(2918 S. K. m. 119, 41)
Hükümlü O.A.'m TCK. nun 414/2,430/1 ve 71 maddeleri gereğince sonuç olarak (28) yıl ağır hapis cezası ile mahkumiyetine ve 2918 Sayılı Kanunun 119/2 nci maddesi uyarınca sürücü belgesinin süresiz olarak geri alınmasına karar verilmesi ve hükmün kesinleşmesinden sonra, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 41/e maddesi ile 119 ncu maddesinde 17.10.1996 tarih ve 4199 Sayılı Kanunla değişiklik yapılması, buna göre Kanunun 41/e maddesinde yer alan TCK. nun 414 ncü maddesinin madde metninden çıkartılması ve 119 ncu maddesinin de; "sürücü belgeleri, belge alındıktan sonra bu Kanunun 41.maddesinin (e)bendinde yazılı suçlardan biri ile mahkumiyet halinde süresiz geri alınır. Diğer cürümlerden mahkumiyet halinde, Mahkemece ceza süresini geçmemek üzere geçici olarak sürücü belgesinin geri
alınmasına da karar verilebilir. Geçici olarak sürücü belgesinin geri alınması hürriyeti bağlayıcı ceza hükümlerinin infazından sonra yerine getirilir" şeklinde değiştirilmesi nedeniyle, hükümlü hakkında tesis olunan "sürücü belgesinin süresiz olarak geri alınmasına" ilişkin hükmün uygulanıp uygulanamayacağı veya nasıl uygulanacağı meselesidir.
Türk Ceza Kanununun 2/2 nci maddesinde "Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise, failin lehine olan kanun tatbik ve infaz olunur." hükmü yer aldığından, lehe kanun hükümlerinin kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinde de uygulanması, Türk Ceza Kanunumuzun kabul ettiği bir sistemdir. Doktrinde ve uygulamada bu hususta bir duraksama bulunmamaktadır. Ayrıca, bu maddedeki hükmün, cezalar yanında ceza mahkumiyetinin neticelerine de taalluk ettiği kabul edilmektedir.
Bu çerçevede mesele incelendiğinde;
2918 Sayılı Kanunun 41/e ve 119 ncu maddelerinde, 4199 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, TCK. nun 414 ncü maddesinden mahkumiyet, sürücü belgesinin süresiz geri alınmasını gerektiren bir hal olmaktan çıkarılmış ve süreli olarak geri alınıp alınmaması da mahkemelerin takdirine bırakılan bir hal olarak benimsenmiştir.
Bu düzenlemenin hükümlü O.A.'ın lehine olduğu hususunda kuşku yoktur. O halde ve hükümlü tarafından da bir istem vaki olduğuna göre; Askeri Mahkemece, 353 Sayılı Kanunun 253 ncü maddesi uyarınca sanığın 2918 Sayılı Kanunun 41/e ve 119 ncu maddeleri gereğince durumun tartışılıp değerlendirilmesi ve sanık lehine bir karar verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Mevcut düzenlemeler karşısında mahkemece verilebilecek kararlar;sürücü belgesinin hükümlüye iade edilmesi veya ceza süresini geçmemek üzere belirli bir süre sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilmesi şeklinde olabilecektir. Bu kararların aksine, yani sürücü belgesinin süresiz geri alınmasına dair hükmün aynen uygulanmasına karar verilmesi olanağı bulunmamaktadır. Mahkemenin, lehe kanunun yürürlüğe girmesinden sonra böyle bir takdir hakkı kalmamıştır. Ayrıca, cezanın tayin ve tesbiti ile bu cezanın infazına başlanması biri birinden farklı hususlar olduğundan böyle bir başvurunun zamanının gelmediği şeklindeki bir düşünceyi kabul olanağı da yoktur.
Hükümlü vekilinin itiraz dilekçesinde ve tebliğnamede belirtildiği gibi, yasa değişikliği nedeniyle hükümlü O.A.'ın sürücü belgesinin geri alınmasının yasal mesnedi de ortadan kalkmış değildir. Ancak Askeri Mahkemece, takdir hakkı çerçevesinde sürücü belgesinin hükümlüye iadesi olanağı vardır. Bu bakımdan tebliğnamedeki "sürücü belgesinin hükümlüye iadesine karar verilmesi" şeklindeki düşünce kabule değer görülmemiştir.
Bu nedenlerle; Askeri Mahkemece yukarıda belirtilen şekilde takdir hakkının kullanılması yasal bir zorunluluk olduğundan, hükümlünün isteminin reddine ilişkin Askeri Mahkeme kararı ile bu kararı hükümlü vekilinin itirazı üzerine inceleyip itirazı reddeden Daire kararı yasaya aykırı olduğundan, her iki kararın kaldırılması ve gerekli kararın verilebilmesini teminen dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir (Oybirliği). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy