(1632 S. K. m. 85)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulu'nca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, sanığın üstüne karşı sarf ettiği ve sübutunda kuşku bulunmayan "... Al bunu nerene sokarsan sok" ve "Eşekoğlu eşek, senin a... koyacağım, sen kendini ne zannediyorsun, seni anandan doğduğuna pişman edeceğim" şeklindeki sözlerin tek bir suç mu yoksa iki ayrı suç mu oluşturduğu hususuna ilişkin bulunmaktadır.
Sanığın, üstü durumunda bulunan Yzb. DA. tarafından savunması alınmak üzere kendisine savunma yapma yazısı gönderilmesi üzerine, bu yazının eline geçmesinden kısa bir süre sonra doğruca Yüzbaşımın odasına geldiği, izinsiz olarak odaya girdiği bölükte görevli olan astsubaylarla makam odasında toplantı yapmakta olan Yzb B.A.'nın masasına doğru elindeki savunma yazısını fırlatıp, "Al bunu nerene sokarsan sok" dediği, odada bulunan astsubayların, Yzb. B.A.'nın Bölüğü'nde görevli Bölük Yazıcısı ve Habercisi olan erlerin araya girmesi ve sanığın odadan uzaklaştırılmak istendiği sırada da sanığın Yüzbaşı'ya karşı "Eşekoğlu eşek, senin a., koyacağım, sen kendini ne zannediyorsun, seni anandan doğduğuna pişman edeceğim" dediği dosyadaki tanık ifadelerinden hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde anlaşılmakta, esasen sübut konusunda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Sanığın üstü olan Yüzbaşı B.A.'a karşı sarf ettiği mahiyeti yukarıda aynen yazılı olan sözlerin tek bir suçu mu (Üste Hakaret -As.C.K Md.85) oluşturacağı, yoksa üste hakaret suçu ile beraber ayrıca Kavli Tehdit Sureti ile üste hürmetsizlik suçunu da (As.C.K. Md.82) oluşturup oluşturmayacağı hususu incelendiğinde;
Türk Ceza Kanunu'nda "Hakaret", "Sövme" ve "Tehdit" suçları düzenlenmiş olmasına rağmen ast, üst, âmir ilişkisine önem veren, askerliğin temelini Disiplin ve İtaat olarak kabul eden Türk Silâhlı Kuvvetleri'nin askerlik anlayışına uygun olarak "Hakaret" ve "Kavli ve Fiili Tehdit Sureti ile Üste Hürmetsizlik" suçları Askeri Ceza Kanunu'nda unsurları ve cezası da gösterilerek ayrı bir suç olarak ayrıca düzenlenmiştir. Bu Askeri Ceza Kanununun sistematiğinin ve bu eylemlerle ilgili "Suç" anlayışının Türk Ceza Kanunu'ndan farklı olmasının, bu hususa verilen önemin bir sonucudur. Kanun Koyucu Asker kişilerin birbirlerine karşı işledikleri "Hakaret" ve Tehdit" suçları yönünden Türk Ceza Kanunu'nun düzenlemesinden ayrılmak lüzumunu imiş, bu hususlarda "Özel" düzenlemeler yaparak bu hususa verdiği önemi göstermiştir.
Bu genel açıklamadan sonra inceleme konusu olaya bakıldığında; sanığın üstüne karşı söylediği ve hakaret teşkil etliği hususu tartışmasız kabul edilen sözlerden kısa bir süre sonra ve Ayrıca "Seni anandan doğduğuna pişman edeceğim" şeklinde sarf ettiği sözün,
a) Ayrı bir suç olarak ve müstakilen oluştuğu kabul edilen Hakaret suçunun "Unsuru" ve "Şiddet sebebi" olmaması,
b) Askeri Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç olarak düzenlenmiş olan "Kavli Tehdit" suçunun (As. C.K. Md.82) oluşması için Türk Ceza Kanunu'nda kabul edildiği gibi tehdidin belli bir ağırlıkta ve ciddi boyutlarda olmasının gerekmemesi (Kaldı ki bu olayda tehdit hem ciddidir, hem de belli bir ağırlıktadır),
c) Oluşa göre sanıkta üste hakaret suçundan ayrı olarak "Kavli Tehdit" suçunu (As. C.K. Md.82) işleme kastının olduğunun ve sanığın Hakaret suçundan ayrı olarak bu kasıtla da hareket ettiğinin kabul edilmesinin gerektiği,
Hususları birlikte nazara alınıp değerlendirildiğinde, sanığın yukarıda açıklanan eylemlerinin sadece "Üste Hakaret" suçuna değil, bu suçla beraber ayrıca ve müstakilen oluşan As. C.K.nun 82 nci maddesinde düzenlenmiş olan "Kavli Tehdit Suretiyle Üste Hürmetsizlik" suçuna da vücut verdiğinin, bu suçun da ayrıca ve müstakil bir suç olarak oluştuğunun kabulünün gerektiği sonucuna varıldığından, Daire'nin bu gerekçelere dayanan Bozma kararında isabet görüldüğünden, Başsavcılığın yerinde görülmeyen itiraz sebeplerinin reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy