(353 S. K. m. 120)
Yukarıda aşamaları özetlenen dava dosyasından anlaşılacağı üzere, Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sorgusunun tespitinden en az bir hafta önce iddianame kendisine tebliğ edilmemiş, yasadan kaynaklanan bu hakkı kendisine hatırlatılmamış, ancak sorgusu tespit edilmiş olan sanığın sorgusunun bu şekilde tespit edilmesinin usule uygun olup olmadığına ilişkindir.
Yapılan incelemede;
Sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan kamu davası açılması üzerine (Dz.15) askeri mahkemece duruşmaya çağrılması ve iddianamenin tebliği için kıtası K.lığına yazılan müzekkereye (Dz:19), sanığın 21.02.1999 tarihinde terhis edildiği şeklinde cevap verilmiş (Dz.22) bildirilen terhisli memleket adresine yazılan talimat üzerine (Dz.23) sorgusu Lüleburgaz Asliye Ceza Mahkemesinde 17.05.1999 tarihinde tespit olunmuş, bu tespit sırasında düzenlenen tutanakta (Dz.30) sanığın adı, soyadı, kimliği ile bilgiler ve adresi yazıldıktan sonra aynen" sanığa talimat ve ekindeki iddianame ve ifade tutanağı okundu soruldu: Duruşmadan vareste tutulmayı talep etmiş olmakla CMUK. nun 135 nci maddesindeki yasal haklarında hatırlatılarak savunması ve delillerinin tespitine geçildi..." denilmiş, ancak iddianame mahkemece ne duruşmadan önce, ne duruşma sırasında (Hatta duruşmadan sonra bile) sanığa tebliğ edilmemiş buna rağmen sorgusu tespit olunmuş, mahalli mahkemece de bu şekilde tespit olunan sorguya itibarla sanık hakkında hüküm kurulmuş, iddianamenin kendisine tebliğ edilmediği hususu da sanık tarafından temyiz dilekçesinde temyiz sebebi olarak (Dz.38) ileri sürülmüştür.
Yapılan incelemede;
353 Sayılı Kanunun 118/1 nci maddesi iddianamenin sanığa verileceğini, 120/1 nci maddesi iddianamenin tebliği ile duruşma günü arasında en aşağı bir hafta geçmesi gerektiğini sanık uygun görür ise, bu sürenin azaltılabileceğini, bu süreye uyulmamış ise, iddianamenin okunmasından önce sanığın duruşmanın tehir veya talikini isteyebileceğini, 130/3 ncü maddesi ise 120 nci maddede yazılı süreye uyulmamış ise askeri mahkeme kıdemli askeri hâkiminin duruşmanın tehir veya talikini istemeye hakkı olduğunu sanığa bildireceğini açıkça belirtmektedir Bu duruma göre usule uygun bir yargılama yapabilmek için iddianame duruşmadan önce sanığa tebliğ edilmeli, tebliğ günü ile duruşma günü arasında en az bir haftalık süre geçmeli, bu süre geçmemiş veya iddianame tebliğ edilmemiş ise iddianame tebliğ edilmeli, bir haftalık yasal sürenin geçmediği, isterse duruşmayı tehir veya talik ettirme hakkı olduğu sanığa duruşmayı yöneten hâkim tarafından hatırlatılmalı, sanık bir haftalık süreden vazgeçtiğini, hazır olduğunu beyan eder ise bu husus duruşma tutanağına açıkça yazılmalı, duruşmaya bandan sonra devam olunmalıdır. 353-S.K.nun 130/3 ncu maddesi duruşmayı yöneten Kıdemli Askeri Hâkime sanığa yasadan kaynaklanan bu hakkını hatırlatması gerektiğini "...sanığa bildirir." diyerek amir bir hükümle görev olarak yüklemiş, CMUK. nun 221/3 ncü maddesi hükmü de aynı şekilde düzenlenmiştir.
Dairece sanık hakkındaki hükmün açıklanan usule aykırılık nedenleri ile usulden bozulması, 353 S.K.nun 118, 120, 130 ncu maddelerinin açık hükümleri ile Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 04.06.1997 gün ve 1997/404-402, 3 ncü Dairesinin 07.05.1996 gün ve 1996/244-243, 14.01.1997 gün ve 1997/19-15 sayılı kararları karşısında isabetli görüldüğünden Askeri Yargıtay Başsavcılığının yerinde görülmeyen itiraz sebeplerinin reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy