(1632 S. K. m. 82)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın eyleminin üste silahla fiilen taarruz suçuna mı? yoksa üste fiilen tehdit suçuna mı? vücut verdiği konusundadır.
Bu nedenle olayın sübutuna ışık tutacak delillere bakıldığında; Mağdur Astsb.Per Bşçvş.Uğur KANSU tüm aşamalardaki ifadesinde (D.6-7, 47), olay sırasında sanığın kendisine ekmek bıçağı ile hamle yaptığını söylerken, sanık da sorgu ve savunmalarında, mağdur Astsubayın üzerine daha fazla gelmemesi için mutfakta eline geçirdiği ekmek bıçağını eline alarak mağdura karşı tuttuğunu, ancak bıçakla hamle yapmadığını beyan etmiştir. (Dz.7, 19, 25, 55, 103).
Olayın tek görgü tanığı P.Er Nebi EKİNCİ ise, hazırlık soruşturması sırasında ilk amiri olan Astsb.Uğur KANSU tarafından saptanan ifadesinde (Dz.8), sanık ile mağdurun birbirlerinin üzerine yürüdüklerini, sanığın elindeki bıçakla mağduru tehdit ettiğini, sanığın bıçakla mağdura vurmasına engel olduğunu beyan etmesine rağmen, Eskipazar Asliye Ceza Mahkemesince 10.6.1998 tarihinde istinabe suretiyle saptanan ifadesinde (Dz.47) mağdurun sanığa "Niye yatmıyorsun...taş arabası" diye bağırdığı mutfağa geldiğinde sanık ile mağdur arasında 1.5 metre kadar mesafe olduğunu, sanığın lavaboya dayanmış vaziyette ve elinde ekmek bıçağı olduğunu, aralarına girdiğini, sanığın elindeki ekmek bıçağı ile hamle yapmadığını ve kendisinin sanığın elinden ekmek bıçağını almak için uğraşmadığını beyan etmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, sanık ile amiri olan Eskipazar Askerlik Şubesi Başkan Vekili mağdur Astsb. Per. Bşçvş. Uğur KANSU arasında olay öncesinde bir takım sürtüşmelerin olduğu, bu arada dört ayrı disiplin suçu işlediği anlaşılan sanığın mağdur Astsb.Uğur KANSU hakkında olaydan önce iki kez Askerlik Daire Başkanlığına yazılı şikayette bulunarak, mağdurun kendisine karşı olan davranışları yüzünden Şube ortamına uyamadığını ve daha kötü sonuçların doğmasından korktuğu için Güneydoğuya gönderilmesini istediği anlaşılmaktadır. (Dz.10, 11, 63, 74)
Mağdura ait tabip raporunda ise, baş bölgesinin sağ yarısında iş ve gücüne engel olmayacak nitelikte 2x2 cm. şişlik olduğu bildirilmiştir.
Başsavcılık tebliğnamesinde olayın tek görgü tanığı olan P. Er Nebi EKİNCİ' nin hür irade mahsulü olduğunda kuşku bulunmayan ve yeminli olan sanık lehindeki mahkeme ifadesi (Dz.47) yerine, hazırlık soruşturması sırasında olayın bizzat mağduru tarafından alınan ve doğruluğu şüphe ile karşılandığı gibi, yargılama usulüne de aykırı olan, mağdur beyanı doğrultusundaki yeminsiz ifadesine (Dz.8) itibar olunması usule uygun olmadığından, büyük ölçüde tanık Er Nebi EKİNCİ'nin söz konusu hazırlık ifadesine dayanan, Başsavcılığın; sanığın eyleminin silahla üste fiile taarruz suçunu oluşturduğu yönündeki görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.
Ayrıca sanık ile mağdur arasında olay öncesine dayalı sürtüşmeler olması sanık tarafından Askerlik Dairesi Başkanlığına iki kez şikayet edilmesi nedeniyle sanığa muğber olabileceği bu yüzden sanık aleyhine hareketle, sanığın elindeki ekmek bıçağı ile kendisine vurmak amacıyla hamle yaptığını söyleyebileceği ihtimali de mevcuttur.
Bu itibarla, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğine ilişkin Ceza Hukuku ilkesi de dikkate alınarak, eylemin sübut şeklinin Askeri Mahkemenin ve Dairenin kabulü tarzında olduğu, yani sanığın elindeki bıçağı, mağdurun üzerine gelmesini engellemek maksadıyla (üzerime gelirsen vururum dercesine) elinde tuttuğu ve dolayısıyla sanığın eyleminin üstü fiilen tehdit suçu olarak nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmış, itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy