(765 S. K. m. 342)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanıklara müsnet sahte resmi evrak düzenleme suçunda suçun unsuru olan aldatıcılık (iğfal) kabiliyetinin olup olmadığı ve sübuta eren eylemlerinin suç teşkil edip etmediğine ilişkindir.
Dosyada mevcut delil durumuna göre, GATA Haydarpaşa Hastanesi Göz Kliniğinde sekreter olarak görevli sanık Svl. Memur S.T.(P)ın Kadıköy Rıhtım Eczanesi Optik bölümünde çalışan sivil şahıs Yahya TAKMAZ ile anlaşarak; Hastanede muayene ve tedavi olan hasta kayıtlarındaki kimlik bilgilerinden yararlanarak Astsb. Annesi Fatma GÜLSEN adına 8.1.1998/19 (Dz.102), 26.1.1998/49 (Dz.95), 18.3.1998/321 (Dz.100); Tnk. Uzm. Çvş.Eşi Şükran AĞCA adına 8.1.1998/21 (Dz.101), 26.1.1998/48 (Dz.98), 17.3.1998/324 (Dz.99), Svl. Me. Annesi Güllü DEMÎRCAN adına 13.1.1998/34 (Dz.90), Svl Me.Eşi Semra ÇİFTÇİ adına 22.1.1998/394 (Dz.93), Astsb.Annesi Emine AKGÜN adına 17.2.1998/1408 (Dz.89); kendi adına 13.3.1998/ 148 (Dz.94) ve Svl.Me.Babası Ahmet AKÇA adına 18.3.1998/315 (Dz.97), Tarih/Sayılı ve her biri On İki Milyon küsur TL. tutan toplam (11) adet sahte gözlük çerçeve ve cam reçetelerini düzenleyerek, götürüp verdiği Rıhtım Eczanesinden, her bir reçeteye karşılık Altı Milyon TL. tutarında (genelde çocuk bezi olan) başka malzeme aldığı,
Aynı Hastanede Diş Teknisyeni olarak görevli bulunan diğer sanık Svl.Me.E.Ş.'in de, Rıhtım Eczanesi Optik Bölümünde çalışan Svl. Şahıs Yahya TAKMAZ ile anlaşarak, sanık S.T. (POLAT)'ın; kimlik bölümü (Tarih ve Kayıt No.sı dahil) boş olmak üzere, sahte olarak hazırlayıp kendisine verdiği iki adet gözlük çerçeve ve cam reçetesini, kendisinin görev yaptığı Diş Kliniğindeki Hasta Kayıt Defterindeki kimlik bilgilerinden yararlanarak reçetelerden birini, Sb. Babası Ethem KARAHAN adına 26.2.1998 Tarih ve 1110 Sayı ile (Dz.82); diğerini Astsb. Annesi Seher BURÇ adına 18.3.1998 Tarih ve 1102 Sayı ile (D.91) doldurup, biri 12.700.00.-TL, diğeri 12.800.000.-TL. tutan iki adet sahte gözlük reçetesini, kendi beyanına göre, biri yakın diğeri uzak gözlüğü olmak üzere annesi için aldığı iki adet gözlük ile kendisi için "aldığı bir gözlük farkını ödemekte kullandığı,
Sanıklar S.T.(P% E.Ş.'in göz doktoruna muayene olmadan, Hasta kayıt ve protokol defterine kayıt yapılmadan, kayıt tarih ve numarası rast gele yazılan söz konusu sahte reçeteleri düzenleyip Rıhtım Eczanesine götürüp karşılığında, reçete bedelinin yarı fiyatı kadar malzeme almak suretiyle kullandıkları hususu sabit olup, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Üzerinde durulması ve incelenmesi gereken husus; sübuta erdiğinde kuşku bulunmayan sahte gözlük reçetesi hazırlanılması ve kullanılması eylemi ve bu eyleme bağlı olayın resmi evrakta sahtekarlık suçunu oluşturup oluşturmayacağı, sanıklar tarafından düzenlenip kullanılan sahte reçetelerde iğfal ve ikna (aldatıcılık ve inandırıcılık) kabiliyetinin olup olmadığı hususudur.
Sanıklar tarafından sahte olarak düzenlenen reçetelerin karşılığı olarak eczaneden bazı malzemeler (gözlük ve eczanede satılan çocuk bezi v.s. gibi malzemeler) alınıp, reçetelerin bedellerinin idareden tahsili için reçeteler eczane tarafından 1 nci Ordu Sağlık ve Veteriner Daire Başkanlığına gönderildiğine, orada yapılan incelemede, incelemeyi yapan Ecz.Ütğm. Derya BAL (Dz. 147-235) reçetelerin düzenleniş şeklinden (yazılan yazılar, teşhis, mühür v.s.gibi) ve sahteliğinden şüphelenmediğine, sadece çok kısa zaman aralıkları ile aynı şahıslar adına süre yönünden kurallara aykırı olarak gözlük reçetesi düzenlenmiş olması hususu dikkatini çektiğine, soruşturma da bu nedenle başladığına göre, bu oluş şekline göre sanıklar tarafından kullanılan reçetelerde iğfal ve ikna kabiliyetinin (aldatıcılık vasfı) olup olmadığı meselesi incelendiğinde;
Resmi evrakta sahtecilik suçlarında yapılan sahteciliğin iğfal ve ikna (aldatma ve inandırma) kabiliyetinin olup olmadığının araştırılması gerektiği, bu unsurun mevcut olmaması halinde bu suçun oluşmayacağı, gerek doktrinde gerekse uygulamada kabul edilen yerleşmiş bir husustur.
TCK. nunda evrakta sahtekarlık suçunun yasal unsuru olarak açıkça gösterilmemiş olan ancak doktrin ve uygulamada suçun unsuru olarak kabul edilen "iğfal ve ikna kabiliyeti" yönünden "iğfal" kelimesinin sözlük anlamı "gaflete düşürüp, yanıltıp, yanlış bir iş yaptırma, aldatma, aldatılma" olarak açıklanmaktadır. Bir resmi evrakın iğfal ve ikna (aldatıcılık ve inandırıcılık) kabiliyetinin olması, o resmi evrakın ve evraktaki sahtekarlığın o evrakı alan ve o evrakla ilgili bir işlem iş yapması gereken kişiyi evrakın sahih olduğu yolunda kanaat sahibi yapıp inandırması ile ortaya çıkmaktadır. Bu açıklamaya göre sanıklar tarafından sahte olarak hazırlanan ve kullanılan gözlük reçeteleri sahih ve usulüne uygun olarak hazırlandıkları hususunda hem gözlük veya reçete karşılığı başka malzeme veren gözlükçüyü aldatmış, hem de reçetelerin bedellerini gözlükçüye ödemek için idare adına inceleyen 1 nci Ordu Sağlık ve Veteriner Dairesi Başkanlığı görevlisi Tanık Ecz.Ütğm.Derya BAL' ı aldatmıştır. Tanık Ütğm.Derya BAL reçetelerin sahte olduğundan, bazı şekli bozukluk ve eksikliklerinden şüphelenmemiş, sadece çok kısa aralıklarla aynı kişiler adına birden fazla gözlük reçetesi düzenlenmesinin mümkün olmadığını bildiği için bu usulsüzlüğü nazara alarak reçetelerde yazım sırasında mükerrer yazılarak bir usulsüzlük yapıldığı düşüncesi ile olayı araştırmak için amirine duyurmuş, onun bu ikazı üzerine önce hastaneye gidilerek basit bir idari soruşturmaya başlanmış (Elde bulunan mükerrer reçeteler ile hastane kayıtları karşılaştırılmış), bazı reçetelerin aynı kişi adına çok kısa zaman aralıkları ile birden fazla yazıldığı, hastane kayıtlarının olmadığı tespit edilince (Şükran AĞCA adına 3 adet, Fatma GÜLSEN adına 3 adet) idari soruşturma adli soruşturmaya dönüştürülmüş, adli soruşturma sonunda idari soruşturma sırasında tespit edilen sahte reçetelerden ayrı olarak da her iki sanığın düzenleyip kullandıkları toplam (7) adet daha sahte reçete elde edilmiştir. Sahte olarak tanzim edildiği anlaşılan toplam bu 7 reçetenin tamamının düzenlenmesine (Reçetenin bazı kısımlarını hazırlayarak kısmen de olsa) Sanık S.T.(P) katılmış (Ön yüzde doktor imzası ve kaşesi olan iki reçeteyi eksik kısımları tamamlayıp kullanmak üzere diğer sanık E.Ş.'e düzenleyip vermiş, diğer reçetelerin hepsini ve reçetelerin yazılması imzalanması gereken her yerini yazarak imzalayarak bizzat düzenlemiştir), sanık E.Ş. ise kendisinin kullanması için başkası adına sahte olarak diğer sanık S.T.(P)'m muayeneyi yapan doktor yerine imzalayıp, kaşesini bastığı reçetelerin hasta kimlik bilgilerini doldurmuştur.
Sahte olduğu sanıklar tarafından da ikrar edilen dava konusu reçetelerde iğfal ve ikna kabiliyetinin olup olmadığını tespit yönünden hazırlık soruşturması sırasında askeri savcı tarafından bilirkişi olarak seçilen ve sahte gözlük reçeteleri kendisine incelettirilerek yeminli bilirkişi olarak dinlenen mesleği gözlükçülük olan bilirkişi Sabahattin ÖZBAY (Dz.l 11-235) sahte olduğu iddia olunan ve kendisi tarafından incelenen dava konusu reçetelerde, bu reçetelerin sahte olduğunu çıplak gözle ilk bakışta ortaya çıkaracak, bir sahteliğin görülmediğini, bu reçetelerin kendisine de getirilmesi halinde gözlük vereceğini açıklamıştır.
Bütün bu açıklamalar, tanık Ecz.Ütğm. Derya BAL' ın, bilirkişi Sabahattin ÖZBAY' ın yeminli beyan ve mütalaaları karşısında sanıklar tarafından sahte olarak düzenlenip kullanılan reçetelerde müsnet suçun unsuru olarak kabul edilen iğfal ve ikna (aldatma ve inandırma) unsurunun mevcut olduğu, iğfal ve ikna kabiliyetinin olup olmadığının tespiti yönünden gözlükçülük yapan bir şahsın bilirkişi olarak dinlenmesinin yeterli olduğu, bu hususta başka bir yerde veya Adli Tıp Kurumunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasını gerektiren noksan soruşturma bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak sanıklar hakkında resmi evrakta sahtekarlık suçundan müsnet suçun iğfal ve ikna kabiliyetinin olmadığı görüşü ile sanıklar hakkında beraat kararı veren mahalli mahkeme kararında, aynı gerekçelerle beraat kararını onayan 5 nci Daire kararında isabet görülmediğinden Başsavcılığın itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, her iki sanık hakkındaki beraata ilişkin hükmün sanıklar aleyhine esastan bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy