(1632 S. K. m. 85)
Dosyada mevcut delil durumuna göre; olay tarihi olan 26.07.1999 tarihinde Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı'na vekalet eden mağdur Yzb. Z.B.'nin emrinde sivil memur olarak görevli olan sanık A.Ç.'nin, olay günü saat 17.00 sıralarında, İl Jandarma Komutanlığı Personel Şube İdari İşler odasında adli bir olay sebebiyle J.Bşçvş Z A nın ifadesini İl Jandarma Komutan Vekili sıfatıyla almakta olan mağdur Yzb. Z.B.'nin tutanak kâtipliğini yapan J.Kad Bşçvş. H.Ş.'nin kapıyı tam olarak açmadan "Hüsamettin bey, hadi gelmiyor musun" diye çağırması üzerine, mağdur Yzb. Z.B.'nin sanığa hitaben "Bu ne terbiyesizlik, görmüyor musun ifade almaya çalışıyoruz, tamam gelecek" diyerek kapıyı kapattığı, ifade alındıktan sonra, sanığın bulunduğu Harekât ve Asayiş Şube İdari İşler odasına gittiği, odada bulunan sanığın ayakta, hafif masaya dayanmış ve kolları göğüs hizasında birbirine kavuşturulmuş vaziyette olduğu, Yüzbaşı içeri girdiğinde de duruşunu değiştirmediği, Z.B. Yüzbaşı'nın "şimdi söyle ne diyorsun" diye sorması üzerine sanığın " sen ne diyorsun yahu, ben seni görmedim yahu" diye cevap verdiği, askeri örf ve âdete uygun şekilde durması, konuşmasına ve davranışlarına dikkat etmesi konusunda uyarılmasından sonra ellerini
yana bıraktığı, akabinde Mağdur Yüzbaşının sanığı odadan çıkardığı, bilâhare kendi odasına giderek, Er M.T. vasıtasıyla sanığı odasına çağırdığı ve âmiri olan birisi ile neden bu şekilde saygısızca konuştuğunu sorduğu, sanığın "Ben sana saygısızlık yapmadım, sadece Hüsamettin başçavuşa bir şey sordum, senin odada olduğunu görmedim" dediği, mağdur Yüzbaşının sanığı odasından çıkarmasından sonra, arkasından koridora doğru "Ben böyle bir terbiyesizlik görmedim, Allah belânızı vermesin" diye bağırdığı, sanığın da "Allah senin belanı versin" diye karşılık verdiği hiç bir kuşkuya yer vermeyecek biçimde sabit olup, esasen olayın bu şekilde sübuta erdiği konusunda hiç bir ihtilâf ve tartışma da bulunmamaktadır.
Ayrıca, oluş şekli yukarıda açıklanan olayda, Mahkemece ve Başsavcılıkça sanığın son olarak âmirine sarf ettiği "Allah senin belânı versin" sözüne kadar olan safhada, âmirine karşı olan söz ve davranışlarının Âmire Saygısızlık disiplin suçunu oluşturduğu kabul edilmekte, buraya kadar Başsavcılık ile Daire arasında bir uyuşmazlık bulunmamakta, ancak sanığın âmirine karşı saygısızlığını sürdürürken âmirinin kendisine karşı sarf ettiği "Ben böyle terbiyesizlik görmedim, Allah belânızı vermesin" sözü üzerine, sanığın "Allah senin belânı versin" şeklindeki sözünün Amire Hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığı konusunda ihtilâf doğmuştur.
Başsavcılığın görüşüne göre, sanığın bu sözü Amire Hakaret suçunu oluşturmakta; Daire kararına göre ise, bu sözün, sanığın başlangıçtan itibaren devam eden saygısızlığını yoğunlaştıran, ancak hakaret niteliği taşımayan sözler olarak kabul edilmektedir.
Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; Türk Silâhlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği'nin 115 nci maddesi anlamında mağdur J.Kd.Yzb. Z.B.'nin ast'ı konumunda olduğu tartışmasız olan sanık Sivil Memur A.Ç.'nin Başsavcılıkça Amire Hakaret suçunu oluşturduğu ileri sürülen "Allah belânı versin" sözünün, tek başına değerlendirildiğinde hakaret niteliği taşımadığı tartışmasız olup, genel olarak, üst veya âmirin asta söylediği sözlerin hakaret teşkil etmesi hâlinde, bu sözün ast tarafından üste veya âmire aynen iade edilmesinin yerleşik uygulamalara göre üst veya âmire hakaret suçunu teşkil ettiği ve keza Başsavcılık Tebliğnamesinde belirtildiği üzere, bir fiilin veya sözün hakaret teşkil edip etmediğinin değerlendirilmesi yapılırken, içinde bulunulan ortam ve şartların dikkate alınması gerektiği pek tabiidir.
Bu bağlamda somut olaya dönüldüğünde, Daire'nin, eylemin Amire Saygısızlık suçunu oluşturduğuna ilişkin bozma ilâmında açıklandığı üzere, sanığın âmiri konumundaki Mağdur Yzb. Z.B.'nin, sanığın Astsb. H.Ş'yi (içeride Yzb. Z.B.'nin olduğunu fark etmeden) "Hüsamettin Bey haydi gelmiyor musun" diye çağırması üzerine Yzb Z.B.'nin "... Bu ne saygısızlık" diyerek kapıyı çarpmak suretiyle kapatması karşısında, sanığın Harekât ve Asayiş Şube İdari İşleri odasında bulunduğu sırada yanına gelen ve "Ne söyleyeceksen şimdi söyle" diyen Yzb. Z.B.e'ye karşı askeri disiplin ve terbiye ile bağdaşmayan hareketlerde bulunup "Sen ne diyorsun yahu, ben seni görmedim yav" tarzında sözler sarf ederek saygısızlıkta bulunmasından sonra kendisini odasına çağıran Yzb. Z.B.'nin kendisine bu davranışının sebebini sorduğunda, yine askeri disiplin ve terbiye dışı davranışlarla "Ben sana saygısızlık yapmadım, sadece H.Ş. Başçavuş'a bir şey sordum, senin odada olduğunu görmedim" dedikten sonra Yzb. Z.B.'nin sanığı odasından kovup arkasından "Ben böyle terbiyesizlik görmedim. Allah belânızı vermesin" şeklinde bağırması üzerine, 1956 Nizip doğumlu olup, tanık anlatımlarına göre diğer üstleriyle de yüksek sesle, senli benli konuşan, cahilce tavırları ve konuşmaları olduğu anlaşılan sanığın, Yzb Z.B.'nin kendisini terbiyesizlikle itham edip, arkasından hakaret olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan "Allah belânızı vermesin" sözüne karşılık olarak sarf ettiği ve yine niteliği itibariyle hakaret olarak kabulü mümkün olmayan "Allah senin belânı versin" şeklindeki sözün, Amiri olan Yzb Z.B.'nin amirlik otoritesini, makam ve şöhretini zedelediği, askeri kural ve terbiyeye, Örf ve âdete aykırı olduğu bu gerçek ise de, sanığın söz konusu ortam ve şartlarda sarf ettiği bu sözün; mahiyetinde, bir ölçüde âmirin otoritesinin, makam ve şöhretinin zedelenme sonucu da bulunan "Âmire Saygısızlık" suçunu oluşturduğu, ancak söz konusu söz ve davranışların Yzb Z.B.'nin namusuna, vakar ve haysiyetine ve kişiliğine saldırı niteliğinde olmadığı için eylemin Amire Hakaret suçunu oluşturmayacağı kabul edilmiştir. Esasen hiç bir Amire Saygısızlık suçu yoktur ki, yapılan saygısızlık sonucunda âmirin o yerde bulunanlar nazarında amirlik otoritesi, makam ve nüfuzu zedelenmiş olmasın Aksinin kabulü hâlinde, yani Amire Saygısızlık suçunun astların yanında işlenmesi hâlinde, normalde, mahiyeti itibariyle hakaret teşkil etmeyen ve ancak saygısızlık olarak kabul edilebilen bir fiilin Amire Hakaret olarak kabulü gibi bir sonuca ulaşılır ki, bu husus ceza hukuku ve ceza adaleti ile bağdaşmaz.
Ayrıca, Başsavcılık Tebliğnamesinde sanığın hakaret teşkil ettiği ileri sürülen "Allah senin belânı versin" sözü, Mağdur Yzb. Z.B.'nin sebebiyet verdiği münakaşa ortamında (Yzb. Z.B.'nin sanığa "Bu ne terbiyesizlik, görmüyor musun ifade alıyoruz... Ben böyle terbiyesizlik görmedim, Allah belânızı vermesin" şeklinde bağırması üzerine ki, bu husus mahkûmiyet hükmünde sanık lehine haksız tahrik kabul edilmiştir.) ve Yzb. Z.B.'nin soru ve uyarısına açıklık getirme ve karşılık verme tarzında ve bu amaçla sarf edildiği için, sanığın "Allah senin belânı versin" sözünü sarf ederken, Amire hakaret etmek kastı ile hareket ettiği de söylenemeyeceğinden, Daire'nin, sanığın söz konusu eyleminin Amire Hakaret niteliğinde olmadığına, sanığın Amire Hakaret etmek kastı ile hareket etmediğine ve söz konusu eylemlerin, sanığın Âmiri olan Yzb. Z.B.'ye karşı yoğun bir kasıtla işlenmiş Amire Saygısızlık suçunu oluşturduğuna ilişkin gerekçesine aynen iştirak edilerek, Başsavcılığın sanığın eyleminin (son olarak sarf ettiği Allah senin belânı versin sözünün) Amire Hakaret suçunu oluşturduğuna ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy