(1632 S. K. m. 91)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık hakkında üste fiilen taarruz, suçundan kamu davası açılan ve mahalli mahkemece bu suçtan mahkûmiyetine karar verilen sanığın eyleminin temyiz incelemesini yapan Dairece üste fiilen taarruz suçu olmak değil, T.C.K.nun 456 ncı maddesine uyan ve takibi suçtan zarar görenin şikâyetine bağlı olan bir müessir fiil suçu olarak nitelenmesi ve dosyada mağdurun da yasal şikâyet süresi içinde usulüne uygun şekilde yapılmış bir şikâyetinin bulunmaması nedeniyle temyiz incelemesini yapan Dairenin sanık hakkındaki eylemin nitelemesini yaptıktan sonra hakkında verilmesi gereken düşme kararını verme işini mahalli mahkemeye bırakmadan davanın düşmesine bizzat karar verip veremeyeceğine ilişkindir.
Yapılan incelemede; Sanığın 14.07.1998 günü Mersin Orduevinde nöbetçi çavuşu olarak görevlendirilmiş olan mağdur Dz. Er M.A. Ee. aralarında çıkan tartışma sırasında sağ gözüne yumrukla vurduğu, olay yerinde bulunan diğer erler tarafından aralandıkları, olay sırasında mağdurun çavuş veya onbaşı rütbesinde olmayıp (Er) olduğu (Dz:5-l3-23), ancak dosyanın 12 dizisindeki nöbet listesine göre 14.07.1998 Salı günü 12.00- 16.00 saatleri arasında mağdur Er'e nöbetçi çavuşluğu nöbetinin yazıldığı, mağdura bu şekilde nöbetçi çavuşluğu nöbetinin yazılmasının çavuş veya onbaşı olmaması nedeni ile İç Hizmet Yönetmeliğinin 399 ncu maddesine aykırı olduğu, Nöbetçi Çavuşluğu görevinin öncelikle bölükte bulunan çavuşlar tarafından, yeteri kadar çavuş bulunmadığı takdirde liyakatli onbaşılar tarafından tutulmasının gerektiği, mağdur çavuş veya onbaşı olmayıp (Er) olduğundan sadece nöbet listesinde nöbetçi çavuşu olarak adı yazılıp yönetmelik hükümlerine aykırı olarak bu görevle görevlendirilmesinin mağduru sanığa karşı amir durumuna getirmeyeceği, ayrıca mağdura verilen görevin As. CK. nun 15 ve 106 acı maddelerinde düzenlenmiş olan mağdura amirlik sıfatı kazandıracak nöbet hizmeti de olmadığı dolayısı ile mağdurun bu manada nöbetçi ve amir de sayılamayacağı cihetle Dairece sanığın sübuta eren eyleminin As. C.K.nın 91 nci maddesine uyan üste/amire fiilen taarruz suçu olarak değil de mağdurda iş ve güçten kalacak derecede bir yaralanma olduğuna dair dosyada bir rapor veya belge olmaması nedeni ile takibi şikâyete bağlı ve T. C.K.nun 456 ncı maddesinde düzenlenmiş olan Müessir Fiil Suçu olarak nitelenmesinde, mağdurun süresinde yapılmış usulüne uygun şikâyeti olmadığı gibi, Askeri Savcı taralından alınmış 28.09.1998 tarihli ifadesinde de sanıktan şikâyetçi olmadığını açıkça beyan etmiş olması karşısında (Dz:13) müessir fiil suçu yönünden Takip şartı olan "Şikâyet" unsurunun da bulunmaması nedeni ile 353 S. kanunun 220/C md. deki "Ceza Kovuşturmasını düşüren sebeplerden biri var ise" hükmün bozulacağı ve Dairenin bizzat davanın esasına hükmedeceği şeklindeki emredici mahiyetteki düzenlemeye göre yasal yetkisine dayanarak ve bu yetkisini kullanarak Dairenin sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar vermesinde isabetsizlik görülmediğinden Başsavcılığın yerinde görülmeyen itirazının reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy