(353 S. K. m. 162)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık Beraat hükmünün yeterli gerekçesinin olup olmadığı ile dava zamanaşımının süresinin dolup dolmadığı hususlarına ilişkindir.
Yapılan incelemede;
Mağdurenin 25.1.1994 tarihli şikayet dilekçesi üzerine (Dz:16), sanık hakkında Köyceğiz C. Başsavcılığının yaptığı hazırlık soruşturması sonunda 12.4.1994 gün ve 1994/81-35 sayılı iddianame ile "Evlenmek Vaadi İle Kızlık Bozma" suçundan T.C.K.un 423/1 inci Maddesi gereğince cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış (Dz:21), Köyceğiz Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.1994 gün ve 1994/71-207 sayılı kararı ile, sanığın eylemi zorla alıkoymak, zorla ırzına geçmek ve zorla kızlık bozmak suçları olarak nitelenerek mahkemelerinin görevsizliğine, .sanığın T.C.K nun 416/1. 418/2. 429/1 ve 39 ncu Maddeleri gereğince yargılanması için dava dosyasının Muğla Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş (Dz:41-48), Muğla Ceza Mahkemesinin 10.4.1995 gün ve 1995/3-123 sayılı kararı ile sanığın aleyhinde mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından beraatına karar verilmiş (Dz:6I-65), hüküm müdahil- mağdurenin temyizi üzerine (Dz:67), Yargıtay 5 nci Ceza Dairesinin 6.11.1997 gün ve 1997/3695-3863 sayılı kararı ile sanığın suç tarihinde asker olması, isnat edilen suçun A.s.C.K.nun 152 nci Maddesinde yazılı ırz ve iffete tecavüz niteliğinde suçlardan bulunması nedeni ile müsnet suçtan yargılamada Askeri Mahkemenin görevli olduğa belirtilip hüküm görev noktasından bozulmuş (07:71), Muğla Ağır Ceza Mahkemesince 26.12.1997 gün ve 1997/428-431 sayılı kararla görevsizlik kararı verilip (Dz:75-77) dava dosyası Askeri Mahkemeye gönderilmiş, Ege Ordu K.lığı Askeri Mahkemesinin verdiği yetkisizlik kararı ile (Dz:82-86) dosya 5 nci K.lığı Askeri Mahkemesine gönderilmiş, 5 nci Kor. K.lığı Askeri Mahkemesince de sanığın Evlenmek Vaadi ile Kızlık bozmak suçunu islediği hususunda aleyhinde mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığından 31.12.1998 gün ve 1998/1420-1322 sayılı karar ile beraatına karar verilmiş (Dz:146-147), hu hüküm de, müdahil mağdure tarafından temyiz edilmiş (Dz:160). Askeri Yargıtay Başsavcılığının 22.10.1999 gün ve 1999/3138 sayılı Tebliğnamesi ile (Dz:167), sanık hakkında kurulan beraat hükmünün yeterli gerekçesinin olmaması nedeni ile bozulması, ilk sorgusu 11.5.1994 tarihinde yapılan sanık hakkında bu tarihte kesilen dava zamanaşımının daha sonra başka bir nedenle de kesilmediği, (5) yıllık dava zamanaşımının suresinin 11.5.1999 tarihinde dolduğu belirtilerek 353 Sayılı Kanunun 220/C Maddesi gereğince kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği yolunda görüş bildirilmiş, 5 nci Dairenin 3.11.1999 gün ve 1999/619-617 sayılı kararı ile sanık hakkındaki dava zamanaşımı süresinin dolmadığı belirtilip görevsizlik kararına konu olan zorla alıkoymak, zorla ırza geçip kızlık bozmak suçları ile ilgili olarak Askeri Mahkemece herhangi bir irdeleme yapılmamış olması nedeni ile hüküm usulden bozulmuş (DZ:168),
Başsavcılığın 19.11.1999 gün ve 1999/3138 (İtiraz: 149) sayılı İtiraz Tebliğnamesi ile beraat hükmünün yeterli gerekçe taşımaması nedeni ile bozulması, dava zamanaşımı süresi dolduğundan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği yolundu görüş bildirilmiş ise de;
Dava dosyasında, sanığın mağdurenin ırzına zorla geçtiğine veya evlenmek vaadi ile mağdureyi önce aldatarak daha sonra kızlığını bozduğuna dair bir delil ve belge bulunmamakladır.
Mağdureye ait 21.1.1994 gün ve (105) sayılı rapordan mağdurenin kızlığının bozuk (kadın) olduğu ve bu yırtığın saat 4 (Dört) ve 9 (Dokuz) hizasında yeni yırtık şeklinde olduğu anlaşılmakta ise de, bu hususlar kızlığın sanık taralından bozulduğunun delili değildir.
Olayın görgü tanığı yoktur. Sanığın aleyhine ifade veren tek tanık olan Menderes DEMİR (Dz:33-123-140) sanık aleyhine olan ifadesini daha sonra ifadesi tekrar alındığında değiştirmiş, bu ifadesinde mağdurenin ricası ile sanık aleyhine ifade verdiğini açıkça belirtmiştir (Dz;144).
Ayrıca müdahil-mağdure dahi sanığın önce evlenme vaadinde bulunup sonra kızlığını bozduğunu söylemeyip sanığın zorla ırzına geçip kızlığını bozduğunu, daha sonra kendisi ile evleneceğini söylediğini belirtmektedir. Yukarıda açıklandığı gibi zorla ırza geçmenin delilleri bulunmadığına, sanığın müdahil-mağdurenin kızlığını bozmadan önce evlenme vaadinde bulunduğu da kanıtlanamadığına göre, dosyada sanık hakkında alıkoymak, zorla ırza geçmek ve evlenme vaadi ile kızlık bozmak suçlarından mahkumiyetine yeterli delil yok demektir.
Mahal Mahkemesince dosya içerisinde adı gecen tanıkların isimleri sayılmak, dosyada bulunan diğer tüm yazılı delil ve belgelere de atıfta bulunulmak sureti ile sanığın müsned suçu islediği hususunda her türlü şüpheden uzak, kesin delillerin mevcut olmadığı kanaati ile ve "delil yetersizliği" sebebi ile beraatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden, Mahalli Mahkemece gösterilen beraat gerekçelerinin yeterli ve isabetli olduğu sonucuna varıldığından Başsavcılığın bu hususlara ilişkin itirazının oyçokluğu ile reddine karar verilmiş, Beraat hükmü mahiyeti itibari ile zamanaşımının nedeni ile sanık hakkındaki kamu davasının düşme şeklindeki hükme göre sanığın daha lehine olan bir hüküm olduğundan, Başsavcılığın tebliğnamedeki zamanaşımı ile ilgili görüşüne beraatın öncelikle göz önünde bulundurulması gerektiği görüşü ile katılınmamış, itiraz sebeplerinin reddi ile itiraza atfen Daire kararının kaldırılmasına ve sanık hakkındaki beraat hükmünün oyçokluğu ile onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy