(1632 S. K. m. 87)
28.12.1996 ve 23.12.1997 tarihinde Günlük Emir Defterinde dosyanın 117 ve 145 nci dizilerinde bulunan, erata topluca okunmak suretiyle tebliğ edilen, sanığın da tebellüğ ettiğini ve içeriğini bildiğini ikrar ettiği emirlerde kışlaya içki sokulmasının yasaklanmasına rağmen, sanığın 25.5.1997 tarihinde yedi gün şişesi içinde kola ile karıştırılmış alkollü içkiyi içerken yakalandığı, alkollü içki ve kola ile karışık olan bu şişeyi kışla içerisinde ağaçların arasında bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Daire kararında; sözü edilen emirlerin konusunun ve amacının; kışlaya içki sokulmaması olduğunu belirttikten sonra, bir an için emirlerin, aynı zamanda "kışlada içki içilmemesini" de kapsadığı düşünülebilirse de İç Hizmet Yönetmeliğinin 30 ncu maddesindeki; "emirlerin açık, kısa ve kesin olması gerektiği...." kuralının buna engel olduğunu,
Sanıkların hiçbir aşamada içkiyi kışlaya soktukları yolunda beyanları olmadığını, "eğitim alanından koğuşa gelirken arka taraftaki ağaçların altında 2 kola/yedigün şişesi bulduklarını, kokusundan içlerinde votka olduğunu anlayıp içmek için koğuşa götürdüklerini" söyledikleri ikrarları bulunmadığı gibi, sanıkları kışlaya içki sokarken görenin de olmadığını, "içtiklerine göre kışlaya da onlar sokmuştur." şeklindeki kabulün kesin değil, ihtimali olduğunu, başkaları tarafından da sonradan içilmek üzere kışla içerisine sokulup saklanmasının da olası bulunduğunu, bu itibarla; kışlaya sanıkların içki soktuğunun şüpheli kaldığını, "Şüpheden sanık yararlanır" genel hukuk ilkesine göre eylemden sanıkların beraatı yerine yazılı şekilde hükümlendirilmesinin isabetli olmadığını açıklanarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Başsavcılık ise itiraz tebliğnamesinde; emirle birliğe içki sokulması yasaklanmakla beraber, bu emrin birlik içinde içki içilmesini de kapsadığı belirtilerek Daire kararının kaldırılmasına karar verilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.
Yapılan inceleme;
28.12.1996 ve 23.2.1997 tarihlerinde Günlük emir defterinin dosyada mevcut 117 ve 145 nci sayfalarındaki günlük emrin, topluca okunmak suretiyle tebliğ edildiği, bu emirlere göre personele, kışla içerisinde içki sokulmayacağı yönünde emir verildiği, askeri disiplinin tesis ve idamesine yönelik, hizmete ilişkin bu emre rağmen sanığın 25.5.1997 tarihinde koğuşta, birlikte kola şişesi içerisinde içki içerken yakalanması, sanığın tevil yollu ikrarı, olay tespit tutanağı, vaka ve kanaat raporu, tanıklar P.Çvş. Yunus Emre YILMAZ ve P.Astsb.Kd. Çvş. Seyit Ali TAT'ın yeminli ifadeleri, günlük emir defteri fotokopileri ve dosya muhteviyatındaki diğer delillerden anlaşılmaktadır.
Sanık, içkiyi kışlaya dışardan sokmadığını, koğuş arkasındaki ağaçların altında bulduklarını iddia etmişler ise de; koğuşta birlikte içerken yakalanması ve daha önceden de bu şekilde sanığın kışla içinde sık sık içki içtiğinin tanıklarca ifade edilmesi birlikte değerlendirildiğinde, içerken yakalanan içkiyi kendilerinden başka kimsenin sokmuş olamayacağı, sanığın bu yoldaki beyanının savunmaya yönelik olduğu sonucuna varılmıştır.
Yukarıda açıklandığı şekilde sanığın kışlaya içki soktuğu yolundaki kabulün varsayım ve ihtimale dayandığını söylemek mümkün değildir. Çünkü alkol bağımlısı olduğunu ifade eden ve daha önce de müteaddit kez koğuşta içki içtiği tanık açıklamalarından anlaşılan sanığın bahçede bulunduğunu söylediği, ne olduğunu bilmediği, açılmış yedi gün şişesi içindeki maddeyi içki diye kabullenip içmesinin makul, mantıki ve inandırıcı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Bir an için sanığın içkiyi ağaçların altında bulduğu kabul edilse bile, bunu kışladan sayılması kuşkusuz olan koğuşa getirilmesi de "içkiyi kışlaya sokmak" eylemini oluşturacağının ve emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediğinin kabul edilmesini gerektirmektedir.
Bu açıklamalar karşısında söz konusu günlük emirlerin İç Hizmet Yönetmeliğinin 30 ncu maddesine aykırı olarak açık, kısa ve kesin olmadığının söylenmesinin mümkün olmadığını sonucuna varıldığından Daire kararının bu yoldaki kabulünde isabet görülmemiştir.
As. Yargıtay Drl.Krl.nun 4.12.1997 gün ve 1997/157-158 sayılı kararında, "alkollü içecekleri kullanmak kesinlikle yasaktır" şeklindeki askeri disiplinin korunmasına yönelik olan ve askeri hizmete ilişkin bulunan emirde içki içilmesi yasaklanmakla beraber, bu emrin "birlik içine içki sokulmasını da doğal bir sonuç olarak yasakladığını kabul etmenin mantıki zorunluluk olduğunu belirtmiştir. Gerçi dava konusu olayımızda emirler, kışlaya içki sokulmasını yasaklamıştır. Drl.Krl.nun yukarıdaki kararına uygun olarak kışlaya içki sokulmasını yasaklayan bir emrin, içilmesini de yasakladığı kabul edilmelidir.
As. Yargıtay 1 nci Dairesi de 11.6.1997 gün ve 1997/426-425 sayılı kararı ile birliğe içki sokulmasının yasak olduğuna ilişkin emre aykırı hareket ederek içki sokmaya çalışan bir sanığın fiilinin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. Bu içtihadın karşıt anlamından, dava konumuz olayda sanığın eyleminin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu sonucuna ulaşmak gerekecektir. Bu nedenle itirazın kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy