olmadığını sorduğu, olayı öğrenen Bl.Komutanının emriyle Tğm. ÖZTÜRK'ün tankın peşine düştüğü, bu arada telsizle irtibat kurmaya çalıştığı, Kocaköy ilçesine yaklaşıldığında Tğm.ÖZTÜRK'ün telsiz irtibatı tesis ettiği sanık er G. D.'in "şikayetlerini üst makama iletmek için bu işe giriştiklerini" söylediği, Tğm. ÖZTÜRK'ün kendilerine hiçbir baskı uygulanmayacağına ve durumu üst mercilere ileteceğine dair söz vermesi üzerine sanıkların tankı durdurdukları ve olayın bu şekilde nihayete erdiği anlaşılmıştır.
Sözleşerek firar suçuna ilişkin As. Yrg. İçt. Birleştirme Kurulunun 19.4.1996 tarih ve 1996/2-2 E.-K. sayılı kararında "...mahkemeler, önlerine gelen olayın özelliklerini, ayrıntılarını göz ardı etmeksizin suçu oluşturan eyleme yönelen iradeyi (kastı) belirlemeli, bu iradenin askerlik hizmetinden kaçmaya yöneldiğinin ortaya konması halinde, bu suçun oluştuğu kabul edilmelidir..." denerek, sözleşerek firar suçunun oluşup oluşmadığı noktasında, manevi unsur üzerinde titizlikle durulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Hadisede manevi unsurun varlığı veya yokluğu hususunu irdelerken, şikayet mevzuu ile şikayet için yasal prosedür dışında takip edilen yol arasında, makul bir dengenin, yasal prosedür dışına yönelmeye haklı bir zorunluluğun olup olmadığına bakmak gerekmektedir. Olay basit bir dövülmeden ibarettir. Dövülen erin her hangi ciddi bir rahatsızlığı söz konusu değildir. Sanıkların mektupla veya tankçı olmaları nedeniyle ellerinde bulunun tanka ait telsizle şikayetlerini üst rütbeli subaylara iletmelerinin mümkün olduğu açıktır. Üstelik OHAL bölgesinde bu eylemde bulunmalarının, kendilerinin olduğu kadar kendilerini takip eden personelinde hayatını tehlikeye attığı ortadadır.
"Şikayet için birliği terk ettiklerinden dolayı, manevi unsur yokluğundan dolayı sözleşerek firar suçunun oluşmadığı" şeklindeki bir kabulün, ilerde müessif hadiselere yol açabileceğinin, bu karakolun veya hatta bir hudut bölüğünün, şikayet gerekçesiyle, komple olarak, birliği terk etmesi halinde, oluşacak disiplinsizliğin boyutunun göz ardı edilmemesi gerekir. Sanıkların eyleminde işe şikayet mevzuu ile şikayet yasal prosedürü dışında takip edilen yol arasında makul bir dengenin olmadığı, mektup ve telsizle şikayet imkanı varken, haklı bir zorunluluk gerekmeden tanka binerek şikayet için Diyarbakır'a gitmek üzere yola çıkmalarında müsnet suçun manevi unsur yönünden de oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Sanıklardan G. D.'e karşı bölük komutanına vaki asta müessir fiil suçunun işleniş şekli ve komutanın vaki asta müessir fiil suçunun işleniş şekli ve sonuçları nazara alındığında ortada tüm sanıkların şikayetini gerektirecek bir durumun olmadığı, dolayısıyla sanıkların firar kastı ile hareket ettikleri sonucuna varılmıştır.
Öte yandan işleniş şekillerine göre firar suçlarını düzenleyen hükümleri firar eylemi ile askeri hizmetin ihlal edildiğini varsaymıştır. Dava konusu olayda sanıkların çarnaçar kaldıklarını, şikayetten başka çarelerinin olmadığını kabul etmek mümkün değildir. Dava konusu olayda sanıkların sözleşerek firar suçunu işlemeye sevk eden derin duygu olan (saikın) ön planda olduğunu ortaya koyan bir durum da yoktur.
Bu nedenlerle itirazın kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy