(353 S. K. m. 207)
18.8.1995 tarihinde, 25 gün izin ve 4 gün yol süresi ile izine gönderilen sanığın izninin 15 gün de uzatıldığı, 1.10.1995 günü son saatine kadar birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 22.11.1995 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı, ikrarı dosyadaki yazılı belgelerle sabit olup maddi eylemin bu şekilde oluştuğunda bir tereddüt yoktur.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık; sanığın mahkumiyetine gidilirken iddiaya karşı usulüne uygun biçimde sorgu ve savunmasının alınıp alınmadığına ve savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkindir.
353 Sayılı Kanunun 146 ncı Maddesinde; "...Kimlik tespitinden sonra askeri savcı, suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile uygulanması istenen kanun maddesini belirtmek suretiyle iddianameyi özetleyerek okuyabilir. Bundan sonra 83 ncü Madde gereğince sanığın sorgusu yapılır." denmiş bulunmasına; 177 nci Maddesinin; "Duruşma için bir tutanak düzenlenir. Bu tutanak duruşmayı yöneten askeri hakim ile tutanak katibi tarafından imzalanacağım..." amir bulunmasına (CMUK. m. 264) ve 179 ncu Maddesinde de; "Duruşmanın nasıl yapılacağı hakkındaki kurallara uyulup uyulmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağın bu kısımlarına karşı yalnız sahtecilik iddiası ileri sürülebilir" dendiğine göre; duruşma tutanağı yargılama faaliyetinin en önemli unsurlarından birisini teşkil ettiğinden bu konudaki usul hükümlerine aynen uyulmasının gerektiği ortadadır.
Nitekim Dairenin ilk bozma nedenlerinden birisini; Aladağ Asliye Ceza Mahkemesince iddianameye karşı sorgu ve savunmasının alındığına ilişkin duruşma tutanağının ilk sayfasının tutanak katibi tarafından imzalanmamış olması (Dz.41) teşkil ettiğine göre; bu tutanakta yer alan işlemlerin yok hükmünde olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Bu nedenle yapılan bozma üzerine, mahkemece yapılan tensiple bozmaya karşı ne diyeceğinin sorulması için, bozma ilamının yanı sıra iddianamede gönderilerek talimat yazılmış, (Dz.142) cevap gelmemesi üzerine duruşmaya devamla sanığın yokluğunda yapılmasına karar verildikten sonra da bozmaya uyularak sanığın yazılı biçimde mahkumiyetine karar verilmiştir.
353 Sayılı Kanunun 227/son Maddesi; "sanık ve müdahilin bulunmamaları nedeniyle, bozmaya karşı beyanları tespit edilememişse, duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise sanığın herhalde dinlenmesi gerekir.." hükmünü amir olup, gerçekten sanığa verilen ceza, bozmaya konu olan eczadan daha ağır değil ise de; sanığın 153 Dizide bulunan tutanaktaki adresinde hiç aranmadığı bir yana, 353 Sayılı Kanunun 227/son Maddesindeki hükmün, daha önce iddiaya karşı usulüne uygun biçimde sorgu ve savunması alınanlar için geçerli olacağı tabidir. Oysa, yukarıda açıklandığı gibi, iddianameye karşı istinabe yoluyla yapılan sorguya ilişkin tutanakta, katibin imzasının bulunmaması nedeniyle, yapılan işlem yok hükmünde olduğundan sanığın iddiaya karşı yöntemine uygun biçimde sorgu ve savunmasının alınmadığını kabul etmek gerekmekte olup, bu durumun, savunma hakkını kısıtladığına ve mutlak bozma sebebi teşkil etliğine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy