(353 S. K. m. 228)
Yedek subay aday adayı olan sanığın 01.04.1996-18.04,1996 tarihleri arasında temadi ettiği sabit görülen bakaya suçundan mahalli mahkemece As. C.K.nun 63/1 -A, 647 S.K.nun 4 ncü maddeleri gereğince 450.000.-TL. sı ağır para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiş, mahkumiyete ilişkin hükmün taraflarca süresinde temyiz edilmediğinden 23.07.1996 tarihinde kesinleşmiş, kesinleşen hükümdeki para cezası infaz edilmiş, hükümlü 13.03.1999 tarihli dilekçesi ve ekinde ibraz ettiği rapor ve hasta sevk yazısı ile suç tarihinde hasta olduğunu, sağlık mazereti (özrü)nedeni ile suçun oluşmadığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuş, Başsavcılığın talebin esas olarak kabulüne karar verilmesi gerektiği yolundaki 20.04.1999 gün ve 1999/1258 sayılı tebliğnamesi üzerine, 5 nci Dairenin 28.04.1999 gün ve 1999/278-270 sayılı kararı ile özetle sanığın ilk günden beri elinde bulundurduğunu beyan ettiği raporu yıllardır ibraz etmemiş ve kullanmamış olması, daha önce bu rapordan hiç söz etmemesi, hükmü temyiz dahi etmemesi, daha önceki iki sevk döneminde de benzer raporlar almış olması hususları nazara alındığında hükümlünün ibraz ettiği bu rapor yeni vakıa ve yeni delil sayılamaz, yargılamanın yenilenmesi istemi ret edilmelidir denilerek Oyçokluğu ile istemin reddine karar verilmiş; Bu karara Başsavcılığın 09.06.1999 gün ve 1999/1258 (itiraz: 102) sayılı tebliğnamesi ile süresinde itiraz edilmiştir.
Yapılan incelemede;
Hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesi ile ilgili düzenlemenin yapıldığı 353 S.K.nun 228/E maddesinde aynen, "yeni vakıalar veya yeni deliller ileri sürülüp de bunlar yalnız başına veya daha önce irat edilen delillerle birlikte göz önünde tutuldukları takdirde hükümlünün beraatını veya daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanması ile hükümlülüğü gerektirebilecek nitelikte olursa denilerek yeni vakıa veya yeni delilin hangi hal ve şartlarda hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edeceği belirtilmiştir. Maddede Daire çoğunluğun kabul ve değerlendirmesinde olduğu gibi daha önce elde bulunan delilin kullanılmamasının talepte bulunan hükümlü yönünden bu delile dayanılarak talepte bulunamayacağı, bu durumun olumsuz etki yapacağı şeklinde bir açıklama yoktur.
Anılan maddede sözü edilen yeni delil veya vakıa sadece hükümlü için yeni delil değil, hükmü kuran mahkeme için yeni delil veya vakıa olmalı, mahkeme dava dosyasında bulunmayan o delili görmediği (veya yeni vakıa ile ilgili bilgi ve belgeler dosyaya intikal etmemiş olduğu için) yeni delil veya vakıadan haberdar olmadığı için, değerlendirmeye alamamış ve o şekilde karar vermiş olmalıdır. İnceleme konusu olayda da sanık yargılama aşamasında ileri sürmediği (hükmü temyiz etmediği için temyiz incelemesi aşamasında da dile getirmediği), 27.03.1996 tarihli (10) gün yatak istirahat teşhisini içeren Güney Sağlık ocağı tabipliğinden aldığı istirahat raporu ile aynı raporla FÜTF KBB Pol.sevk edildiğini ve bu hastanede (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi) 27.03.1996 dan itibaren tedavi gördüğünü gösterir hasta bilgisayar kaydını ibraz etmiştir. Bu rapor ve hükümlünün adı geçen hastanede gördüğü tedavi ile ilgili bu belgelerin tarihleri ile (27.03.1996 tarihi) raporun süresi,
hükümlünün mahkum olduğu bakaya suçunun başlangıç ve bitiş (temadinin kesiliş) tarihleri nazara alındığında (01,04.1996-18.04.1996) davayı karara bağlayan mahkeme yönünden de yeni delil mahiyetindedir. Buna göre hükümlünün isteminin esas olarak kabulüne karar vermek gerekir. Daire çoğunluğunun hükümlünün istemini ret eden Kararında açıklanan nedenlerle isabet görülmediğinden Başsavcılığın hükümlünün isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği yolundaki itirazın kabulüne, 5 nci Dairenin 28.04.1999 gün ve 1999/278-270 sayılı istemin reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, hükümlünün isteminin esas olarak kabulüne, gerekli soruşturmayı yapmak üzere 1 nci Taktik Hv. K.K.lığı Askeri Savcılığının yetkili kılınmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy