(1632 S. K. m. 66)
Adıyaman Özel Harekat Grup K.lığı emrinde görevli Uzm.Onb.A.K.nın 5.9.1997 günü 2 gün yol hariç 20 gün süre ile izine gönderildiği 27.9.1997 günü birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 16.3.1998 tarihinde mukavelesinin fesh edildiği, bu suretle 27.9.1997-16.3.1998 tarihleri arasında izin tecavüzünde bulunduğu maddi bir vakıa olup 3269 sayılı kanun ile Uzman Erbaş Yönetmeliğine göre sanığın tek taraflı olarak mukavelesini fesh etme yetkisi bulunmadığında kuşku yoktur. Ancak sanıkta izin tecavüzü suçunu işlemek kastı bulunup bulunmadığının tartışılması suçun işleniş şeklinin özellikleri nedeni ile de zorunlu görülmüştür. Zira sanık Cumhuriyet Savcılığınca alınan ifadesinde ve Askeri Mahkemede yaptığı sorgu ve savunmalarında; "...1994 yılında Sözleşme yaparak Adıyaman Özel Harekat Grup K.lığında Uzman Erbaş olarak göreve haşladığını, 1996 yılında yeniden sözleşme Yaptığını, 1997 yılında Kayseri de Polis olmak için imtihana girdiğini, kazandığının bildirilmesi üzerine 1997 yılı Haziran ayında istifa dilekçesini birliğine verdiğini, birliğinin bu dilekçeyi onaylamadan bölge K.lığına göndermesi sebebiyle iade edildiğini, onaylanıp Bölge K.lığına yeniden gönderildiğini, 1 Eylül 1997 tarihinde Eskişehir Polis Okulunda hazır bulunmasına dair yayının gelmesi üzerine durumu komutanına arz ettiğini, komutanının da kendisine üzerinde bulunan zimmeti tealim etmesini, eşyalarını toplamasını ve okula giderek başlamasını söylemesini takiben üzerinde bulunan tüm eşyaları teslim ettiğini, arkadaşları ile vedalaştığını, ailesini ve eşyalarını Niğde'ye gönderdiğini komutanın konuşmasından istilasının kabul edileceği veya edildiği kanaatine vardığını; zira evvelce de iki arkadaşının istilalarını istemeleri üzerine bu taleplerinin kabul edilmiş olduğunu; 5.9.1997 tarihinde Polis okulunda göreve başladığını birkaç defa birliği ile telefonla görüştüğünü, istifasının kabul edilmediğini öğrenince Ankara'da bulunan Uzm. Erbaş atama bürosuna gittiğini kendisine noterden tasdikli ve bütün haklarından feragat ettiğini bildirir istila dilekçesini acilen göndermesini istediklerini, birliğine telefon açarak böyle bir dilekçe gönderenini, kabul edilip edilmeyeceğini sorduğunu "dilekçeyi acele gönder" şeklinde cevap verilmesi üzerine istenen dilekçeyi APS ile gönderdiğini bilahare de müteaddit defalar birliğini aradığını ve gereğini yapacakları cevabım aldığını..." beyan ettiği görülmüştür. Sanığın açıklamış olduğu bu savunmalarının dosyadaki yazılı belgelere de uygun olduğu görülmektedir. Şöyle ki; 19.6.1997 tarihinde ailevi sebeplerle sözleşmesinin feshini istediği, 3.9.1997 tarihli dilekçesi ile yine sözleşmesinin feshini istemesi üzerine 4.9.1997 tarihinde Baroğu ilk amiri olan J.Tğm. M.Ö. tarafından Adıyaman J.K. Özel Harekat Grup K.lığına sanığın görevinde başarısız olduğundan sözleşmesinin feshedilerek T.S.K. ile ilişiğinin kesilmesi için teklif yazısının yazıldığı; Adıyaman İl. J.K.tarafından da bu yazının 15.9.1997 tarihinde Adana Bölge K.lığına gönderildiği anlaşılmaktadır. Keza Adana Bölge K.lığının 25.9.1997 tarihli yazılarından ise; sanığın Polis olabilmek için bu yola başvurduğu, teklif yazısında belirtilen gerekçelerle T.S.K.den ilişiği kesilen personelin emniyet teşkilatına kabulünün mümkün olmayacağından konunun yeniden değerlendirilmesi için iade edildiği, anlaşıldığı gibi sanığın Eskişehir 3 ncü noterliğinde düzenlenen 1.10.1997 tarihinde polislik imtihanını kazandığından bütün haklarından istifa ettiğine dair dilekçesini birliğine göndermesi üzerine birliğin komutanı J.Tğm. M.Ö. tarafından gerekli işlemlerin yapılabilmesi için bahis konusu dilekçenin 6.10.1997 tarihinde Adıyaman Grup K.lığına gönderildiği (61), ve nihayet 16.3.1998 tarihinde de sunağın T.S.K. ile ilişiğinin kesilmiş bulunduğu belirlenmektedir.
Sanığın savunmaları ile dosyadaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; polis olabilmek için imtihana girdiğinden ve kazandığından birlik mensuplarının basından itibaren bilgi sahibi bulundukları nitekim 3.9.1997 tarihli dilekçesinde Eskişehir Polis okulunda öğrenci olduğunu beyan etmiş olmasına rağmen, izin süresi sona erdikten sonra yakalanması için herhangi bir yazının yazılmadığı, anlaşıldığı gibi; 20 Ağustos 1997 tarihinde göreve başlamış olduğu anlaşılan J.Tğm. M.Ö.' nün aradan henüz 15 günlük bir süre dahi geçmediği dolayısıyla sanığı yakınen tanımadığı açık olduğu halde disiplinsiz olması sebebiyle T.S.K.den ilişiğinin kesilmesi için Tb.K.lığına teklifte bulunmasına, ilişkin yazmış olduğu yazının Adana Bölge K. lığınca T.S.K.den disiplinsizlik sebebiyle vaki ayrılmalarda polis olunamayacağına bu nedenle konunun yeniden değerlendirilmesine ilişkin iadesine dair yazılarının da sanığın mağdur olmaması ve T.S.K. ile olan mukavelesinin feshedilmesini temin amacına yönelik olduğu, hususları açıkça anlaşılmaktadır. Ancak sanığın mukavelesinin feshedilmemesi üzerine komutanı olan Tğm. M.Ö. ile Astsb.E.Y.' ın sorumluluktan kaçınmak amacıyla sanık hakkında yasal işleme başvurdukları açıkça ortaya çıkmış bulunduğundan; Sanığın şüpheden uzak şekilde suç işleme kastı ile hareket etmiş olduğunu söylemenin mümkün bulunmadığını ve bu nedenle oluşmayan suç nedeniyle hakkında beraat kararı yerine mahkumiyete hükmedilmesini yasaya uygun görmeyerek hükmün bozulmasına karar verdiği anlaşılan Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin kararı yerinde görülmüş ve aksi görüşleri içeren Başsavcılık itirazının oyçokluğu ile reddi cihetine gidilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy