(1632 S. K. m. 87)
Sanığın İzmir Orduevi Müdürü tarafından yayımlanan 21.1.1998 tarihli emre rağmen, 21.3.1998 Cumartesi günü mesaiye gelmediği sabit olup, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlığı, 21.1.1998 tarihli emrin niteliği oluşturduğundan, bu emrin genel nitelikte bir mesai düzenlemesi mi, somut bir hizmet emri mi olduğu incelendiğinde; emrin bütün orduevi personelini kapsadığı ve sanıkla ilgili olarak da 7/d Maddesinde; "...Hiz.Muh.Brl.de görevli sivil memur aşçı, Cumartesi günleri öğlene kadar mesai yaparak, Cumartesi Günü akşam yemeğini ve Pazar yemek hazırlığını yapacaktır. Ayrıca mutfak nöbetine girmeyecek, ancak lokanta işletme amirinin talebinde mutfağı takviye edecektir..." denildiği görülmektedir.
Sanık sorgu ve savunmasında; Daha önceki Cumartesi günleri mesaiye geldiğini, ancak 21.3.1998 Günü rahatsız olduğu için mesaiye gelmediğini, nitekim 19.3.1998 Günü rahatsızlığı nedeniyle hastaneye gittiğini, ilaç verilmekle beraber istirahat verilmediğini, Cumartesi Günü tekrar rahatsızlandığı için mesaiye gelmediğini, durumu nöbetçi heyetine bildirmediğini, emre itaatsizlik kastı olmadığını, bu emrin aslında genel nitelikte idari bir düzenleme olduğunu, buna uymamanın suç değil, ancak disiplin tecavüzü olabileceğini beyan etmiştir.
Sanık, TSK.'de görevli sivil memur statüsünde olduğundan 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. Ancak, TSK.'de çalışması nedeniyle TSK. İç Hizmet Kanununun 115, 116 ve 14 ncü maddelerinin öngördüğü yükümlülükleri de bulunmaktadır.
657 Sayılı DMK.nun 232 nci maddesinde, TSK. İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliğinin uygulanmasını sağlama bakımından TSK.'de çalışan sivil memurlar, sözleşmeli ve geçici personel ile işçiler hakkında bu Kanunun;
- Çalışma saatleri hakkındaki 99 ncu,
- Günlük çalışma saatlerinin tespiti hakkındaki 100 ncü,
- Günün 24 saatinde devamlılık gösteren hizmette çalışma saat ve usulünün tespiti hakkındaki 101 nci,...
Maddeleri hükümlerinin uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu nedenle sanığın, çalıştığı askeri kurumun ilgili mevzuat hükümlerine göre tespit edilen çalışma süre ve koşullarına tabi olduğunda kuşku yoktur.
Bu konudaki hükümler ise;
1) TSK.'de çalışma saatlerini düzenleyen 926 Sayılı Kanunun Ek 2 nci maddesinde;
"Subay, astsubay ve uzman jandarmaların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir.
Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir. Ancak, 211 Sayılı TSK. İç Hizmet Kanununun bu konudaki hükümleri saklıdır. "
2) TSK. İç Hizmet Kanununun 3l/b maddesinde;
"Kıta, karargah ve kurumlarda günlük çalışma saatleri mevsim, iklim, ahval ve hizmetin özelliklerine göre bir talimatla tespit edilir..."
3) TSK. İç Hizmet Yönetmeliğinin 62 nci maddesinde;
"Karargah, Daire ve Kurumlarda günlük vazife müddetini, mevsim, iklim ve ahvale göre tanzimini garnizon komutanları, daire ve kurum amirleri yapar.",
245 nci maddesinde de, "Günlük hizmetlerin her gün zamanında ve düzgün olarak, yapılabilmesi için...kurum amirleri mevsime göre (günlük hizmet cetveli) tertip ve buna uyulmasını emrederler.",
Şeklindedir.
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı gibi, çalışma saatlerinin Cumartesi ve Pazar günleri tatil olarak düzenlenmesi esas olmakla beraber, İç Hizmet Kanunu hükümleri saklı tutulmuş ve İç Hizmet Yönetmeliğinde de askeri kurumlarda vazife müddetinin tanzimi kurum amirine bırakılmıştır. Bunun amacının, kıta, karargah ve kurumlarda, bunların özellikleri gözetilerek hizmetin en iyi şekilde yürütülmesini sağlamak olduğu açıktır.
Askeri bir kurum olan orduevlerinin, TSK. personeline sosyal hizmet veren niteliği ile bu niteliğin gereği olarak tatil günlerinde verilen hizmetin daha da yoğunlaştığı gerçeği dikkate alınarak meseleye bakıldığında; Askeri Mahkeme ve Dairenin, dava konusu emrin teknik anlamda bir emir olmadığı, süreklilik arz eden ve orduevinde görevli personelin günlük çalışma saatlerini düzenleyen nitelikte olduğu, bu düzenlemeye aykırı olarak 21.3.1998 Cumartesi günü mesaiye gelmeyen sanığın eyleminin, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturmadığı, 657 Sayılı Kanunun 125/C-b maddesinde yazılı disiplin cezasını gerektiren bir eylem olarak değerlendirilmesi gerektiğine dair kabullerinde bir isabetsizlik olmadığı sonucuna varılmış ve aksi düşünceye dayalı itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy