(1632 S. K. m. 67)
Daire ile Mahalli Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığa müsnet "Yabancı memlekete firar" suçunun oluşup oluşmadığına, muhal (işlenemez) suç olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir.
Yapılan incelemede;
Dosyadaki delil ve belgelerden 235 nci dönem yedek subay aday adayı olan sanığın bakaya suçundan yargılanıp mahkum olması nedeni ile 17.3.1994 tarihinde kısa dönem er statüsü ile (6) aylık hizmete tabi olarak askere sevk edildiği (Dz. 35-76), sanığın askere sevkinden önce de Bakanlar Kurulunun 20.12.1993 gün ve 1993/ 5098 sayılı kararı ile 235 nci dönem 6 aylık hizmete tabi erbaşların terhislerinin 3 ay durdurulduğu (Dz.90) ve hizmet sürelerinin 3 ay uzatıldığı (Dz.87) anlaşılmaktadır. Sanıkta 17.3.1994 günü kısa dönem er olarak askere sevk edilen bir kişi olarak askerlik hizmet sürelerinin uzatılması ile ilgili Bakanlar Kurulunun 20.12.1993 günlü kararından sonra, ancak şubece yapılan bir hata sonucu (9) aylık kısa dönem er olarak sevk edilecek iken (6) aylık kısa dönem erbaş olarak sevk edilmiştir. Askerliği devam etmekte iken sanık kendi ifadesine göre 6 aylık kısa dönem er olarak askerliğe sevk edilenlerin askerlik hizmet sürelerinin (3) ay uzatıldığını, bu arada kendisinin de askerliğinin (3) ay uzadığını bölük yazıcılarından ve komutanlarından öğrenmiş (Dz.3-9-21-44-69), askerliğinin henüz bilmediğini ve terhisine hak kazanmadığını bilen sanık 21.9.1994 günü 4 gün yol hakkı tanınarak gönderildiği 5 günlük izinden 29.9.1994 günü birliğine dönmesi gerekir iken dönmemiş, Japonya'da kazandığı bir eğitim bursundan istifade etmek için Esenboğa Havaalanından 2.10.1994 günü pasaportla yurtdışına çıkmış, 16.4.1998 gününe kadar yurtdışında kaldıktan sonra bu tarihte İstanbul Havalimanında yakalanmıştır. Dava konusu olayın bu şekilde cereyan ettiği hususunda bir kuşku bulunmamaktadır. Mahalli Mahkemece sanığın durumunun 235 nci dönem kısa dönem erbaşlarla aynı olmadığı, 237 nci dönemin de sanığın şubeden sevkinden sonraki bir sevk tarihi olduğu, dolayısı ile bu iki grup ile ilgili askerlik hizmet sürelerinin uzatılması ile ilgili Bakanlar Kurulu kararının ve ekinin sanığı ve tabi olduğu grubu kapsamadığı ileri sürülerek sanığın eylemi işlenemez (Muhal) suç olarak değerlendirilmiş ise de; sanığın 235 nci dönem altı aylık hizmete tabi erbaşlarla işleme tabi olduğu, sanığın yedek subay adayı iken bakaya suçundan mahkum olması nedeni ile askere sevkinin 235 nci dönem erlerin normal sevk tarihlerinden daha sonraki bir tarih olan 17.3.1994 tarihi olduğu, sevk ile ilgili bu durumun sanığın grubunu ve birlikte işleme tabi olduğu emsalleri ile askerlik hizmet süresini etkilemediği, sanığın da yurtdışına gittiğinde askerliğinin bitmediğini, o tarih itibarı ile terhise hak kazanmadığını bildiği nazara alındığında sanığın yabancı memlekete firar suçunu işleme kastı ile hareket ettiği ve eyleminin istenemez (muhal) suç olarak nitelenemeyeceği kanaatine varıldığından mahalli mahkemece direnilerek tesis edilen beraat hükmünde isabet görülmediğinden hükmün oyçokluğu ile esastan (sübuttan) bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy