(1632 S. K. m. 152)
Sanığın 16.2.1996 tarihinden itibaren J.Genel K.lığında Pratisyen Hekim olarak görev yaptığı, meslek gereği ilaç firmalarının temsilcilerinin, diğer doktorlar gibi kendisini de Dispansere gelerek ziyaret ettikleri, 28.11.1996 günü iş gereği yine, Genel K.lığı Dispanserine geldikleri diğer doktorları ziyaret ettikten sonra sanığın odasına da uğradıktan, sanığın olay tarihinden bir ay kadar önce ölmüş olması nedeniyle hem başsağlığı dilemek hem de iş görüşmesi yapmak amacında oldukları, kapıyı çalıp içeri girdikleri, sanığın içeride bir hastası ile meşgul olduğu, mağdurları içeriye buyur ettiği, hastasını gönderdikten sonra kapıyı kapatıp kendisini ayakta bekleyen mağdurlardan, önce Tuğba KÜÇÜKe sarıldığı ve öpmek istediği Tuğba'nın kendisini öpmek isteyen sanığı iteklediği, bunun üzerine şaka yapıyormuş gibi tavır alarak güldüğü ve mağdurenin sertçe vurarak "kaç zamandır niye gelmiyorsun eşşeoğlueşşek" dediği, o sırada uyakta bulunan ve şaşkınlıkla gelişmeleri izleyen diğer mağdure Ebru Didem YILDIRIM' a dönerek aynı şekilde sarıldığı, O'na da "sen niye gelmiyorsun, eşşeoğlueşşek" diyerek omzuna vurduğu, mağdurelerin ilk şaşkınlıklarını atmalarını müteakip derhal odadan çıktıkları ve dilekçe vermek suretiyle sanığı şikayet ettikleri, böylelikle sanığın mağdurelere rızası hilaflarına sarılmak ve öpmeye çalışmak, daha sonra da omuzlarına vurmak, suretiyle sarkıntılık suçunu iki kez işlediği iddiasıyla eylemine uyan As. CK. nun 152 nci Maddesi Delaletiyle T.C.K.nun 421 nci Maddesinin iki kez tatbiki suretiyle cezalandırılması istemiyle açılan kamu davası sonunda tesis edilen beraat hükmünün. Askeri Savcının aleyhe temyizi Üzerine, Dairece, sanığın eyleminin TCK nun 547 nci maddesinde yazılı sucu oluşturduğu gerekçesiyle beraat hükmünün suç vasfından bozulmasına karsı, Başsavcılıkça, sanık hakkındaki beraat hükmünün onanması gerektiği gerekçesiyle İtiraz edilmiştir.
Daire ile Başsavcılık anısında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık sübuta yöneliktir.
Daire, sanığın iddia konusu eylemlerinin TCK nun 547 nci maddesinde düzenlenen, suçu oluşturduğunu kabul ederken, Başsavcılık, Askeri mahkeme hükmünde olduğu gibi, sanığın eyleminin suç teşkil etmediğini ileri sürmektedir.
Dosyada mevcut delil durumu karşısında, sanığın her iki mağdureye karşı vaki olan eylemlerinin Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin 20.10.1999 tarih ve 1999/669-668 sayılı ilamında açıklanan şekilde sübuta erdiği, sanığın olay günü ilaç mümessilleri olan mağdurelerle ayrı ayrı tokalaşmayı müteakip ellerinden sıkıca tutup kendine doğru çekerek kabaca sarılıp öpmek için hamle yaptığında, şehvet hissi ile davrandığı konusu şüpheli kalmakla birlikle, sanığın sübut bulan bu eylemlerinin, Toplumun genel ahlak kuralları ve kabul tarzına göre çirkin ve ayıp olması, mağdurelerin sanığın bu tarz hareketinden incinmiş olmaları, huzur ve rahatlarının bozulmuş olması, dikkate alındığında, sanığın söz konusu eylemlerinin TCK. nun 547 nci maddesinde düzenlenen "İtidal ve muvazene haricinde veya çirkin ve ayıp görünen bir hal ile başkasını alenen incitme veya huzur ve rahatını bozma" suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir. TCK. nun 547 nci maddesinde düzenlenen kabahat nevindeki bu suçun oluşmasında, sanığın hal ve hareketleriyle başkasını incitme veya huzur ve rahatını bozma kastı içinde olup olmamasının bir önemi olmadığı için (Nejat ÖZÜTÜRK TCK. nun Şerhi ve Tatbikatı 1970 ikinci Baskı 3.cilt Sh.752) sanığın argo tabirler Kullanan entelektüel bir yapıda olması nedeniyle müsned suçun kast unsuru yününden oluşmayacağına yönelik görüşe katılmak mümkün olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle Başsavcılığın sanığın eylemlerinin suç teşkil etmediğine yönelik İtirazı yerinde görülmemiştir.
Ancak, TCK. nun 547 nci maddesinde bu suç için öngörülen ceza, azami On beş Gün Hafif Hapis olduğu için, TCK. nun 102/6 ve l04/2.maddelerinde belirtilen (6 Ay+Yarısı) toplam Dokuz Aylık Zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan itiraza atfen davanın düşmesine oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy