(1632 S.K. m. 100)
Askeri Mahkemece maddi olay, "...Mardin J.Komd. Özel Hareket Grup K. lığın da görevli olan sanıkların 10.01.1997 tarihinde Mehmetçik gazinosunda otururlarken Mardin'deki 70.Mknz. Tuğ. Top. Tb. Kh. ve B1.K.Lığında görevli Top. Atğm. olan A.T.'ın saat 19.00 sıralarında yanında Top. Çvş. Battal TÜYSÜZ olduğu halde sivil giyimli olarak gazinodan girdiği kapıyı kapatmaması üzerine kapının hemen yanında oturan sanıklardan Çvş. T.S.'nin kapıyı kapatsana diye batırdığı, Atğm. Ahmet sanıklardan Tekinin kapının kapanması hususunda tartışmaya başladıkları, bu ana kadar sanık Tekinin tartıştığı kişinin Atğm, rütbesinde olduğunu bilmediği Top. Çvş. Battal TÜYSÜZ'ün araya girerek ve sanık Tekinin de duyacağı üzere "komutanım uzatmaya gerek yok" diyerek sanıkla Atğm. Ahmet' i ayırdığı ve kapıyı kendisinin kapattığı, Tekinin başta olduğu için kapıyı kapatmasını istediğini Atğm. Ahmet'e söylemesi üzerine Atğm.in sanık Tekin'e "sen kafadan hastasın S...tir git diyerek" büfeye doğru ilerlediği, büfedeyken Atğm Ahmet'in kendisine bakmasından kendi beyanına göre öfkelenen sanık Tekin'in Atğm.in yanına gittiği. bu esnada Atğm. Ahmetin "eşek oğlu eşek" diyerek tekrar sanık Tekin'e küfür ettiği, bunun üzerine kimliği tespit edilemeyen ve başında poşu bulunan bir askerin oturduğu sandalyeden kalkarak Atğm. Ahmete bir yumruk vurduğu, Atğm. ile beraber olan Battal TÜYSÜZ'ün. Murat AKKUŞ'un ve Top. Onb. Mustafa YÜZER'in tüm ikazlarına yapmayın, vurmayın, vurduğunuz Asteğmendir'' demelerine rağmen sanıklarla birlikte aynı yerde görev yapan ve kimlikleri tespit edilemeyen gazinodaki askerlerin "Asteğmenini... yaparım' diye küfrederek galeyana gelmiş bir şekilde Asteğmeni dövmeye başladıkları, gazinodan dışarı çıkmaya çalışan Atğm. Ahmet' i sanıklardan T.S. 'nin arkadan yumrukla vurarak yere düşürdüğü, müteakiben yere düşen Atğm. Ahmet'e diğer sanık A.D.'ün de iki kere karnına tekme ile vurduğu, kimlikleri ve tam sayısı belirlenemeyen ve sanıklarla aynı birlikte görev yapan diğer jandarma erbaş ve erlerinin de gazinonun önünde savunmasız bir şekilde yatan Atğm. Ahmet'e tekme tokat ve yumruk atarak gazinodan kaçtıkları, Atğm, Ahmetin can havliyle silahım nerede diye bağırdığı, ancak galeyana gelmiş aralarında sanıkların da bulunduğu gruptakilerin tekme ve yumruklarına engel olamadığı sanıklar dâhil Atğm. i döven askerlerin kaçtıkları, müteakiben sanıkların olay tanıkları ve mağdur tarafından teşhis edildikten. bu olay neticesinde mağdur Atğm.A.T.'ın 3 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığı..." şeklinde kabul edilmiş olup, olayın kabul doğrultusunda sübuta erdiği anlaşılmaktadır, Esasen, Daire tarafından da olayın bu şekilde cereyan ettiği ve sanıkların mağdurun Atğm olduğunu bilmediklerine dair savunmalarının gerçeği yansıtmadığı kabul edilmektedir.
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık eylemlerin nitelendirilmesine (suç vasfına) ilişkin olduğundan askeri isyan suçunun unsurlarının irdelenmesi gereklidir.
Askeri Yargıtay Drl. Krl. nun 19.9.1996 tarih ve 1996/126-119 sayılı kararında belirtildiği gibi; ...As. CK. nun 100 ncü maddesine göre, "...birden ziyade askeri şahıslar, gürültü patırtı ile veya alenen toplanarak bir amire veya mafevke itaatsizliğe veya mukavemet veya fiilen taarruza (M. 86.90.91) birlikte kalkışırlarsa (askeri isyan) sayılır..."Bu düzenlemeye göre, askeri isyan suçunun oluşabilmesi için iki veya daha ziyade asker kişinin, gürültü patırtı ile ve alenen toplanarak, İTAATSİZLİĞE veya MUKAVEMETE veya FİİLEN TAARRUZA BİRLİKTE KALKIŞMASI gerekmekledir.
''Gürültü ve patırtı ile veya alenen toplanarak" unsuru bu maddenin mehaz-Alman Kanununda, "eğer müteaddit askerler bir yerde toplanarak veya kuvvetlerini birleştirerek mafevke karşı itaati reddetmeye, ona mukavemet etmeye veya ona karşı müessir fiiller yapmaya kalkışırlarsa, bu toplantıya iştirak edenlerden her biri isyan dolayısıyla... cezalandırılır." şeklindedir. Dolayısıyla bu eylem için birden çok asker kişinin önceden anlaşması ve birleşmesi şart değildir. Bunun için belirtilen amaçla asker kişilerin behemehal toplanmış olmalarına veya önceden bir anlaşmaya varmalarına lüzum ve zorunluluk olmayıp, ayrı biçimde başlasa bile, birden ziyade asker kişinin birleşerek sonradan oluşan irade ile Üst veya amire karşı fiilen taarruza kalkışmaları ile de bu suçun teşekkülü mümkün olabilmekle ve bu düşünce doktorinde ve uygulamada böylece kabul edilmektedir. (Rıfat TAŞKIN; As. C.K.nu 8. basım Sh.l87; As. Yrg. 4.D.nin 14.1.1977/23-16, 3.D.nin 21.9.1993/717-696 Sayılı Kararları)
Keza l00.maddedeki askeri isyan suçu birleşme suçu şeklinde beliren çok failli bir suç olduğu ve burada anlaşmadan gayri fiilen taarruza kalkışma unsurunun bulunmasının da aranacağı kuşkusuzdur. (Prof. S. ERMAN As. Ceza Hukuku 7. Bas.-Sh.222)
Madde de ki "alenen" unsuru As. Yargıtay uygulamalarında kabul edilen "aleniyet" yani fiilin haricen anlaşılabilecek bir vaziyetle olup olmadığı biçiminde ele alınmalıdır. Keza "kalkışmak" unsuru yine As.C.K.nın 91.maddesinde sözü edilenteşebbüs anlamında olup, burada isyanın dayandığı amacın meydana gelmesi şart koşulmamıştır.."
Bu duruma göre; dava konusu olayda kimlikleri saptanan sanıklar ile birlikte mağdura ilk darbeyi vuran poşulu asker ve birkaç kişinin daha alenen toplanarak ve gürültü-patırtı ile üstlerine karşı fiilen taarruzda bulundukları, başlangıçta açık veya zımni olarak anlaşmaları olmamakla beraber, olayın gelişimi içerisinde üste fiilen taarruz iradelerinin birleştiği ve bu müşterek irade doğrultusunda eylemlerini gerçekleştirdikleri, diğer bir ifadeyle her birinin harekete başlamadan önce diğerlerinin hareketini bildikleri ve aynı eylemi tasvip ederek mağdura taarruz ettikleri, dolayısıyla sanıkların bu şekilde sübut bulan eylemlerinin askeri isyan suçunu oluşturduğu ve Başsavcılığın İtiraz nedenlerinin yerinde olduğu sonucuna varılmış ve aksi düşünceye dayalı Daire kararının kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy