(353 S. K. m. 163)
Sanığın görev yeri olan Üs Benzinliğindeki 4085 numaralı telefonu kullanarak değişik tarihlerde üs lojmanlarındaki evlere telefon edip telefonu açan bayanlara adaba aykırı sözler söylediği, bu suretle müteselsilen söz atmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasının yargılaması sırasında, sanık ile muhatap olan mağdureler dinlenilmeden, dolaylı tanık konumundaki mağdure eşlerinin ifadelerine dayanılarak hüküm tesis edilmesinin usule aykırılık oluşturduğu Başsavcılık ve Daire tarafından kabul edilmekte ise de, bu aykırılığın bozma nedeni yapılıp yapılmaması konusunda anlaşmazlık bulunmaktadır.
Başsavcılığın ilk tebliğnamesi ile itiraz tebliğnamesinde, belirtilen usule aykırılığın bozma nedeni yapılmamasına ilişkin gerekçeyi, atılı suçların sanığın ikrarı ile sübuta erdiği ve dolaylı tanık konumundaki mağdure eşlerinin beyanlarının da bunu doğruladığı, bu nedenle sübut konusunda kuşku bulunmadığı hususu oluşturmaktadır. O halde, öncelikle bu husus incelenmelidir.
Bu çerçevede yapılan incelemede; iddianamede, sanığın söz atmak olarak nitelendirilen sözlerine yer verilmeyip genel bir İfade ile "adaba aykırı sözler söylediğinin yazılı olduğu, hazırlık ifadesi alınırken kendisine "görev yeri olan benzinlikteki telefonla aileleri rahatsız ettiğiniz teshil edilmiştir. Savunmanı yaz" seklinde soru yöneltildiği ve sanığın da "aileleri telefon açarak rahatsız ettim" şeklinde el yazısı ile ifadesini yazdığı, istinabe yoluyla saptanan ifadesinde iddianame okunarak savunması sorulduğunda "üs benzinliğindeki telefondan Lojmanlara telefon açıyordum, telefonlara bazı şahıslar çıkıyordu, sonra da telefonu kapatıyordum olay doğrudur" şeklinde savunma yaptığı, mağdurelerin dinlenilmediği ve sanık olarak sadece mağdurelerin eşlerinin dinlenildiği anlaşılmaktadır.
Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeğin ortaya çıkartılması olduğundan, delil yasakları kapsamında olmamak kaydıyla her türlü delilin ispat vasıtası olarak kabul edilebileceğinde kuşku olmamakla beraber, somut olayda maddi gerçeğin tam olarak aydınlığa kavuştuğunu söylemek mümkün değildir. Zira yukarıya aynen alınan sanığın ifadelerinden, adı geçenin ikrarının içeriği tam olarak belirlenemediğinden ve dava konusu olaya bizzat muhatap olan mağdureler de dinlenilmemiş olduğundan, sanığın sabit olan eylemlerinin nitelendirilmesi olanağı yoktur. Bu nedenlerle, Dairenin bozma ilamının yerinde olduğu ve Başsavcılığın itiraz nedenlerinin kabule değer olmadığı sonucuna varılmış ve itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy