(353 S. K. m. 211)
24.9.1998 tarihinde yapılan hüküm duruşması sonrasında Askeri Savcının, aynı gün evvelce matbu olarak hazırlandığı anlaşılan "süre tutum" dilekçesini yerel mahkemeye verdiği ve suçu yazdıktan sonra "..."sanık" hakkında yapılan duruşmada verilen karar "sanığın" aleyhine temyiz edileceğinden..." ibarelerine yer vermesine ve tek kişiden bahsetmesine rağmen alt bölümde bulunan "sanığın kimliği" bölümüne ise, Astsb.A.D. ile inceleme konusu olmayan diğer sanık Yzb. O.K.'un isimlerini birlikte yazdığı;
Bilahare, 12.11.1998 tarihinde Askeri Yargıtay Başsavcılığına hitaben tanzim etmiş olduğu temyiz layihasında ise; sanık bölümüne sadece "Yzb.O.K.'un" ismini yazdığı gibi, temyiz sebeplerini bu sanığa hasren açıkça belirttiği ve aleyhine temyize geldiğini açıklayarak, hakkındaki hükmün aleyhe bozulmasını talep ettiği; sanık Astsb.A.D. hakkında, görevi ihmal suçundan verilen "Beraat" hükmünü söz konusu dahi etmediği kuşkusuz bir şekilde anlaşılmaktadır.
Mevcut istikrarlı uygulamalara göre; temyiz sebeplerinin bildirilmesi konusunda temyize gelen taraflara bir zorunluluk getirilmemiştir. Yedi günlük temyiz süresi içinde "süre tutum" dilekçesi verilerek temyizin aleyhe yapıldığı belirtildiğinde ve akabinde gerekçeli hükmün tebliğini takiben temyiz layihasının verilmemesi durumunda somut olayda olduğu gibi her iki sanık hakkında da "aleyhe temyiz"e, gelindiğini kabul etmek gerekli olacak ve temyiz incelemesinin ikisi hakkında da yapılması gerekecektir. Ancak Savcılık makamının süre tutum dilekçesinde açıkladığı iradesinden tamamen veya bazı sanıklar yönünden vazgeçmesini, temyiz sebeplerini daraltabilmesini engelleyici bir hüküm mevcut bulunmamaktadır.
Nitekim süre tutum dilekçesini takiben ve gerekçeli hükmün tebliğinden sonra 353 Sayılı Kanunun 211.maddesine göre "temyiz layihası" veren Askeri Savcılık makamı, tesis olunan hükmün,hangi sanık hakkında ve hangi nedenle bozulması istediğini göstermiş, sanık Astsb.A.D.'dan ise hiç bahsetmemek suretiyle, süre tutum dilekçesindeki iradesinden vazgeçtiğini açıklığa kavuşturmuş bulunduğundan, kabule değer nitelikte görülen Başsavcılık itirazının KABULÜ ile aleyhe temyiz istemi bulunmadığı da gözetilerek Daire kararının kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy