(353 S. K. m. 52)
Sanığın yokluğunda verilen hüküm 24.4.1998 tarihinde polis memuru tarafından bizzat sanığa tebliğ edilmiş olup sanığın 25.5.1998 tarihinde Konya Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile hükmü temyiz ettiği anlaşılmaktadır. Yerel Askeri Mahkemece Askeri Savcının mütalaası da alınmak suretiyle 4.6.1998 gün ve 1998/225 sayılı sanığın süre dışında yaptığı temyiz itirazının reddine dair kararında hukuka aykırı bir husus bulunmamaktadır.
Yapılan müzakere de öncelikle polis memuru tarafından yapılan tebligatın yasal olup olmadığı görüşülmüş konunun yasal ve içtihatlar açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.
Bu yönde yapılan incelemede; Tebliğ işlemlerini düzenleyen 353 sayılı kanunun 52 ncı maddesinin son fıkrasında tebligat kanunu hükümlerinin askeri mahkemelerde de uygulanacağının hüküm altına alındığı görülmektedir.
Tebligat kanununun 1 nci maddesinde kazai merciiler tarafından yapılacak bilcümle tebligatın bu kanun hükümleri dairesinde PTT işletmesi veya memur vasıtasıyla yapılacağı hususu hükme bağlanmıştır. Aynı kanunun 2.maddesinde ise, diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde veya aynı yerde bulunan birinci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara yapılacak tebligatın kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılacağı hükmü yer almaktadır.
2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kurumunun 26 nci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca çıkarılan ve 25.4.1938 gün ve 3390 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan Polis Vazife ve Salahiyet Tüzüğünün 4.maddesin de,
"Kanunların ve Nizamların mükellef tuttuğu tebliğlerin haricinde en büyük idare memurları veya Emniyet Müdür ve amirleri lüzum ve zaruret gördükleri hususlarda tebligat yapmak için polise emir verebilirler" hükmünün yer aldığı görülmektedir.
Keza Emniyet Müdürlüğünce yapılan tebligatı yasaya aykırı bulan 2.D.nin 28.10.1998 gün 1998/731-729 sayılı kararı mevcut olmakla beraber; bu tür tebligatları yasaya uygun bulan As. Yargıtay Drl. K. 18.12.1997 gün ve 1997/174-167, 4.6.1998 gün ve 1998/93-88 sayılı kararlarının mevcudiyeti de belirlenmektedir.
Yapılan bu izahların değerlendirilmesi sonucunda; Emniyet Müdürlüğünce yapılan tebliğ işleminin usul ve yasaya uygun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır, (Üye Hak. Alb. Yavuz ÖĞÜT, bu düşünceye katılmamakla beraber, Tebligat K.nun 32. maddesi karşısında, Tebligatın bu yönüyle geçerli sayılması gerektiği görüşündedir.)
Aynı şekilde Tebligat kanununun 32.maddesinde; Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır, muhatabın beyan etliği tarih, tebliğ tarihi addolunur hükmü mevcut bulunmaktadır. Bu açıdan da olaya bakıldığında sanığın 25.5.1998 tarihinde Konya Asliye Ceza Mahkemesine verdiği temyiz dilekçesinde gerekçeli hükümden bilgi sahihi olduğu açıkça anlaşılmaktadır, bu nedenle Askeri Yargıtay 2.Dairesinin 2.12.1998 gün ve 1998/827-827 sayılı kararındaki sanığa tebliğ edilenin gerekçeli hüküm olmayıp mahkemenin 1997/384 sayılı yazıları olduğuna dair kabulü" de yerinde görülmemiştir. Zira Yerel Askeri Mahkemenin hükmünün esas ve karar sayısı 1997/384- 803 olduğu halde; gerekçeli kararın tebliği için 7.2.1998 tarihinde Konya Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye esas numarasının yalnızca (1997/384 ) olarak yazıldığı ve ekinde de bir adet gerekçeli hüküm bulunduğu belirtilmiş olduğu halde; Sanığın vaki temyiz itirazında gerekçeli hükmün esas ve karar numaralarını gerekçeli hükme uygun olarak belirtmiş olması karşısında yazı ekinde gerekçeli hükmünde sanığa tebliğ edilmiş olduğuna ilişkin herhangi bir kuşku kalmamış bulunduğundan; Başsavcılığın itirazının kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy