(353 S. K. m. 11)
"...Sanığın ÇİFTEL İş Güvenliği Malzemeleri Sanayi ve Tic. A.Ş.nin müdürü ve hissedarı olarak J.Gn. K.lığı Loj. D.Bşk.lığına hitaben vermiş olduğu 21.10.I998 tarihli 2 adet dilekçede, J.Gn. K.lığının alımını yaptığı vizörlü kask ve vücut koruyucu teçhizat ihalesinin teknik şartnamelerini değerlendiği, 11.600 adet vizörlü kask teknik şartnamesine "sözde teknik şartname" tabirini kullandığı, yine 6500 adet vücut koruyucu teçhizat teknik şartnamesini değerlendiren dilekçesinde "vücut koruyucu teçhizatın şartnameleri hazırlanırken bir zamanlar Avrupa birliği ülkelerinin kullanmış olduğu ancak geliştirilen ve gün geçtikçe daha komplike hale gelen terör eylemi taktikleri ve terörist silah, araç ve gereçlerine karşı artık demode olan ve çağ dışı kalarak koruyuculuk vasfını kaybeden vücut koruyucularının maalesef teknik şartname olarak vasıflandırdığınız metinde belirtmektesiniz", "bu vücut koruyucu şartnamesini hazırlayan arkadaşın da iyi niyetli olmadığı ve her şey bir yana yönlendirilmiş ve bilgisiz, olduğu fikrine de sahip bulunmaktayız", "umarız bu bilgiler ışığında konuyu bu kez ciddiyetle ele alır ve J.Birlikleri için hakikaten vücut koruyucu teçhizat almayı düşünürsünüz" şeklinde cümleler sarf ettiği, sanığın Savcılığımızca tespit edilen ifadesinde; teknik şartnameyi hazırlayan kişilerin yönlendirilmiş olduğunu, bu şartnamenin bir firmanın malı göz önüne alınarak hazırlandığını açıkça belirtmiştir. Sanığın 11.600 adet vizörlü kask ihalesine ÇİFTEL İş Güvenliği ve Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.adına katılmayarak ASRIN Plastik Sanayi adına teklif verdiği, bu teklifinde eleştirdiği şartnameyi aynen karşıladığını belirten bir teklif olduğu, bu ihalenin kendisinde veya temsil ettiği firmasında kalması halinde aynı teknik şartnameyi eleştirmeyeceği, ihaleyi kaybettiği için teknik şartnameyi eleştirme sınırlarını aşarak hakaret derecesine varan eleştirilerde bulunduğu, teknik heyetin bir firmanın malı göz önüne alınarak teknik şartnameyi hazırladığını belirterek maddei mahsusa isnat ederek hakaret suçunu işlediği, keza Lojistik Dairesi Başkanlığına da ciddiyete davet ederek daha öncesi çalışmalarının ciddiyetsiz olduğunu belirttiği ve Loj. D.Bşk.lığı yetkililerine hakaret ettiği, bu suretle sanığın vermiş olduğu 21.10.1998 tarihli iki adet dilekçede teknik şartnameyi hazırlayan yetkililere ve Loj. D.Bşk.lığı yetkililerine maddeî mahsusa isnat ederek hakaret etmek suçunu işlediği iddiasıyla TCK. nun 286/son maddesi delaletiyle TCK. nun 266/2-4 maddesi uyarınca cezalandırılması işlemiyle açılan kamu davası sonunda Askeri Mahkemece verilen beraat kararırını, Komutan tarafından; askeri mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle temyiz edilmesi üzerine, Dairece beraat kararının onanmasına karsı Başsavcılıkça müsned suçun oluştuğu yönündeki itirazı sübuta İlişkin ise de; Amme nizamından olması nedeniyle Kurulumuzca önce "Görev" konusu ele alınmış ve yapılan müzakere sonunda Mahkeme hükmünün itiraza atfen görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Zira: 353 Sayılı Yasanın 11/B ve bu Madde ile paralel olan As. CK.nın Ek Madde-6 da yer alan "...Kışla ve Karargahlarda, Askeri Kurumlarda yerleşme ve konaklama amacıyla kullanılan bina ve mahaller içinde, askerlere fiilen taarruzda bulunan, söven veya hareket eden veyahut askerlik görevine ilişkin işleri yapmaya veya yapmamaya Zorlamak için şiddet ve tehdide başvuranların TCK. nın bu fiillere ilişkin 188, 190, 191, 254, 255, 256, 257, 258, 260, 266, 267, 268, 269. 271,272 ve 273 ncü maddelerinde gösterilen suçları işleyen asker olmayan kişilerin Askeri Mahkemelerde yargılanacaklarına" dair hükümler karşısında, ilk nazarda işbu davada Askeri Mahkemenin görevli olduğu düşünülebilir ise de:
Görev konusunu düzenleyen söz konusu yasa Maddelerindeki "...askerlere fiilen taarruzda bulunan, söven veya hakaret eden..." cümlesinden açıkça anlaşılacağı üzere, sivil şahısların Maddede yazılı suçlardan dolayı Askeri Mahkemede yargılanmaları, bu suçların FİİLEN işlenmesi, başka bir anlatımla FİLHAL, YÜZE KARŞI islenmesi şartına bağlanmıştır. Dava konusu olayda ise, sanığın işlediği iddia olunan hakaret suçu yasada öngörülen şekil ve şartlarda islenmemiştir.
Dairece emsal gösterilen Uyuşmazlık Mahkemesinin 7.7.1995 gün ve 1995/10-15 sayılı kararına ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 353 Sayılı Yasanın 11/B Maddesiyle ilgili çok sayıdaki diğer kararlarına konu olan olaylarla, işbu dava konusu olay arasında, isnat edilen suçun vasfı dışında, görevi belirleyen, suçun oluş şekli ile ilgili hiç bir benzerlik bulunmadığından, Dairenin, Uyuşmazlık Mahkemesinin söz konusu kararına dayanarak, Komutanlığın, görevsizliğe ilişkin temyiz sebebini kabule değer bulmaması isabetsiz görülmüş ve bu nedenle yasaya aykırı bulunan Daire kararının kaldırılmasına, As. Mahkemece verilen hükmün, Başsavcılığın sübuta ilişkin itirazına atfen ve re'sen görev noktasından bozulmasına oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy