(1632 S. K. m. 91)
Sanığın babasının rahatsız olduğunu ileri sürerek izin istediği, ancak sanılırı evvelce hu konuda yalan konuştuğu saptandığı için kendisinden babasının hasta olduğuna dair rapor istendiği, rapor getirmeden kendisine izin verilmeyeceğinin söylendiği, buna kızan sanığın 28.5.1997 günü uhdesindeki dolu G-3 Piyade tüfeğiyle, bölük Komutanı olan Ütğm.G.E.'ü öldürmek maksadıyla odasına girdiği, ancak üsteğmenin odasında olmaması üzerine dışarı çıkarak, "Nerede o ibne yavşak Göksel" diye bağırarak, kendisine engel olmak isteyen Astsb.M.Z mukavemet ettiği şeklinde geliştiğinde hiçbir kuşku ve ihtilaf bu bulunmayan olayda;
Askeri Mahkeme, sanığın, temyiz olunmamakla kesinleşmiş, bulunun bölük Komutanı Ütğm.G.E.e karşı Amire Hakaret suçu ile Astsb.M.Z.'a karşı mukavemet suçundan başka; sanığın, Bölük Komutanı Ütğm.Gökseli öldürmek maksadıyla odasına girmesi, üsteğmenin odasında olmaması üzerine O'nu aramaya devam etmesi eyleminin de, Ütgm.Göksel'e karşı "Amire Silahla Fiilen Taarruza Teşebbüs" suçunu oluşturduğunu kabul ederek, sanığın bu suçundan dolayı da yazılı olduğu şekilde mahkumiyetine karar vermiş.
Askeri Savcının; sanığın bu eyleminin hazırlık hareketleri niteliğinde olması sebebiyle herhangi bir suça vücut vermediği gerekçesiyle sanık lehine yaptığı temyiz, başvurusu üzerine, hüküm; Askeri Savcının temyizi doğrultusunda. Başsavcılığın tebliğ namesine aykırı olarak Dairece esastan bozulmuştur.
Görüldüğü üzere; Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık; sanığın silahlı olarak, Bölük Komutanı olan üsteğmeni öldürmek amacıyla odasına girip çıkması şeklinde sübuta eren eyleminin "Silahla Amire Fiilen Taarruza Teşebbüs" suçuna vücut verip vermeyeceği noktasındadır.
Sanık her ne kadar ifadelerinde, kendisine izin vermeyen Bölük Komutanı Ütgm.G.E ü silahla öldürmek amacıyla hareket ettiğini beyan etmekte ise de; bilindiği gibi, tamamen dimağı (zihni) ve indi nitelik arz eden suç kastının hangi suça ilişkin olduğu sanığın harici aleme yansıyan fiil ve davranışlarından çıkarılacaktır.
Sanığın dış âleme yansıyan bir fiil ve davranışı olmadan, işlemeyi düşündüğü bir suçtan mahkûm olması, "karşılaşsaydım öldürecektim" demesiyle, öldürmeye teşebbüs veya Amire Fiilen Taarruza Teşebbüs suçunu işlediğinin kabul edilmesi mümkün değildir. Sanığın öldürmeyi düşündüğü Bölük Komutanı Ütgm.G. ile karşılaştığında, duruma göre, onu öldürmekten vazgeçmesi olası olduğu gibi sadece tehditle yetinmesi de mümkündür. Ama bunların hepsi varsayımdan ibarettir. Dava konusu somut olayda, sanık öldürme veya Amire Fiilen Taarruz, eyleminin icrasına henüz başlamış değildir. Dolayısıyla icra hareketlerine başlanmayan bir suçun teşebbüsünden de söz edilemeyeceği açıktır. Sanığın kastettiği suçun icrasına başlamadan önce gerçekleştirdiği tüm fiil ve davranışların, işlemeyi düşündüğü suçun hazırlık hareketleri niteliğinde olduğu, hazırlık hareketleri niteliğindeki bu fiillerin suç teşkil etmesi halinde ise, sanığın bu fiiline uygun düşen ilgili yasa maddeleri uyarınca cezalandırılabileceği kabul edilmelidir. Somut olayda da sanık Bölük Komutanını öldürmeyi düşünmüş, ancak bu suçun icra hareketine henüz başlamadan önce, "Nerede o ibne, yavşak Göksel" demek sureliyle Amire Hakaret suçunu; kendisine engel olmaya çalışan Astsb. M.Z.'a karşı da Mukavemet suçunu işlemiş ve sanık" işlemeyi düşündüğü suç öncesindeki, konusu suç teşkil eden bu eylemlerinden dolayı mahkûm olmuştur. Bu itibarla, ayrıca işlemeyi düşündüğü, ancak henüz icrai hareketlerine başlamadığı bir suçtan mahkûm edilmesi kabul edilemez
Açıklanan nedenlerle.
Dairenin; sanığın elinde silahla, öldürmeyi düşündüğü Bölük Komutanı Ütğm. G.E.'ün odasına girip, üsteğmenin odada bulunmaması nedeniyle odadan çıkması eyleminin "Silahla Amire Fiilen Taarruza Teşebbüs" suçunu oluşturmayacağını kabul ederek, Askeri Mahkemenin sanık hakkında tesis ettiği mahkûmiyet hükmünü esastan bozmasında bir isabetsizlik bulunmadığına oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy