(765 S. K. m. 266)
Yapılan incelemede;
14.11.1996 günü saat 18.00 sularında ailevi sorunları nedeni ile aldığı alkolün etkisi ile sarhoş bir vaziyette resmi elbise ile Burdur 58 nci Top.Er Eğt.Tug.K.lığı Askeri Gazinosuna gelen, bar kısmına geçerek alkol almaya başlayan sanığın tabancasını çıplak vaziyette tezgah üzerine bıraktığı, dengesiz davranışlar yapmaya başladığı, gazinoda barmen olarak görevli er A.Ç.'dan tekrar alkollü içki istemesi üzerine barmen erin nöbetçi subayının haberi olmadan içki veremeyeceğini söyleyip, durumu Gazino nöbetçi Subayı olan mağdur Astsb.Kd. Üçvş.M.D.'ye haber verdiği, sanığın yanma gelen resmi elbiseli ve kolunda nöbetçi subayı olduğuna ilişkin kolluk bulunan mağdur Astsb ın sanığa bir duble daha içtikten sonra gitmesini söylediği, sanığın gazinoda etrafında bulunanlara sataştığı, Nöbetçi Subayının gazinoyu terk etmesini söylediğinde sanığın S.,,tir git, sen mi bana karışacaksın, ananı avradını s...k.ederim şeklinde küfrettiği hususu mağdur tanık (Dz:9, 52, 87) ve tanık barmen er A.Ç, (Dz; 4, 54, 76) ile tanık Ecz.Tğm.O.S. (Dz:6, 76)'nm ifadelerinden açıkça anlaşılmakta, ve sanığın mağdur gazino nöbetçi subayına karşı yukarıda mahiyeti açıklanan sözleri sarfettiği sübuta ermektedir. Esasen Daire ile Başsavcılığın sübutla ilgili görüşleri arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ortaya çıkan ve çözümlenmesi gereken uyuşmazlık bu şekilde cereyan edip sübuta eren eylemin hangi suçu oluşturduğu noktasındadır.
Sübutunda kuşku bulunmayan müsnet eylemin Dairenin kabulünde olduğu gibi asta hakaret suçunu mu, itiraz tebliğnamesinde ileri sürüldüğü gibi görevli memura hakaret suçunu mu oluşturduğu meselesine gelince;
Öncelikle açıklamak gerekir ki sanık (1983-5) sicil sayılı 1996 yılında başçavuş rütbesini kazanmış bir Astsb.iken (Dz:55), mağdur Astsb.Mahir ise (1986-24) sicil sayılı (Dz:52) olup, dava konusu olay anında Astsb.Kd.Üçvş.rütbesindedir. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere sanık, mağdurdan daha üst rütbeli bir astsubaydır.
Rütbece kıdemli bir asker kişinin, bir astına karşı yukarıda açıklanan küfürleri ettiğinde oluşan suçun niteliğine gelince;
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun inceleme konusu olaya benzer bir olayla ilgili yaptığı inceleme sonunda verdiği 13.6.1996 gün ve 1996/91-92 sayılı kararında da etraflıca açıklandığı gibi asker kişilerin işledikleri askeri suçların benzeri suçlar (Asta Müessir Fiil T.C.K.nun 456 ncı maddedeki müessir fiil gibi) Türk Ceza Kanununda da suç olarak yer alsa hatta daha ağır bir cezayı gerektirse bile As. C.K.nun T.C.K.na göre "Özel Kanun" olması nedeni ile As. C.K.nun öncelikle uygulanma zorunluluğu vardır. Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetlerinde astlık-üstlük ilişkileri disipline önem veren her orduda olduğu gibi önem arz ettiğinden astlık-üstlük ilişkilerinden doğan suçlar As.C.K.nun da ve 477 Sayılı Disiplin Mahkemeleri Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Kanununda özel olarak düzenlenmiş, "Askeri suç" veya "Disiplin suçu" haline getirilmiştir. Astın amir veya üstüne karşı işlediği suçlar As. C.K.nun da amir ve üste hakaret (As.C.K.85), amir ve üste mukavemet (As.C.K.90), amir ve üste fiilen taarruz (As.C.K.91) şeklinde, amir veya üstün astına karşı işlediği suçlar ise asta müessir fiil (As.C.K. 117/1) asta sövme, hakaret etme, kötü davranmak (477 Sayılı Kanunun 55 nci maddesinde) şeklinde düzenlenmişlerdir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı gibi Askeri Ceza Hukuku mevzuatındaki bu düzenlemelerde tarafların astlık-üstlük durumları ile amir veya maiyet esas ölçü olarak göz önünde bulundurulmuştur. Bu duruma göre de sanığın sübuta eren eyleminin niteliğinin tayininde mağdur Astsb' ın olay anında gazino nöbetçi astsubayı olarak görevli olması hususu değil, sanığın ve mağdurun rütbe ve kıdemleri, sanığın mağdura göre rütbece üst, mağdurun da ast olması hususu esas ölçü olarak göz önünde bulundurulacaktır. Bu ölçülere göre bir niteleme yapıldığında da üst durumunda olan sanığın fiilinin 477 S.Kanunun 55 nci maddesinde düzenlenmiş olan "asta hakaret" suçunu oluşturduğu sonucuna varılmakta ve Dairenin kabul ve değerlendirmelerinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ayrıca, As. C.K.na 25.5.1972 gün ve 1590 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile eklenen EK-6 ncı maddesinde, maddede açıklanan yerlerde askerlere karşı yine aynı maddede açıklanan suçları (Fiilen taarruz, hakaret ve tehdit) işleyen kişiler hakkında TCK. nun bu fiillerle ilgili hükümlerinin uygulanacağı bildirilmekte ise de; bu düzenleme asker olmayan kişilerin işlediği suçlarla ilgilidir. Her ne kadar madde metninde bu suçların faillerinin sivil kişi olduğu konusunda açıklık yok ise de, madde gerekçesinde (T.B.M.M. Tutanak Dergisi S Sayısı:515) bu hususa açıkça değinilmiştir.
Bütün bu açıklamalar karşısında sanık J.Oto. Tek.Astsb.Bçvş. S.Ç.'in mağdur Bando Astsb.Kd.Üçvş.M.D.'ye karşı işlediği sabit görülen hakaret suçunun itiraz tebliğnamesinde ileri sürüldüğü gibi görevli memura hakaret (T.C.K. nun 266 ncı maddesi) suçunu değil, Daire kararında açıklandığı gibi, 477 Sayılı Kanunun 55 nci maddesine uyan "Asta Hakaret" suçunu teşkil ettiği sonucuna varıldığından, 5 nci Dairenin bu yoldaki kabulünde isabet görülmüş, ve Başsavcılığın itirazının oyçokluğu ile reddi gerekmiştir.,
Üyelerden Hak.Alb.A.TOKAT çoğunluk görüşüne katılmayarak Başsavcılık itirazının kabulü gerektiği yolunda oy kullanmış, Üyeler Hak.Alb.E.ESEROL, Hak.Alb.D.DİNÇER, Hak.Alb.A.TÖKAT, Hak. Alb.S.SOYKAN, Hak.Alb.R.SÖZEN, Hak.Alb.A.ALKIŞ ise As.C.K.nun 25.5.1972 gün ve 1590 Sayılı Kanunun 2 nci maddesi ile eklenen EK-6 ncı maddenin itiraz incelemesine konu olan olayla ilgisi olmadığı bu hususun Daireler Kurulu kararında tartışılıp değerlendirilmesine gerek bulunmadığını belirtmişlerdir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy