(1632 S. K. m. 66)
Sanığın, 30.4.1998-22.5.1998 tarihleri arasında firar suçunu işlediği dosya kapsamı ile sabit olup, Daire ile Başsavcılık ilamdaki anlaşmazlık temadinin yakalanmakla sona erip ermediğine ilişkindir.
Bu çerçevede yapılan incelemede; Bandırma Merkez K.lığı ilgililerince tanzim edilen (Dz.7) deki 22.5.1998 tarihinde saat 13.00 de tanzim edilen tutanakta "yapılan araştırmada adı geçen personel askerdeyken miğferini kaybettiğini bu nedenle miğfer bulmak için firar ettiğini beyan etmesi üzerine adı geçen er ilgili adresten alınarak" denildiği halde, aynı görevliler tarafından tanzim edilen (Dz.5) deki "yakalanma üst arama ve zapt etme" başlıklı tutanakta sadece yakalandığı tarih ve saatin ve üzerinden çıkan eşyaların yazılı olduğu, buna mukabil yakalanmanın nasıl gerçekleştiği hususunda bir açıklık bulunmadığı görülmüştür.
Daire ilamında belirtildiği gibi; bu belgelerden sanığın ele geçiriliş biçimi net bir şekilde anlaşılamamaktadır. Hükmolunacak ceza süresine etkisi olan bu hususun hiçbir kuşkuya meydan vermeyecek şekilde saptanması gerektiği açıktır. İtiraz tebliğnamesinde belirtilen, (Dz.7) deki tutanakta ifade zafiyeti bulunduğuna ilişkin düşünce varsayıma dayalı olduğundan kabule değer bulunmamıştır. Ayrıca, sanığın Bandırma İlçe Jandarma ilgililerine teslim edilmesinden sonra kaçma teşebbüsünde bulunmasına dayanılarak, daha önce cereyan etmiş bir olayın nedeninin onaya çıkarılması olanağı da bulunmamaktadır.
Bu nedenlerle, Daire ilamında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varıldığından aksi düşünceye dayalı itirazın reddine oyçokluğu ile karar verilmiştir.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy