(1632 S. K. m. 152)
Mahkemece sadece kamu davasına teciline karar verilmesi gerekirken, önce mahkûmiyet kararı tesisi ve bundan sonra sonuç cezanın teciline karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu hususunda bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Daire İle Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık suç vasfına ilişkindir
Maddi olay incelendiğinde; sanığın, 15 yaşından büyük ve 18 yaşından küçük olan mağdure ile 22.11.1996 tarihimle imam nikahı ile evlendikleri, mağdurenin anne ve babasının rızası olmaması nedeniyle resmi nikah yapamadıkları ve babanın şikayetçi olması nedeniyle sanık hakkında Saraykent C.Başsavcılığının 13.1.1997 tarih ve 1997/4-1 sayılı iddianamesi ile TCK..nun 416/son, 418, 430/son ve 80 maddeleri uyarınca tecziyesi istemi ile kamu davası açıldığı, Saraykent Asliye Ceza Mahkemesinin 5.6.1997 tarih ve 1997/2-26 sayılı kararı ile atılı suçlardan yargılama yapma görevinin askeri yargı organlarına ait olduğu
gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine dava dosyasının 6 ncı Kolordu K.lığı Askeri Mahkemesine intikal ettiği ve bu arada 6.6.1997 tarihinde sanık ile mağdurenin resmi nikahlarını yaparak evliliklerini resmen de gerçekleştirdikleri. 6. ncı Kolordu K.Lığı Askeri Mahkemesince sanığın, T.C.K.nun 416 ve 430. uncu maddeleri uyarınca tecziyesi istemi ile yargılamaya başlanıldığı sırada tarafların evi oldukları anlaşılmakladır.
Bu durumda, verilmesi gereken kararın ne olduğu ve suç vasfı tartışmasına gerek olup olmadığı öncelikle incelenmesi gereken bu husus olmaktadır.
Yargıtay kararlarında duraksamasız olarak vurgulandığı gibi; ırz ve iffete tecavüz suçlarında evlenme vukuunda koca hakkında hukuku amme davasının ve hüküm verilmiş ise cezanın çektirilmesinin tecil olunacağına dair hükümlerin (T.C.K.423, 434) amacı, kurulmuş olan ailenin huzur ve sükûnunu ihlal etmemek ve ceza takibatı dolayısıyla eşleri birbirinden ayırmamaktır. Evlenmeye rağmen kovuşturmaya devam edilirse, kurulmuş olan aile huzuru bozulacağı gibi, boşanmaya kadar varabilecek sürtüşme ve çatışmalara da yol açılmış olacaktır. Bu nedenle, evlenme üzerine kovuşturmaya son verilerek anılan maddelerin lafzına ve ruhuna uygun olarak kamu davasının teciline karar verilmesi gerekmektedir. Hüküm verilmiş ise, cezanın tecil edileceği açıktır. Nitekim kanun koyucu, aynı amacı gerçekleştirmeye matuf olmak üzere. "Evlenen maznun veya mahkûm hakkında hukuku amme davasının veya cefanın tecilini müstelzim olan haller fiilde methali olanlar hakkında dava ve cezanın düşmesini müstelzimdir." hükmünü (T.C.K.nun 434/son)de vazetmiştir.
Meseleye bu çerçevede bakıldığı zaman, sanık hakkında T.C.K.nun 416 ve 430 (Bu madde nedeniyle açılan davada mahkemece bir karar verilmemiş olmakla beraber, tebliğnamede belirtildiği gibi dava zaman aşımı süresi içerisinde her zaman karar verilebilir) maddeleri uyarınca açılmış kamu davasının yargılaması sırasında sanık ile mağdurdun resmen evlendikleri saptandığına göre kovuşturmaya son verilerek " sanık tarafından zaman aşımına kadar, haksız bir boşanmaya neden olunduğu takdirde kamu davasının yenileneceği belirtilmek suretiyle T.C.K nun 434 ncü maddesi gereğince kamu davasının ertelenmesine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yasaya aykırı olduğu gibi, Daire kararında ve tebliğnamede suç vasfı tartışmalarına yer verilmesi de yasanın lafzına ve ruhuna aykırı görülmüştür. Bu nedenle, tebliğnamede ki suç vasfına ilişkin itiraz nedenleri incelenmeksizin itirazın değişik gerekçe ile kabulüne ve yukarıda belirtilen gerekçelerle itiraza atfen Daire kararının kaldırılmasına ve askeri mahkeme hükmünün bozulmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy