(353 S. K. m. 207/H)
Tabip olan her iki sanığında 14.1.1995 günü rahatsızlanarak revire getirilen maktul Er Mustafa AĞIRMAN'ı hastaneye sevk etmedikleri, 15.1.1995 günü saat 06.00 sularında da Er Mustafa AĞIRMAN'ın vefat ettiği, her iki sanığında dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslek ve sanatta acemilikle bir kişinin ölümüne sebebiyet vermek suçunu işledikleri kabul edilerek mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de;
I- Sanık H.O. yönünden yapılan incelemede;
16.12.1997 günü yapılacak olan duruşmadan bir gün önce 15.12.1997 günü sanığın müdafii olan Av.Gökhan BAYUS'un mesleki mazereti sebebiyle duruşmada bulunamayacağına dair cevaplı telgraf çektiği, 16.12.1997 günü yapılan duruşmaya katılmadığı, bu duruşmada Adli Tıp Meclisinden gelecek olan mütalaanın beklenmesine karar verilip duruşmanın 19.2.1998 gününe ertelendiği ve müdafi avukata da duruşma gününün bildirildiği anlaşılmaktadır. Sanık müdafii 18.2.1998 günü saat 15.34 de cevaplı olarak çektiği telgrafında, mesleki mazeretini bildirerek duruşmanın ertelenmesini ve duruşma gününün kendisine bildirilmesini talep etmiştir. Telgrafın aynı gün Çorlu'ya ulaşmasına rağmen (telgraf üzerinde Çorlu PTTsinin 18.2.1998 tarihini taşıyan kaşesi mevcuttur) bu telgrafın Askeri Mahkemeye hangi tarihte verildiği, duruşma heyetinin duruşma saatinde bu telgraftan bilgisi olup olmadığı konusunda telgraf üzerinde mahkemeye geliş gün ve saati konusunda bir kayıt bulunmadığı; Keza duruşma zaptında da sanık müdafiinin mesleki mazereti ile ilgili telgrafı konusunda bir kaydın yer almadığı belirlenmektedir. Bu durumda PTT yetkililerinin veya Askeri Mahkeme yetkililerinin ihmalini sanığa yüklemeye de imkan bulunmamaktadır. Aynı şekilde sanık müdafiinin savunma hakkını suiistimal ettiğini kabul etmek de mümkün bulunmadığından sanık müdafiinin savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin temyiz itirazını yerinde gören Askeri Yargıtay 4 ncü Dairesinin kabul ve gerekçelerinde tam bir isabet bulunduğu sonucuna varıldığından ve aksi görüşü içeren Başsavcılık itirazı ise kabule değer nitelikte görülmediğinden bu sanık yönünden itirazın reddine oyçokluğu karar verilmiştir.
II- Sanık M.A. K. yönünden yapılan incelemede ise;
Her ne kadar Dairece bu sanık ile ilgili mahkumiyet hükmünün de aynı nedenle bozulduğu anlaşılmışsa da; Hakkında verilmiş vareste kararı bulunmamakla birlikte duruşmanın bu sanığın yokluğunda yapıldığı, müdafiinin duruşmaları takip etmediği ve temyiz itirazında da savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin bir talepte bulunmadığı anlaşılmış bulunduğundan; Bu sanık hakkındaki hükmün diğer sanık hakkında açıklanan gerekçeye dayanılarak bozulmasına karar verilmesinde yasal isabet görülmemiş ve Başsavcılık itirazına atfen ve re'sen bu sanık yönünden sonuç itibariyle itirazın kabulü ile 4 ncü Dairenin kararının kaldırılmasına ve diğer hususların incelenmesi için dosyanın Daireye iadesine oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy