(1632 S. K. m. 66)
Sanığın, 6.8.1998-11.8.1998 tarihleri arasında izinli olduğu, izin süresi içerisinde rahatsızlığı nedeniyle özel bir doktordan 10.8.1998 tarihinde "20 gün istirahat" içeren rapor aldığı, sorgu ve savunmalarında 16.8.1998 tarihinde birliğine katılmak üzere Ankara'ya geldiğini, ancak nizamiyeden içeri girmeyip memleketine geri döndüğünü beyan ettiği ve istirahatı 30.8.1998 tarihinde sona ermesine rağmen 26.8.1998 tarihinde kendiliğinden birliğine katıldığı anlaşılmıştır.
Bu şekilde gerçekleşen maddi olayda Askeri Mahkemece sanığın, 11.8.1998-16.8.1998 tarihleri arasında hastalığı nedeniyle birliğine katılamadığı ve geçerli mazeretinin bulunduğu kabul edildiği halde, sanığın 16.8.1998 tarihinde seyahat edebilmesi (kendi ifadesine göre) nedeniyle, hastalığının birliğine katılmasını engellemeyecek şekilde iyileştiği kabul edilerek 16.8.1998-26.8.1998 tarihleri arasında izin tecavüzü suçunu işlediğinin kabul edildiği, Başsavcılığın itiraz tebliğnamesinde de aynı düşüncenin dile getirildiği görülmekte ise de;
Sanık tarafından ibraz edilen ve " 20 gün istirahat" içeren rapor aksi kanıtlanıncaya kadar bir delil niteliğindedir.
Adı geçenin istirahatını sonuna kadar kullanmayıp birliğine dönmek amacıyla seyahat etmesi sağlığı açısından kendisini ilgilendiren bir meseledir. Bu hususun raporun aksini kanıtlayan bir olay olarak değerlendirilmesi olanaksızdır. Böyle bir kabulün, bilimsel verilerden uzak ve varsayıma dayalı olacağı açıktır. Nitekim sanığın, daha sonra istirahatı sona ermeden kendiliğinden birliğine katılması da olaydaki iyi niyetinin ve suç kastı ile hareket etmediğinin göstergesidir.
Bu nedenlerle, atılı suç, kast ve mazeret unsurları yönlerinden oluşmadığı, dolayısıyla mahkumiyet hükmünü aynı nedenle bozan Daire kararında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından, aksi düşünceye dayalı itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy