(1632 S. K. m. 152)
Askeri Mahkeme ile Daire arasında meydana gelen ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık müsned suçun sübutuna yöneliktir.
Daire, sucun sübuta ermediğini kabul ederken, Askeri Mahkeme suçun sabit olduğunu kabul ederek önceki mahkûmiyet hükmünde direnmiştir.
Dosyada mevcut delil durumunu göre;
Sanığın Akşehir ilçe Jandarma Karakolunda görevli iken, Mağdurenin, konusu bilinmeyen bir şikâyet için Karakola geldiğinde sanığı tanıdığı ve aynı günün akşamı, sanığa gösterdiği ilgi için teşekkür etmek amacıyla telefon ettiği, arkasından sanığın mağdureyi telefonla arayıp randevulaştıkları, ilk buluşmalarını müteakip aynı gün sanığın evine gittikleri ve cinsel ilişkide bulundukları, daha sonraki günlerde eşiyle problemleri olan sanığın, eşinden ayrılıp mağdure ile evlenmek istediği bunun için sanığın anne ve babasının. mağdureyi anne ve babasından oğulları olan sanık için istedikleri, hatta sanığın 1996 yılı genel atamaları ile Muş iline atanmasından sonra, mağdurenin sanığın anne ve babasının Konya'daki evine gidip bir süre kaldığı, ancak daha sonra sanığın mağdure ile evlenmekten vazgeçtiği, kızlık muayenesinin 3.3.1997 tarihinde yapıldığı, bakire olmadığı ve yırtığın eski olduğunun tespit edildiği anlaşılmakta ve bu ki konularda bir ihtilaf da bulunmamaktadır.
Ancak, mağdure, sanık ile cinsel ilişkiye girmeden önce bakire olduğunu ve sanığın kendisiyle evlenme vaadinde bulunduğunu iddia etmekte, sanık ise, cinsel ilişki incesinde mağdureye evlenme vaadinde bulunmadığını ve mağdurenin cinsel ilişki öncesinde bakire olmadığını ileri sürmektedir.
Dava dosyasında, sanığın cinsel ilişki sonrasında mağdure ile evlenme vaadinde bulunduğunu gösteren deliller mevcut olmakla birlikle, cinsel ilişki öncesinde evlenme vaadinde bulunduğunu gösteren, mağdurenin soyut iddiasından başka hiçbir delil bulunmamaktadır. Gerçekten, sanığın mağdure ile cinsel ilişkiye girmeden önce kendisini anne ve babasından istetmek veya istemek, nişan yapmak, ev eşyası almak, gelinlik diktirmek, nikâh ve düğün hazırlıkları yapmak gibi evlenme vaadinde bulunduğunu ortaya koyacak bîr olay gerçekleşmediği gibi, suç tarihinde (21) yaşında olan sanığın; buluştukları ilk gün evine götürdüğü kendisinden iki ay büyük olan mağdureye (üstelik evli olmasına rağmen) cinsel ilişkide bulunmadan önce evlenme vaadinde bulunup, mağdureyi buna inandırdıktan sonra cinsel ilişkide bulunduğunu kabul etmek hayatın olağan akışına, akla ve mantığa da uygun düşmemektedir. Mağdurenin, sanıkla ilk defa buluştuğu gün, evine rızası ile gidip (evin halinden evli olduğu da anlaşılabilecek olan) sanıkla cinsel ilişkide bulunmuş olması karşısında, mağdurenin sanıkla birlikte olduğunun daha ilk gününde, sanığın kendisine evlenme vaadinde bulunduğu yönündeki iddiası inandırıcı bulunmamıştır. Bu itibarla sanığın, buluştukları ilk gün mağdure ile rızası ile cinsel ilişkiye girmeden önce, mağdureye evlenme vaadinde bulunduğu konusunda, her türlü şüphe ve tereddütten uzak biçimde, tam bir vicdani kanaate varmak mümkün olmadığından, müsned suçun yasal unsuru olan "Evlenme vaadinin" gerçekleşmemiş olması nedeniyle müsned suçun oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Sanığa, reşit olan mağdure ile Mayıs 1996 tarihinde rızasıyla cinsel ilişkide bulunması suç teşkil etmediği gibi, rızası ile gerçekleşen cinsel ilişkiden sonra vaki olan evlenme vaadinin de suçun teşekkülü yönünden önemsiz olduğu kuşkusuzdur.
Diğer yandan, bir an için olayda sanığın cinsel ilişki öncesinde mağdureye evlenme vaadinde bulunduğu kabul edilse dahi, mağdurenin işbu ilişki öncesinde bakire olduğu konusu da kanıtlanamadığından, müsned suçun diğer bir unsura olan "Kızlık bozma" unsurunun da gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, sanık hakkında yasal unsurları itibariyle sübuta ermeyen "Evlenme Vaadiyle Kızlık Bozma" suçundan beraat kararı yerine, yazılı olduğu şekilde mahkûmiyete hükmolunması bozmayı gerektirmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanığın yerinde görülen temyizinin KABUL ile, usul ve kanuna aykırı bulunun Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 29.4.1999 tarih ve 1999/238-245 sayılı direnme (mahkumiyet) hükmünün 353 Sayılı Yasanın 221/1 nci Maddesi uyarınca ESASTAN BOZULMASINA, tebliğ nameye uygun olarak. 9.12.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy