(353 S. K. m. 197)
İzin Tecavüzü suçundan sanık Er R.D. hakkında 28.12.1998 tarihinde yüzüne karşı yapılan yargılamada mahkumiyetine karar verildiği, birlik komutanlığının 5.3.1999 tarihli yazısına göre; birliğine dönen Er'in aynı gün hükmü temyiz etmek istediğini bildirdiği, Uzunköprü C.Savcılığı ile yapılan görüşmede gerekçeli hükmün sanığa tebliğinden sonra temyiz hakkını kullanabileceğinin belirtildiği, gerekçeli hüküm beklenirken kesinleşen hükmün infazı ile ilgili yazının 1.3.1999 tarihinde bölüğe geldiği, sanık Er'in bu sebeple temyiz hakkını kullanamadığının açıklandığı, 5.3.1999 tarihli temyiz dilekçesinin de yazıya ekli olduğu görülmektedir.
Açıklanan aşamalardan belirlendiği gibi; Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlığın 28.12.1998 günü yüzüne karşı tefhim edilen hükmü sanığın temyiz edeceğini amirine açıklamasına rağmen, amiri tarafından tutanak tutulmaması nedeniyle 5.3.1999 tarihli temyiz itirazının süresinde yapılmış sayılıp sayılmayacağına ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır.
353 Sayılı Kanunun 197/son fıkrasına göre, asker kişiler tarafından en yakın askeri birlik komutanına veya askeri kurum amirine bir beyanda bulunmak suretiyle de kanun yoluna başvurulabilmesi mümkündür. Bu hususta bir tutanak düzenleneceği ve kanuni mehillere uyulmuş olmak için tutanağın bu mehiller içinde düzenlenmiş olması gerektiği hükmü mevcut bulunmaktadır. Sanığın hükmü temyiz edeceğine dair amirine yapılmış beyanı ile ilgili olarak tutanak tanzim edilmediği takdirde 353 Sayılı Kanunun 197/son maddesindeki şartların oluşmadığını kabul etmek gerekecektir. Gerek doktrinde gerekse yargısal içtihatlarda bir hakkın kullanılmasının söz konusu olduğu hallerde geniş yoruma başvurulması gerektiği hakkın kısıtlanması sonucunu doğuran bir konuda ise dar yoruma gidilmesi gerektiği görüşü istikrar kazanmıştır.
Somut olayda, Sanığın amiri tarafından yazılan 5.3.1999 tarihli cevabi yazıdan anlaşıldığı gibi 28.12.1998 günü yüzüne karşı hüküm tefhim edilen sanık aynı gün birliğine döndüğünde hükmü temyiz edeceğini açıkça beyan etmiştir temyiz iradesini geçerli bir şekilde açıklamış ve merci tayininde de yanılmamıştır. Tutanağı tanzimle görevli Birlik Komutanlığınca Uzunköprü Cumhuriyet Savcılığı ile yapılan görüşmede hükmün sanığın yüzüne karşı tefhim edildiği hususu belirtilmediğinden hükmün sanığın gıyabında verildiği zannedilerek gerekçeli kararın tebliğinden sonra temyiz hakkını kullanabileceğinin bildirildiği ve bu nedenle tutanak tutulmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla olayda sanıktan kaynaklanan bir kusur veya ihmal bulunmamakta ve idarenin hizmet kusurundan ise sanığın sorumlu tutulamayacağı açıklığa kavuşmaktadır. Bu itibarla "....süresi dışında düzenlenmiş bir tutanağın varlığı değil, hiç tutanak düzenlenmemiş olması söz konusu olduğundan ve durumu bildiren yazının olayın doğal akışına uygun olarak, süre dışında yazılmış olmasında ve sanığın temyiz dilekçesinin de süre dışında verilmesinde, yasal süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğu sonucuna ulaşılmaması gerektiğine... Kötüye kullanma halinde şekil şartının da yeterli olamayacağına,...esnek bir yoruma ihtiyaç ve gereksinim bulunduğuna... Kanun yoluna baş vuran kişinin katkısı ve dahili bulunmayan kusurlardan dolayı, temyiz süresinin geçirilmesinde; istem süresinde ve yetkili mercie iletilmiş ise; temyiz isteminin süresinde yapıldığını kabul etmek gerektiğine, Aksi takdirde 353 Sayılı Kanunun 197 nci maddesinde zikredilen yetkili mercilerce hiç tutanak tanzim edilmemesi, tutanakta yanlış tarih bulunması veya hiç bulunmaması hallerinin tümünde; süresinde ve yasal şartlara uygun yapılan temyiz istemlerinin yok sayılması gibi bir sonuca ulaşılacağına, bu sonucun ise kanun koyucunun amacı dışında bir uygulama olacağına..." ilişkin; Başsavcılığın itiraz lahiyasında açıklamış olduğu tüm görüşlerinde yasal isabet bulunduğu sonucuna ulaşıldığından itirazın kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy