(765 S. K. m. 29)
I- Emre itaatsizlikte ısrar suçu yönünden yapılan incelemede; Nazilli Askerlik Şubesi Başkanı olan Yb.Y.Y.'un 3.4.1997 günü akşamı Astsb. İ.O. ile birlikte şubede görevli olan memurların masalarını kontrol ettiği, sanığa ait masanın üzerinde ve yandaki bankonun gözünde tomar halinde evrak gördüğü, tebligat olduğu halde cezasız sevk kararı alınan bazı mükelleflere ait evraklarında bulunduğunu görünce kontrolünü yoğunlaştırdığı, ertesi gün olan 4.4.1997 günü sabahleyin Yb.Y.Y.'un sanığı çağırarak masasında bulunan işlem yapılmamış evrakları getirmesini emrettiği, sanığın getirmeyeceğini beyan etmesi üzerine Yarbayın emri üç defa daha tekrarlamasına rağmen sanığın getirmeyeceğini beyan etmek suretiyle askeri hizmete ilişkin olduğunda kuşku bulunmayan emri hiç yapmamak suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği; tevil yollu anlatımları, müşteki ve tanık anlatımları, bilirkişi Dahiliye Uzmanı Tbp.Yzb.T.Ü.'in mütalaası, T.C.K.46 yada 47 nci md.lerinden istifade edemeyeceğine dair rapor karşısında suçun sübutu ve vasfının tayininde bir sorun bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasındaki görüş farklılığının asgari haddin üzerinde, ceza tertibinde gösterilen amirin otoritesinin zedelendiği biçimindeki gerekçenin T.C.K.nun 29 ncu maddesine uygun olup olmadığına ilişkin bulunduğu belirlenmektedir.
T.C.K.nun 29 ncu maddesinde, 3679 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile hakime faile veya fiile bağlı sebeplerle temel cezanın üzerinde ceza tertibi sırasında uyması gerekli kıstaslar getirilmiştir. Bu kıstaslardan bir kısmı suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri gibi hususlardır. Bu kıstaslara uyulup uyulmadığının denetiminin de temyiz incelemesi yapan Yargıtayca yapılacağı da açıktır.
Somut olayda ise; Askerlik Şube Başkanının, yanında Astsb.da olduğu halde bir gün önce sanığın masasında gördüğü çok sayıdaki evrakları incelediğinde, hatalar tespit etmesi üzerine ertesi günü sanığı odasına çağırarak işlem yapılmamış olan evrakları getirmesi emrini verdiği getirmeyeceği yolunda yanıt alınca emrini üç defa tekrar etmesine rağmen sanığın getirmeyeceğini ısrarla söylediği ve bu arada şubede görevli tüm memurların önünde yüksek sesle bağırıp çağırdığı sabittir, verilen emrin görevi ile ilişkili olduğunda da şüphe bulunmamaktadır. Olay uzun bir zaman dilimi içinde ve tüm personelin huzurunda işlenmiş olup klasik bir emre itaatsizlikte ısrar olayından çok farklı özellikler taşımaktadır. Dolayısıyla yerel Askeri Mahkemenin asgari haddin üzerinde ceza tertibinde göstermiş olduğu gerekçelerin T.C.K.nun 29 ncu maddesindeki kıstaslardan suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri şeklinde açıklanan kıstaslara uygun bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, isabet görülen Başsavcılık itirazının kabulüne oyçokluğu ile karar verilmiştir.
II- Kavli ve fiili tehdit suretiyle hürmetsizlik suçu yönünden yapılan incelemede;
Olay günü Askerlik Şube Başkam olan Yb. Y.Y.'un sanığa evrakları getir şeklinde üç kez tekrarladığı emrine karşı sanığın "getirmiyorum, git şikayet et, öbür dünyada iki elim yakanda olacak Aydın'a şikayete gidiyorum, mahkemeye ver, ne yaparsan yap, benimle uğraşırsan bende seninle sonuna kadar uğraşacağım" şeklinde cevap verdiği tanık anlatımları ile sabit olup, sübutunda kuşku bulunmayan sarf olunan bu sözlerin; emre itaatsizlikte ısrar suçunun devamı olup bu suç içinde değerlendirilmesi gereken sözler olduğuna ve bu nedenle ayrı bir suç teşkil etmediğine ilişkin olarak, Üyeler; Hak. Alb. G. BOZKURT, Hak.Alb.Y.ÖĞÜT, Hak.Alb.R.AKSARAY ve Doç.Hak.Alb. M.T. ODMAN' ın düşünce ve oylarına karşılık; çoğunluğu teşkil eden Başkan ve üyelerin, sarf edilen sözlerin emre itaatsizlikte ısrar suçundan ayrı ve sanığın kastının yenilenmesi suretiyle müstakil yeni bir suçun oluşmasına neden olacağına karar vermelerini takiben;
Bu sözlerin hangi suçu oluşturduğunun belirlenmesi amacıyla yapılan müzakere ve değerlendirmede ise;
Başkan ve üyeler: Hak.Alb.M.AKSÜT, Hak.Alb.E.ESEROL, Hak. Alb.N.YÜCEL, Hak.Alb.D.DİNÇER,Hak.Alb.M.GÜZEL, Hak.Alb. İZ ÇAĞATAY ve Hak.Alb.R.SÖZEN'in; Daire ilamında da açıklandığı gibi, sanığın sarfettiği sözlerin söylendiği ortam nazar alındığında, tehdit suçunun unsurlarından bulunan ve karşı tarafta ciddi endişeler yaratacak ve ciddiye alınacak sözleri içermediği gibi yerleşik uygulama ve öğretideki, kızgınlıkla söylenen ve mağdurun iç huzurun bozmayan ciddiye alınamayacak sözlerin tehdit suçunu oluşturmayacağının kabul edilmesi yolundaki görüşlerde gözetildiğinde; As.C.K.nun 82/2 maddesinde düzenlenmiş bulunan amire kavli ve fiili tehdit suretiyle saygısızlık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı; Ancak sanığın sarf ettiği sözlerin niteliği, söylediği esnada sergilediği davranışları ve içinde bulunduğu ortamın özellikleri nedeniyle, 477 Sayılı Kanunun 47 nci maddesinde düzenlemiş bulunan "amire saygısızlık" suçunun oluştuğunda kuşku bulunmadığı, bu suça ise; Disiplin mahkemelerinin bakmakla görevli olması sebebiyle hükmün suç niteliğine bağlı olarak görev yönünden bozulmasına karar verilmesi ve bu nedenle Daire kararında isabet bulunduğu yolundaki kabullerine karşın;
Üyelerden Hak,Alb.S.SOYKAN, Hak.Alb.M.M.EMRE, Hak, Alb.R.ULAK, Hak.Aib.A.F, KAYACAN" m; sanığın sarf ettiği sözlerin içeriği, işlendiği yerin özelliği, As.CK.nun 82/2 maddesinde düzenlenen amire kavli ve fiili tehdit suretiyle saygısızlık suçunda, T.CK.nun 191 nci maddesinden farklı olarak ağır bir zararın varlığına gerek bulunmaması, hak arama şikayet kastını aşan tehdit amacıyla söylenmiş sözler olması nedeniyle, yerel mahkemenin kabulü ile itiraz tebliğnamesinin haklı nedenlere dayalı olduğu ve sonuç itibariyle As.CK.nun 82/2 maddesini ihlal suçunun unsurları itibariyle oluşmuş bulunduğuna ilişkin kabul ve oy kullanmaları sonucu oyların dağıldığı ve çoğunluğun sağlanamadığı belirlenmiştir.
Bu durumda ise; 353' Sayılı Kanunun 170 nci maddesindeki "...oylar dağılırsa, sanığın en çok aleyhine olan oy çoğunluk elde edinceye kadar, kendisine en yakın oya tabi olur" yolundaki kural gereğince ve sanığın en çok aleyhine olan As. CK. nun 82/2 maddesini ihlal etmiş olduğuna yönelen oyların, kendisine en yakın bulunan ve eyleminin 477 Sayılı Kanunun 47 nci maddesinde düzenlenmiş, "amire saygısızlık" suçunu teşkil edeceğine ilişkin oylara tabi tutulması ve böylece çoğunluğun sağlanması suretiyle;
Sanığın eyleminin; 477 Sayılı Kanunun 47 nci maddesini ihlal suçunu oluşturduğu, bu suça da bakma görevi Disiplin mahkemelerine ait bulunduğundan, hükmün suç niteliğine bağlı olarak görev noktasından bozulmasına karar veren Daire kararında isabet bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, aksi görüşü içeren Başsavcılık itirazının REDDİNE karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy