(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, Sanığın Gelibolu'daki Birliğine katılmak üzere geldiği Lapseki'de Gelibolu'ya geçecek vapurların hava muhalefeti nedeniyle seferlerinin iptal edildiğini öğrenmesi üzerine, Lapseki Askerlik Şubesinde görevli P.Çvş. Murat KAYA'ya izin belgesinin arkasına bu konuda şerh düşürtmesinin dehalet olarak kabul edilip edilmeyeceği noktasındadır. Askeri Mahkeme Sanığın bu davranışının, dehalet iradesiyle olmadığını, işlediği suçu gizlemek amacına yönelik olduğunu ve dolayısıyla müsned suçun oluştuğunu kabul ederken, Başsavcılık; Sanığın 5.12.1998 tarihinde Lapseki'ye gelişinin ve vapur seferlerinin hava muhalefeti nedeniyle yapılmaması yüzünden Lapseki Askerlik Şubesine başvurmasının, dehalet iradesiyle olduğunu ileri sürmektedir.
Bilindiği üzere, mütemadi suçlarda (Firar, İzin Tecavüzü, Bakaya, Yoklama Kaçağı gibi) temadi; yakalanmakla, kendiliğinden dönmekle veya dehalet kastı ile Askeri veya Resmi bir kuruma başvurmakla sona ermektedir. Dehalet (Katılma); suç kastından, suç işleme iradesinden vazgeçilmesini tanımladığı için, uygulamada firar veya izin tecavüzünde bulunanların, bilfiil kendi Birliklerine katılmayıp, bulundukları yerdeki bir Askeri Birliğe, Askerlik Şubesine, Askeri Hastaneye ya da bir başka Resmi Kuruma başvurarak, suç işleme kasıtlarının sona erdiğini gösteren fiiller sergilemeleri halinde, suç temadisinin sona erdiği ve dolayısıyla suçun tamamlandığı kabul edilmektedir.
İş bu davada da deruni bir hal olan dehalet iradesinin tespiti için sanığın sergilediği davranışlara bakıldığında; sanık 3.12.1998 tarihinde sona eren iznini üç gün tecavüz ettikten sonra, iznini geçirdiği Ankara'dan Gelibolu'daki Birliğine katılmak maksadıyla 5.12.1998 (Cumartesi) tarihinde Lapseki'ye geldiği ve normal güzergah olan bu karayolundan sonra Lapseki'den kalkan Feribotla Gelibolu'ya geçmek istediği; ancak hava muhalefeti nedeniyle feribot seferlerinin iptal edilmesi üzerine, Gelibolu'ya geçemeyince Lapseki Askerlik Şubesine giderek, tatil günü Şubede yetkili durumda olan tanık Çvş. Murat KAYA'ya feribot seferlerinin aksamış olması nedeniyle Gelibolu'daki Birliğine katılmakta gecikeceğine dair izin belgesine bir kayıt düşülmesini istediği, tanık Çvş. Murat KAYA'nın önce Askerlik Şubesi Başkanını evinden aradığı, bulamayınca sanığın Birliğine telefon ettiği, telefona çıkan olmayınca bu defa Liman görevlilerini arayarak, feribot seferlerinin o gün yapılamadığını öğrenmesi üzerine, sanığın izin kağıdının arkasına 5.12.1998 saat 14.30 itibariyle, sanığın aksayan feribot seferleri sebebiyle Gelibolu'daki Birliğine katılımının gecikeceğine dair yazı yazıp imzaladığı konuları; Dosyada mevcut izin belgesi aslı (Dz:4) tanık Çvş. Murat KAYA'nın yeminli anlatımı (Dz:41) ve Lapseki-Gelibolu feribot seferlerinin 5.12.1998 tarihinde saat 20.00 ye kadar yapılamadığı, sonraki günlerde 8.12.1998 tarihine kadar aksayarak yapıldığı, Çanakkale-Eceabat feribot seferlerinin de 5.12.1998 tarihinde saat 16.00 ya kadar yapılamadığı, sonraki günlerde normal yapıldığını bildiren Türkiye Denizcilik İşletmeleri Çanakkale Şehirhatları İşletmesi Müdürlüğünün 10.2.1999 tarihli yazılarından (Dz:25-26) açıkça anlaşılmaktadır.
İznini geçirdiği Ankara'dan hareketle, yüzlerce Km.yol kat edip Lapseki'ye kadar gelen, ancak söz konusu fiili engel yüzünden Gelibolu'ya geçemediği için Birliğine katılamayan sanığın bu çabası, yukarıda açıklandığı biçimde, hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlandığı halde, sanığın bu hareketlerinin Birliğine katılma kastı ile olmadığını, sanığın izin tecavüzünü örtbas etmek maksadıyla böyle bir davranış içine girdiğini kabul etmek, mantık kurallarına ve hayatın olağan akışına ters düşeceği gibi, böyle bir kabul varsayımdan öte gitmeyecektir. Dava konusu olayda, sanığın İzin Tecavüzünü gizlemek için böyle bir davranış içerisine girdiğini kabul etmek, Lapseki'ye kadar gelen sanığın, feribot seferleri iptal edilmeseydi dahi Gelibolu'ya geçmeyecek olduğunu peşinen kabul etmek olur ki, bu varsayım olur.
Sanık 5.12.1998 tarihinde feribot seferlerinin iptali yüzünden Gelibolu'ya geçemeyince Askerlik Şubesinde veya İlçe Jandarma Komutanlığında kalma cihetine gitmeden aynı gün, ifadesine göre biraz çalışıp para kazanmak için doğrudan Ankara'ya gitmesi, yeni bir suç işleme kastı ile hareket ettiğini göstermekte olduğundan, Dairenin bozma ilamında ve Başsavcılık Tebliğnamesinde belirtildiği gibi, sanığın 3.12.1998-5.12.1998 tarihleri arasındaki eyleminin 477 Sayılı Yasanın 50/B Maddesinde düzenlenen Kısa Süreli İzin Tecavüzü suçunu; 5.12.1998-10.12.1998 tarihleri arasındaki eyleminin de, aynı yasanın 50/A Maddesinde düzenlenen Kısa Süreli Kaçma suçunu oluşturacağı ve sanığın bu eylemlerinden dolayı yargılamada Disiplin Mahkemesi görevli olduğu için, sanık hakkındaki işbu davada Askeri Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, eylemin, 3.12.1998 - 10.12.1998 tarihleri arasında işlenmiş İzin Tecavüzü olarak kabul edilmesi ve buna göre mahkumiyeti cihetine gidilmesi oyçokluğu ile bozmayı gerektirmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy