(353 S. K. m. 16) (6183 S. K. m. 106)
Sanığın olay günü olan 17.9.1998 günü Beşiri İlçesi Oğuz J.Karakol K.lığı tarafından Oğuz-Kesiktaş-Alaca köyü mezralarında yapılacak olan keşif ve gözetleme faaliyetlerini yürütecek timde görevlendirildiği, timin saat 09.15 de intikale başladığı, Oğuz Köyü Onbaşı mezrası civarında 10 dakikalık mola verildiği, tüm personelin yere çöküp su içtiği, sanığında yolun sol tarafına oturmuş vaziyette dinlenirken yere bırakmış olduğu tüfeğini yerden alıp doğrulmak istediği sırada tam dolduruşta bulunan 14 B 999 seri numaralı tüfeğin emniyetini kontrol etmeden elinin tetiğe dokunması sonucu silahın bir el ateş aldığı, çıkan kurşunun sanığın 35 metre kadar sağ yanında oturmakta olan J.Eri Mehmet SÖNMEZ'e isabet ederek ölümüne sebebiyet verdiği, bu suretle tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu ve tam kusurlu olarak ölüme sebebiyet vermek suçunu işlediği sübuta ermiş bulunmaktadır. İddianamede bir adet mermi bedeli olan 46.575.TL. Hazine zararının 353 Sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca tazminine karar verilmesi talep olunduğu ve esas hakkındaki mütalaada da bu talep tekrarlandığı halde hükümde hazine zararına hükmedilmediği, bu durumun ancak gerekçeli kararın yazımı sırasında fark edilerek deliller ve münakaşası bölümünde hazine zararının tazminine yer verildiği; Keza nezarette geçen sürelerin mahkûmiyetinden mahsubuna karar verilmemiş olduğu ve nihayet hapis cezasından çevrilen ağır para cezası ile kanundan doğan ağır para cezasının içtima sırasında hata yapılmış olduğu hususlarında Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir anlaşmazlık bulunmamaktadır. Daire ite Başsavcılık arasındaki görüş farklılığı belirlenen bu eksiklik ve hataların sırasıyla 6183 sayılı Amire alacaklarının tahsili hakkındaki kanunun verdiği yetki içerisinde, terkin olunması infaz sırasında dikkate alınması ve ıslahen onama yolu ile giderilip giderilemeyeceğine ilişkin bulunmaktadır.
353 Sayılı Kanunun 16/1 nci maddesinde: suçlardan doğan istirdat ve tazminat davalarına kamu davaları ile birlikte Askeri Mahkemelerde bakılır kuralı yer aldığına ve hazineye ilişkin zararların ödettirilmesi için kamu davası ile birlikle Askeri Savcılara hukuk davası açma görevi verilmiş bulunduğu nazara alındığında ve Askeri Mahkemece sanık hakkında açılan ceza davası sonunda mahkûmiyetine karar verilmiş olduğu gözetildiğinde hazine alacağı konusunda bir karar verilmemiş olması Öncelikle kanuna aykırı görüldüğü gibi; Aynı şekilde 6183 sayılı Amme alacaklarının tahsiline ilişkin kanunun 106 ncı maddesi uyarınca Maliye Bakanlığı yetkililerinin iki milyona kadar olan kamu alacağının takibinden vazgeçmesi ihtimali mevcut bulunmakla birlikte, Maliye Bakanlığı yetkililerinin bu yetkilerini kullanıp kullanmayacağı belirlenmeden yalnızca bu yetkinin mevcudiyetinden bahisle Askeri Mahkemenin tazmin konusunda bir karar vermemesinin sebebi olarak kabul etmek ve bu durumun kanuna aykırılık bulunmadığını ileri sürmek de mümkün bulunmamaktadır. Keza itiraz Tebliğnamesinde; Anayasanın 141/son fıkrasındaki: "Davaların en az giderle ve mümkün olan suretle sonuçlandırılması, yargının görevidir" hükmü dikkate alınarak Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin bozma ilanımın kaldırılması gerektiğine İlişkin Başsavcılık görüşüne de iştirak edilmemiştir. Zira bu hüküm, yargıyı techizatlandıracak makamlara ilişkin bir buyruk niteliğindedir. Yargının doğruyu bulmakla yükümlü ve davaları mümkün olan süratle sonuçlandırmasının görevi olduğunda kuşku bulunmamakla birlikte; bu hükümle delillerin zamanında ve Eksiksiz olarak toplanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılması lüzumu dile getirilmektedir. Dolayısıyla kanuna aykırılık belirlendiğinde, bu kuralı yargının uygulaması mümkün bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; hazine zararı konusunda bir karar verilmemiş olunmasını, sanığın nezarette geçirdiği sürelerin mahkumiyetinden mahsup edilmemesini kanuna aykırı gören ve 353 sayılı kanunun 220/D maddesi uyarınca müstakilen belirlendiğinde ıslahen onanması mümkün bulunan ağır para cezalarının toplanması sırasındaki hatayı, diğer nedenlerle birlikte değerlendirerek bozma nedenini kabul eden Askeri Yargıtay 7 nci Dairesinin 13.1.1999 gün ve 1999/40-30 sayılı bozma ilamında İsabet bulunduğu sonucuna ulaşıldığından; aksi görüşleri içeren ve kabule değer nitelikte görülmeyen Başsavcılık itirafının reddine oybirliği ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy