(647 S. K. m. 4)
Atılı suçun sübutunda kuşku olmayıp, Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık, uygulamaya yönelik bozma nedenlerinin yerinde olup olmadığına ilişkin bulunmaktadır.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
1) Askeri Mahkemece T.C.K.nun 455/2 nci maddesi uyarınca hüküm kurulurken maddede öngörülen ağır para cezasına hükmedilmediği anlaşılmıştır. Yasaya aykırı olan bu durumun, sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek bozma sebebi yapılmasının, Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.1.1969 tarih ve 1969/1-2 sayılı kararının gereği olduğu,
2) 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 4 ncü maddesi "Ağır hapis hariç, kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların suçlunun kişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre" ağır para cezasına veya maddede belirtilen tedbirlerden birine çevrilebileceğini öngörmektedir.
Askeri Mahkemece, sanık ve müdafiinin özgürlüğü bağlayıcı cezanın para cezasına çevrilmesine dair istemlerinin "...suçun kritik bir bölgede iç güvenlik vazifesi gören bir birlik içerisinde oluşturduğu moral çöküntüsü ve infial sonucunun maddi ve manevi ağırlık derecesi birlikte değerlendirilerek..." şeklindeki gerekçe ile reddedilmesi, yasal kriterleri dışında ve suçun işlenmesinden sonraki zamana yönelik hususların nazara alındığını göstermektedir. Bu gerekçenin yasal bir gerekçe olmadığı açık olup, kısmi ifade zafiyeti veya kısmi yetersizlik olarak kabul edilmesi olanağı bulunmadığı, dolayısıyla Dairenin bozma kararında bir isabetsizlik olmadığı,
Sonucuna varılmış ve aksi düşünceye dayalı itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy