(765 S. K. m. 264)
Sanığın, dosya kapsamındaki delillere göre sabit olan eylemi; içtima alanına giderek, öğle içtiması için toplanmış olan bölük eratına karşı silahını ateşlemesi, ancak şarjörün ilk mermisinin manevra mermisi olması nedeniyle ateşlenen merminin ses etkisi dışında etki yapmaması üzerine tüfeğin kurma kolunu çekip bırakarak tekrar ateş etmek istediğinde silahın tutukluk yapması nedeniyle olay yerinden kaçıp uzaklaşmasından ibarettir. Sanığın bu eyleminin nitelendirilebilmesi için kastının belirlenmesi gerekmektedir.
Sanık sorgu ve savunmalarında; eğitim birliğinde koğuşta uyurken bayıltılıp tecavüze uğradığını, bu olayı bölük komutanına söylediğinde doktora sevk edildiğini, ancak bir şeyin yok denilip "komando olamaz" kararma varıldığını ve refüze edildiğini, yeni birliğinde de bölüğe yazıcı olarak verildiğini, bölükteki erlerden Talip, Ömer ve Salim'in kendisine bütün işleri yüklediklerini, küfür ettiklerini, bu nedenle sinirlerinin iyice bozulduğunu, olayı dikkati çekip alay komutanının öğrenmesi için yaptığını, arkadaşlarının üzerine ateş etmediğini, korkutmak amacıyla havaya bir el ateş ettiğini beyan etmektedir. Sanığın, müşahedesi sonucu tanzim edilen raporda "Geçirilmiş psikonevrotik reaksiyon (Karışık Tip), TCK. nun 47 nci maddesinden istifade eder, Askerliğe elverişlidir" tanı ve kararı yer almaktadır.
Olay tanıkları, silah sesinden sonra sanığı gördüklerinde, silahın bölük personeline tevcih edilmiş olduğunu gördüklerini, kurma kolunu çekip bıraktığında manevra mermisi kovanının yere düştüğünü ifade etmektedirler. Ancak, bunların görgüleri ilk ateş sesinden sonrasına ait olup, olayın başlangıcına ilişkin görgüleri bulunmamaktadır. Tanıklardan Astsb. Kayhan ÇAKMAK, olayın akabinde sanığın, ...3-4 kişiyi öldürürsem onlar da beni öldürürler diye düşündüm... şeklinde beyanda bulunduğunu söylemekte ise de, ihata duvarının arkasına geçerek ateş etmesi nazara alındığında sanığın, bu ifadeye uygun bir davranış içerisinde bulunmadığı görülmektedir. Sanık da sorgusunda (Dz.31), o esnada moralinin çok bozuk olduğunu, ne söylediğini bilmediğini böyle bir konuşmayı hatırlamadığını söylemektedir. Bu nedenle, sanığın, yargılama aşamasında saptanan ruhsal rahatsızlığı ve olay anındaki davranışları gözetildiğinde, bu beyana dayanılarak suç kastının saptanması mümkün değildir.
Dosya kapsamına göre; sanığın bir veya birkaç kişiyi öldürmesini gerektirebilecek önem ve derecede herhangi bir olay bölükte vuku bulmamıştır. Zira Salim, Ömer ve Talip isimli erlerin davranışları bu boyutta olmadığı gibi, sanığın ısrarla dile getirdiği tecavüz olayı (kendi beyanına göre) da daha önceki birliğinde cereyan etmiştir.
Bu durumda, sanığın öldürmek kastıyla hareket ettiğini her türlü şüpheden uzak olarak ortaya çıkaracak yeterli delil bulunmadığı ve sanığın, ateş edip bölük eratını korkutmak, bu suretle komutanlarına sorununu anlatabilmek kastıyla havaya ateş ettiği' şeklindeki aksi kanıtlanamayan savunmasına itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sanığın belirlenen bu kast doğrultusundaki eylemi, bölük eratında korku, kaygı ve panik yaratacak nitelikte olduğu gibi, somut olayda bu durumlar da yaşanmış olduğundan Dairenin bozma ilamına uyularak eylemin TCK. nun 264/7 nci madde ve fıkrası kapsamında kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde hükme varılması yasaya aykırı görülmüş ve hükmün suç vasfı yönünden bozulmasına karar verilmiştir. Üyelerden Doç. Hak. Alb.M.T.ODMAN ve Hak.Alb.A.ALKIŞ, sanığın eyleminin As.C.K.nun 130 ncu maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, Üyelerden Hak.Alb.M.SÖNMEZ, Hak.Alb.S.YALÇIN, Dr. Hak.Alb. F. FERHANOGLU ve Hak. Alb.I.H.ALŞAN eylemin adam öldürmeye eksik teşebbüs niteliğinde olduğu gerekçesi ile bu kabule katılmamışlardır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy