(765 S. K. m. 230)
Aksaz Dz.Üs K.lığı Kh.ve Destek Kıtalar Komutanlığında görevli olup disiplin ceza ve tutukevinde bulunan (hangi suç veya suçlar sebebiyle disiplin ceza ve tutuk evinde bulundukları konusunda resmi bir yazı olmamakla beraber sanık Z. Y. ve tanık beyanlarına göre firardan dönmeleri sebebiyle ve firar suçu ile ilgili olarak bulunmaktadırlar.) Erler Salih GÜLER, Tezcan SEVİMLİ, Hakan ÇOŞKUN' u disiplin ceza ve tutukevinden alıp İzmir Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Savcılığına teslim edilmesi için Tb.K.lığının 1.7.1997 tarihli emri ile sanığın ve muhafız çavuş S. K.'m görevlendirildiği, bir adli olay sebebiyle tanık olan ve aynı savcılığa götürülmesi istenen Erler Bekir KANGAL ile Yunus YALÇIN' ı da, yanlarına alarak 2.7.1997 günü Marmaris ilçesinden, otobüse binip İzmir'e hareket ettikleri, firari erlerin ellerine kelepçe vurulduğu, 3.7.1997 günü saat 06.20 sularında İzmir garajına gelindiğinde otobüsün bagajından eşyaların alınması esnasında Er Salih GÜLER ile Tezcan SEVİMLİ' nin elleri kelepçeli olarak değişik istikametlere doğru kaçtıkları, muhafız çavuş S. K.'m takip ederek Tezcan SEVİMLİ' yi yakaladığı, sanık Astsubayın firar etmeyen diğer Er ile tanık Erlerin yanında kaldığı Er Salih GÜLER' in yakalanamadığı, 2 gün sonra ağabeyisi tarafından getirilip birliğe teslim edildiği şeklinde cereyan eden olayda;
Maddi olayın yukarıdaki şekilde oluştuğunda bir anlaşmazlık yoktur. Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık konusu, sanığın firari erlerin kaçmaması için yeterli emniyet tedbirlerini alıp almadığı, dolayısıyla da memuriyet görevini ihmal suçunun oluşup oluşmadığı konusudur. Daire, sanığa bu görevinin yapılması biçim ve gerekleri hakkında açık ve yeterli talimat verilmediği, verilen araç ve gereci uygun şekilde kullandığı, görevi ihmal suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı görüşüne varmış, Başsavcılık ise sanığın görevin gereği olan tedbirleri almadığı suçun unsurları itibariyle oluştuğu görüşü ile daire kararına itirazda bulunmuştur.
Bu olayda öncelikle dikkat edilmesi gerekli husus, firar eden erlerin tutuklu olmadıkları, işledikleri başka suçların soruşturulması amacıyla istem sebebiyle İzmir'deki As.Savcılığa sevk edilmelerinden önce idari bir tasarrufla disiplin odasında muhafaza edildikleri konusudur.
Askeri ceza ve tutukevlerinin yönetimine ve cezaların infazına dair yönetmeliğin 63 ncü maddesine göre sevk sırasında tutuklulara dahi kelepçe vurulması, ağır cezalı suçlar hariç ceza ve tutukevi müdürünün takdirine bırakılmıştır. Disiplin Ceza ve tutukevinde olup Güney Deniz Saha K.lığı Askeri Savcılığına götürülecek olan erler Salih GÜLER, Tezcan SEVİMLİ ve Hakan COŞKUN tutuklu olmadıkları halde sanık tarafından üçüne de ayrı ayrı kelepçe takıldığı, er Salih GÜLER ile Tezcan SEVİMLİ' nin İzmir'de otobüsten inildiğinde bagajdan eşyalar alınırken elleri kelepçeli olarak kaçtıkları, sanığın kaçmayan er Hakan COŞKUN ile diğer 2 erin yanında kaldığı, anlaşılmaktadır. Sanığa bu görevin nasıl yerine getirileceği konusunda bir talimat verilmediği gibi gerek kendisine ve gerekse muhafız olarak görevlendirilen ve hakkında dava açılıp beraatına karar verilen çavuş S. K.'a görevin gereği olarak silah ve uygun gereçler verilmeyerek sevk ve idare tarzı tamamen sanığın inisiyatifine bırakılmıştır. Herkesten ideal anlamda görev beklemek mümkün değildir. Sanık da kendi ölçülerine göre tedbirleri almış (örneğin ellerine ayrı ayrı kelepçe takmış, zati tabancasını yanına almış) ayrıca İzmir otogarının çok kalabalık oluşu nedeniyle bir kazaya sebebiyet vermemek için silahını kullanamamıştır. Er Salih GÜLEN' in İzmirli olması sebebiyle yöreyi de çok iyi tanıdığından yakalanamadığı da göz önünde tutulduğunda; sanığa isnat edilen memuriyet görevini ihmal suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı sonucuna varılmakla, Yerel Askeri Mahkemece verilen beraat hükmünü onayan Daire kararında isabet bulunduğundan Başsavcılığın itirazının Reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy