(765 S. K. m. 525)
Sanıklardan Er B.K.'nın vatani görevine başlamadan önce bilgisayar operatörü olup 1998 yılı Ağustos ayında Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Dekanlığının fotokopi ve baskı makinelerinin bulunduğu birimde baskı operatörü olarak görevlendirildiği, diğer sanık Erin de kır gazinosunda görevli olup samimi arkadaş oldukları, sanıklardan B.K.'nın anlatımına göre, göreve başladığında fotokopi ve baskı makinelerinin özelliklerini bilemediği, zaman ilerleyince öğrendiği, baskı makinesinde çoğaltılan yazılarda en son sayfanın örneğinin kalıp olarak baskı makinesinde kaldığı, makinenin başka bir düğmesine basıldığında kalan son sayfa örneğinden istendiği kadar çoğaltmanın mümkün olduğunu tesbit ettiği, aynı birimin sorumlusu olan Astsubay M. Kemal GÜZELGÜN' ün yeminli anlatımına göre de, soruların basılması işlemi bittikten sonra öğretim görevlisinin master denen parçayı çıkarıp imha etmediği takdirde, sadece son sahife makinede kaldığından son sahifenin sonradan basılabileceği, sanıklardan B.K.'nın yine bir soru basım işi sona erdikten sonra son sayfayı çıkarıp cebine koyup arkadaşı olan diğer sanık B.Ç.'na gösterdiği, bu sayfayı birlikte öğrencilere göstermeye karar verdikleri, bir öğrencinin "bunun sizde olmaması gerekir" diyerek kağıdı aldığı, sanıkların samimi itiraflarından anlaşılacağı üzere yine bir dersin imtihan sorularının basılmasından sonra son sayfadan bir adet çoğaltarak beş milyon karşılığında sattıkları, yine başka bir imtihan sorularım da on milyon TL.ye sattıkları, ancak parayı alamadıkları, bazı sınav sorularının satıldığının öğrenciler arasında duyulması üzerine iki öğrencinin sanıklarla görüşerek patoloji imtihan sorularının kendilerine verilmesini istedikleri, sanıklara da ayrı ayrı beşer milyon banknot halinde para verdikleri, 8.10.1998 günü sanıklardan B.K.'nın üzerinde önceden öğrenciler tarafından numarası alman C 41047635 seri nolu beş milyon TL, diğer sanık B.Ç.'nun üzerinde de C 39311315 seri nolu beş milyon TL.elde edildiği, bu suretle her iki sanığın menfaat mukabili sınav sorularını birden ziyade olmak üzere öğrencilere verdikleri açık ve samimi itirafları, yeminli dinlenen tanık anlatımları ve tespit tutanağı ile sübuta ermiş bulunmaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, sanıklardan B.K. tarafından imtihan sorularının son sahifesinin çoğaltıldığı makinenin mahiyetinin (özellikleri) ne olduğu ve özellikle master denen parçanın özelliğinin ortaya konulmasından sonra suç vasfının tayini ve bu makine ile yapılan eylemin TCK. nun" 525/a-d maddelerinde belirtilen suçla ilişkisinin saptanmasıdır.
Öncelikle vurgulanması gereken husus;
Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının On birinci Babında yer alan Bilişim suçlarının söz konusu olabilmesi için, a) Bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutacak aygıtın bulunması, b) Bu aygıtların bir sistem oluşturmuş olması, gerektiğidir. Bu anlamda bir sistemden söz edilebilmesi için bir ana belleğin ve bu ana belleğe bağlı birçok tali bilgi işlem makinesinin bulunması, bu sistemin herkese açık olmayan, yetkili kılınmış kimselerin girebildiği bir sistem olması buna rağmen hukuka aykırı olarak bu sisteme girilerek verilerin ele geçirilmiş olması, nakledilmesi, tahrip edilmesi, değiştirilmesi gerekir.
İnceleme konusu olayda, dosyadaki bilgi ve belgelere ve özellikle sanık Bülent'in anlatımlarını doğrulayan makinenin sorumlusu Astsb.M. Kemal GÜZELGÜN' ün,"bu cihazın bir merkeze bağlı olmadığı, belleğinin bulunmadığı, sisteminin de olmadığı, bilgileri hafızasına kaydedip depo etmediği, sadece son sahifeyi hafızada tuttuğu ve master denen parçanın da rulo görevini yaptığı şeklindeki ifadesine göre, eylemde kullanılan baskı makinesinin böyle bir sistem içerisinde yer almadığı açıktır. Esasen böyle bir sistem içersinde yer alsa dahi bilgiyi otomatik olarak işleme tutma özelliğinin bulunmadığı sadece son sayfayı muhafaza edebildiği, bu özelliği (son sayfayı muhafaza özelliği) ile mumlu kağıtla çoğaltma yapan teksir makinelerinden çok farklı bulunmadığı, dolayısıyla ortada hem yasanın istediği anlamda bir sistemin, hem de, suçta kullanılan aygıtın bilgileri otomatik olarak işleme yeteneğinin bulunmaması nedeniyle TCK. nun 525/a-d maddelerinde sözü edilen suçların söz konusu olamayacağı sonucuna varıldığından, bu düşünce ile, genelde baskı makinesinin niteliğinin araştırılmasına ilişkin Daire kararına katılmak mümkün görülmemiş ve bu nedenle Başsavcılığın itirazının kabulüne oyçokluğu (14/1) ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy