(1632 S. K. m. 67)
Sanığın Kıbrıs'ta bulunan birliğini 19.5.1998 günü izinsiz olarak terk edip Kıbrıs Rum kesimine geçtiği, dosyada bu konuda yazılı bir delil bulunmamakla birlikle, kendi beyanına göre, aynı gün Rum Kesimi muhafızlarınca yakalandığı, bilahare, Atina'ya götürüldüğü ve daha sonra uçakla İstanbula gönderilip 29.5.1998 günü de güvenlik kuvvetlerine teslim edildiği, konularında bir kuşku bulunmamaktadır.
Askeri Yargıtay 2 nci Dairesi ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık yurt dışına firar suçlarında temadinin yurt dışında yakalanma ile mi, yoksa Türk makamlarına teslim edildiği tarihle mi sona ereceği konusuna ilişkin bulunmaktadır.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 10.1.1980 gün ve 1980/1-1; 31.12.1998 gün ve 1998/206 185 sayılı kararlarında da açıkça vurgulandığı gibi yurt içinde yakalanma ile yurt dışında yakalanmanın tamamen farklı neticeleri bulunmaktadır. Yakalama kıtasından firar edenlerin tekrar kıtalarına katılmalarını sağlayan bir müessese olup; Askerlik Kanununun 79 ncu maddesi de, firar edenlerin kaçtıkları tarihi ve üzerlerinde ne gibi eşya teçhizat götürdüklerinin, mensup oldukları kıta ve müessese tarafından Askerlik Şubesine yazılmasını, Askerlik Şubelerince de firar defterine kayıt yapılarak elde edilmelerini temin için mahalli mülki makamlara bildirilmesini gerektirmektedir. Firar edenlerin yakalanmasını temin etmek zorunlu bir görevdir. Bu görev yakalanan firar suçlularını askerlik hizmetlerinin tamamlatılması için kıtalarına sevk ve teslim niteliğinde olmaktadır. Bu amaçla yapılan yakalamanın firarı kesmesi yasal düzenleme ile gerçekleşmektedir. İş bu yasal düzenlemenin kendi mevzuatına göre işlem yapan Rum Kesiminde de geçerli olacağını kabul etme imkanı ise bulunmamaktadır. Rum Kesimi yetkililerine yakalanan şahsı getir teslim et demek mümkün olamayacağı gibi, aynı yetkili makamların yakalanan kişiyi iade etme zorunluluğu da bulunmamaktadır. Dolayısıyla Rum Kesiminde yakalanan sanığın yakalandığı tarih firar suçunu sona erdirmeyecek ancak T.C.Devletine teslim edildiği 29.5.1998 tarihinde firar suçunun sona erdiğini kabul etmek gerekecektir. Bu durumda ise sanığın eyleminin firar suçunu oluşturduğu hususunda kuşku bulunmadığından; Başsavcılığının itirazında isabet görülerek kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy