(353 S. K. m. 17)
Askeri Mahkeme ile Daire arasında ortaya çıkan sorun suç vasfına ilişkin ise de, yapılan inceleme sonunda sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün görev yönünden bozulması gerekmiştir.
Zira görüleceği üzere sanık hakkındaki dava, Kasten Adam Öldürmeye Tam Teşebbüs suçundan açılmış, Askeri Mahkemece yapılan yargılama sonunda aynı suçtan mahkûmiyet hükmü tesis edilmiş, Sanık Müdafiinin temyizi üzerine hüküm, Askeri Yargıtay 2 inci Dairesi'nce, eylemin Silâhlı Tehdit suçunu (TCK. 191/2) oluşturduğu gerekçesiyle vasıftan bozulmuş, Askeri Mahkeme ise, sanığın eyleminin Kasten Adanı Öldürmeye Tam Teşebbüs suçunu oluşturduğuna ilişkin olan önceki hükmünde dilenilmesine karar vermiştir
Ancak, bilindiği gibi, gerek Adam Öldürme veya Adam Öldürmeye Teşebbüs suçu, gerekse Silâhlı Tehdit suçu askeri suç olmadığı gibi Askeri suça bağlı bir suç da değildir, sanık, dava temyiz aşamasında iken, 3.2.2000 tarihinde terhis olmakla. Askeri Mahkemede yargılanmasını gerektiren ilgi kesilmiştir. Sanığın terhis olmasına rağmen, davanın Askeri Mahkemede görülmesine cevaz veren 353 sayılı Yasanın 13.10.1996 tarih ve 4191 sayılı Yasa ile değişik 17 inci maddesi (Askeri Mahkemede yargılanmayı gerektiren ilginin, davanın açılmasından sonra kesilmiş olmasının Askeri Mahkemenin görevini sona erdirmeyeceği hükmü) Anayasa Mahkemesi'nin 11.3.2000 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 1.7.1998 tarih ve 1996/74 Esas, 1998/45 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan, suç askeri suç olmadığı hâlde, suçun asker kişinin asker kişi aleyhine işlenmesi nedeniyle 353 sayılı Yasanın 9 ncu maddesi uyarınca başlangıçta görevli olan Askeri Mahkeme, sanığın terhis olmasıyla birlikte görevsiz hâle gelmiştir.
Görev konusu, kamu düzeni ile doğrudan ilgili olup, davanın her aşamasında, öncelikle ve re'sen dikkate alınması gerekli olduğundan, hükmün görev yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy