(765 S. K. m. 29)
Sanığın, 7.1.1997-22.12.1997 tarihleri arasında kendiliğinden dönmekle son bulan firar suçunu işlediği hususunda kuşku olmayıp. Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki anlaşmazlık temel cezanın asgari hadden tayininde gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
Askeri Mahkemece, belirtilen tarihlerdeki on bir ay on beş günlük firar süresi kısa kabul edilerek temel ceza asgari hadden tayin edilmiş iken, Askeri Savcının aleyhe temyiz itirazını inceleyen Dairenin bozma ilamında, bu konuda bu güne kadar belli bir kriter konulamadığı vurgulanmakla beraber, suç süresinin kısa olduğunun kabul edilmesi isabetsiz görülerek hükmün bozulmasına karar verildiği görülmektedir.
Yasa hükümleri incelendiğinde; 477 sayılı kanunun 50/A maddesinde altı gün içinde kendiliğinden gelen kaçakların eylemi kısa süreli kaçma, As. C.K.nun 66/1-a maddesinde kıtasından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden altı günden fazla uzaklaşanların eylemi firar olarak nitelendirilmiş ve bu kanunun 73 ncü maddesinde de, kaçakların altı hafta, seferberlikte bir hafta içinde kendiliğinden geri gelmeleri halinde verilecek cezanın yarıya indirileceği öngörülmüş bulunmaktadır.
Firar süreleri konusunda yasalarda başka bir düzenleme olmadığından, firar süresinin uzunluğu mahkemelerce cezanın takdiren arttırılmasını gerektiren bir neden olarak kabul edilebilmekte ve Askeri Yargıtay İçtihatlarında da, bariz bir zaaf bulunmadıkça bu takdire dokunulmadığı, ancak, bu hususta objektif ve somut bir kriter de konulamadığı görülmektedir.
Bu çerçevede meseleye bakıldığında; sorgu ve savunmalarında, ailevi sorunları nedeniyle firar ettiğini beyan eden ve askerlik hizmetini tamamlamak üzere kendiliğinden kıtasına katılan sanığın, on bir ay on beş günlük firarının cezanın teşdiden tayinini gerektirecek kadar uzun süreli kabul edilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı, mahkemenin bu takdirine ilişmemek gerektiği sonucuna oyçokluğu ile varılmıştır.
Askeri Mahkemece bozma kararından sonra gerekçeye direnme gerekçesi olarak eklenen "mahkememizce bir yılı aşkın tüm firar suçlarının uzun süreli, bir yılın altındaki tüm firar suçlarının da kısa süreli olarak değerlendirildiği" şeklindeki gerekçenin hukuki bir dayanağı bulunmadığı ve böyle bir genellemenin cezanın ferdileştirilmesi müessesesi ile de bağdaşmadığı açık olmakla beraber, bu husus bozmayı gerektirecek nitelikte görülmemiş ve tenkitle yetinilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy