(1632 S. K. m. 82)
5.7.1996 günü saat 06.35 sularında nizamiye nöbetini tutmakta iken nizamiye karakol nöbetçi subayı olan Astsb. Mehmet ŞAHMARAN'ın verdiği emri yanlış anlayarak ani müdahale mangasını kaldırmak isteyen sanık Onb.Z.A.'ı uyaran ve nöbet yerine geçmesi ve esas duruşta beklemesini emreden ve akabinde de ona hakaret ettiği ileri sürülen Nöb.Sb. Astsb.Mehmet'e karşı sanığın "anam avradım olsun kurma kolunu çekerim, üstüme gelme" şeklinde bağırdığı, Astsubayında "çekersen çek" şeklinde cevap verip bir taraftan da olayı telsizle nöbetçi heyetine bildirdiği, sanığın yukarıda belirtilen sözleri tekrarlayıp tüfeği mağdura yönelttiği, kurma kolunu çekerek doldurduğu ve tetiğe basıp ateş ettiği çıkan merminin mağdur astsubayla aynı hizada durmakta olan diğer nizamiye nöbetçisinin 1,5 metre kadar yanındaki betona çarptığı, sanığın ateş ettikten sonra elindeki tüfek mağdura çevrili olduğu halde bir müddet beklediği, mağdur Astsubayın sanığın yanına yaklaşarak kısa bir süre konuştuğu, sanığın silahını vermeye veya bırakmaya yanaşmayıp yerine geçtiği, olayın hemen akabinde olay mahalline gelen nöbetçi heyetinin ısrarlarına rağmen silahını bırakmayarak daha sonra olay yerini terk ettiği anlaşılmaktadır.
Maddi olayın yukarıda izah edilen şekilde cereyan ettiğinde Daire ile Yerel Askeri Mahkeme arasında bir ihtilaf yoktur. Anlaşmazlık konusu sanığın söz ve fiillerinin (eyleminin) vasıflandırılması konusudur. Dairenin sanığın eyleminin üste fiilen taarruza teşebbüs suçunu oluşturduğu görüşüne karşın Yerel Askeri Mahkeme ise silahlı olarak amire kavli ve fiili tehdit suretiyle hürmetsizlik suçunu oluşturduğu görüşündedir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, sanık tarafından gerçekleştirildiği anlaşılan maddi eylemin sübutunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. Sorun, üst ve amirine silahla ateş eden astın bu davranışının hangi suçu oluşturduğunda düğümlenmiştir.
Bilindiği üzere As. C.K.nun 91 nci maddesinde sözü edilen "üste fiilen taarruza teşebbüs" suçu hakkında Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 8.5.1959 gün Esas: 1958/1861 Karar: 1959/41 sayılı kararlarında, "As. C.K.nun 91 nci maddesinin uygulanmasındaki teşebbüs terimi T.C.K.nun 61 ve 62 nci maddelerindeki gibi hukuki manada olmayıp fiili manada olduğu, üste fiilen taarruza teşebbüs halinde de suçun tamamlanmış olduğunun kabul edildiği" açıklanmaktadır. Olaya bu açıdan bakıldığında;
Sanığın elinde bulunan silah başlı başına bir tehdit unsurudur. Silah elinde olduğu halde, "anam avradım olsun kurma kolunu çekerim üzerime gelme" sözü bu haliyle dahi As. C.K.nun 82/2 nci maddesindeki suçu oluşturmaktadır. Sanığın bu eylemden sonra birkaç aşama daha ileri giderek kişiye yönelip silahını astsubaya tevcih ettikten sonra kurma kolunu çekip onun ayaklarına doğru bir el ateş etmesi şeklindeki eylemi üsle fiilen taarruz suçunu oluşturmaktadır. Sanığın silahlı olduğu halde silahına hiç davranmamış olması halinde eyleminin As. C.K.nun 82/2 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilecektir.
Ayrıca, sanıkla mağdur arasındaki mesafenin kısa oluşu nedeniyle sanığın mağduru isteseydi vurabileceği yolundaki bir düşünceye bu suç çerçevesinde önem vermek uygun olmayacaktır. Zira esasen sanık bu eylemde Astsb.vursa idi suçun adı "üste fiilen taarruz değil, adam öldürmek veya bu suça teşebbüs olurdu. Bu nedenle bu düşüncede isabet bulunmamaktadır. Dolayısıyla oluşunda tereddüt bulunmayan bu eylemin, As. C.K.nun 91/2 nci maddesinde yazılı silahla üste fiilen taarruz suçu olarak kabulünün yasaya uygun olacağı kanaati ile eylemi önceki aşamalarında sona ermiş gibi ve eksik değerlendirerek, suçu amire fiili tehdit suretiyle hürmetsizlik olarak tavsif eden yerel Mahkemenin Direnme kararının isabetli olmadığına ve bozulmasına oyçokluğu (8/7) ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy